Suruç Bize Ne Söylüyor?

Dünyanın en ilkel, en kirli, en rezil, en cahil dâvâsı, ırkçılık/ulusalcılık dâvâsıdır.

İşte bugün “üst akıl” diye isimlendirilen uluslararası güçler, ülkemizi ve İslam coğrafyasını yine bu mel’un düşünceyle vuruyorlar. Dün Osmanlıyı yıkan bu düşünce, bugün tine kaf,rleri memnun ediyor. Yeni yeni küçük devletler ile rahat yutulacak lokmalar hazırlıyorlar kendilerine.

Patlayan bombalar, sıkılan kurşunlar, terör ve dökülen kanların arkasında hala ırkçılık var. İsim ve cisim başka da olsa o habis katil değişmiyor.

Şu ülkenin manzarasına bir bakınız. Müslüman bir memlekette böyle şeyler olur mu Allah aşkına?

Aralarında din kardeşliği ve iman bağı oluşmuşken, birbiriyle kaynaşıp tevhid birliğini meydana getirmişken, kavmiyet dâvâsına kalkışmak, lanetlenmiş cahiliyyet dâvâsından başka bir şey değildir. Mü’min olmuş her insan, cahiliyyete aid olan her dâvâyı ayaklarının altına almak zorundadır.

Ama bu sözümüz, Müslümanlıktan önce Marksistliği, sosyalistliği, faşistliği öne çıkarmış bir zavallıya ne ifade edebilir ki?

Hadisler, Müslümana bir mana ifade eder. Ve hadisler bu konuda çok tavizsizdir: Nebî (sav) buyurdular:

 “Allah, Zekeriya oğlu Yahya’ya beş şey ile amel etmesini ve Benî İsrail’e bildirip onların da amel etmelerini emretmesini emretti.”

Sonra onları saydı ve sözüne şöyle devam etti;

 “Ben de, Allah Teâlâ’nın bana emrettiği beş şey ile sizlere emrediyorum: Meşru emirleri dinlemek ve itaat etmek, cihad, hicret ve cemaat. Her kim ki bir karış cemaatten ayrılırsa, tekrar dönünceye kadar İslam bağını boynundan çözüp atmıştır. Kim cahiliyet davası olan ırkçılığa çağırırsa, hiç şüphesiz o, cehenneme diz üstü çökmüştür.”

Denildi ki: “Namaz kılsa, oruç tutsa da mı?

Buyurdu ki: “Namaz kılsa, oruç tutsa, hatta kendini Müslüman saysa da.”( Tirmizi, 2863. Elbanî, Sahihu’l Cami’, 567.)

Hal böyle iken bir de o uğurda savaşmanın dinde asla bir mazereti olamaz.

Cabir b. Abdullah (r.a.)dan rivayet edilmiştir: Biz Asr-ı saadette (Benî Mustalik Gazvesi esnasında) idik.  Bir kuyu başında bir Muhacirî bir Ensarîye vurdu. Ensarlı:

- “Ey Ensar, imdat” diye bağırınca, Muhaciri de

- “Ey Muhacirler, imdat” diye bağırdı.

Olayı duyan ve yetişen Peygamberimiz:

“Ben aranızda olduğum halde hala mı cahiliyye davası? Bırakın bu kokmuş davayı!” buyurdu.

Ebu Hüreyre (r.a.)’ın rivayetiyle şöyle buyurur Rasulullah (s.a.s.):

“Her kim körükörüne (çekilmiş) bir sancağın altında harbeder, bir asabe namına kızar, yahud bir asabeye davet eder veya bir asabeye yardımda bulunur da öldürülürse, bu da, bir cahiliyyet ölümüdür.

Her kim benim ümmetime karşı çıkar, iyisini-kötü­sünü vurur, mü’minden çekinmez, ahid sahibine verdiği sözü de yerine getirmezse o, benden değildir, ben de ondan değilim.”( Sahih-i Müslim, Kitabu'l-İmare, B.13, Hds.53.; Sünen-i İbn Mace, Kitabu'l-Fiten, B.7, Hds.3948.; Sünen-i Neseî, Kitabu Tahrimu'd-Dem, B.27, Hds.4097;  et-Taberî, A.g.e., C.7, Sh.517.)

Hiç şüphesiz ırkçılık ve asabiyete davet, onun yolunda savaşmanın başlangıcıdır. Bu yüzden hadislerde bu iki konu yan yana beraberce zikredilmektedir: 

“Asabiyet dâvâsına kalkışan (ırkçılık yapan), onu yaymaya çalışan, bu dâvâ uğrunda mücadele eden kimse bizden değildir.”(Ebu Davut, Edeb, 121.)

Hz. Peygamber (s.a.s), "ırkçılık davasına kalkışan bizden değildir, ırkçılık üzerine savaşa girişen de bizden değildir" buyurarak böyle bir kişinin yerini tespit etmiştir.( Müslim, İmare, 53, 54, 57, Suyutî, Camiu’s Sağir, 7684.)

Yine Peygamber Efendimiz (sav) buyururlar ki: “"Kim hevâsına uyarak bâtıl yolda cenkeder, kavmiyetçiliğe (asabiyet) çağrıda bulunur veya kavmiyetçiliğin sevkiyle öfke ve tehevvüre kapılırsa, câhiliyye ölümü üzere (kâfir olarak) ölür."( İbn Mâce, Fiten 7.)

“Cahiliyyet ölümünden” murad, Allah bilir ya, dinsiz ölür gider demek değildir. Belki asi, günahkar, serseri olarak ölür ve cezayı hak eder demektir. Elbette ilgili ayetleri inkar etmedikçe, beğenmeyip aşağılamadıkça. Yoksa, insanların bir asıldan, bir erkek ve dişiden eşit yaratıldığını, bütün inananların kardeş olduğu hakikatini ifade eden ayetler inkar edilir veya beğenilmez, aşağılanarak atılırsa, orada zerre kadar imandan söz edilemez. Kesin ayetleri inkar ve hakaretten dolayı bu ırkçı kişi o zaman hiç şüphesiz kesinlikle kafir olur.

Türk Kürt Arap vs. bu kokuşmuş bataklıktan çıkmadıkça bize rahat yüzü yoktur.

Suruç bize “kurtuluş İslamda” diye haykırıyor. Ama duyana…

Tüm Yazılar