Kendi Dünyamıza Dönmeliyiz
Asırlar öncesinde insanlık, rehbersiz kaldığı uzun bir karanlık fetret döneminden sonra elinde ilahî vahiy olan Kur’an’la gönderilen Hz. Resulullah (sav) ile yepyeni bir aydınlık döneme bırakır kendini. Bu sonsuza kadar sürecek, zayıflasa da asla ortadan kalkmayacak, ebediyen var olacak bir aydınlıktır. Allah Teâlâ’nın biricik dini olan İslam. 

Yirmi küsur yıl gibi kısa bir dönem içinde dünyanın bir benzerini görmediği, belki de bir daha göremeyeceği bir devrimle insanlık bereketli bir medeniyete ermiştir.

Bu müthiş İslam Devrimi ilimle, ahlakla, kültürle aklı başında insanları iknaya çalışırken, diğer taraftan karanlıklardan çıkar uman ve onun devamı için savaşanlara da kılıçla adalet ve düzen sağlamıştır. Bilgi, adalet ve gücün izdivacından doğan yeni bir uygarlık bütün kavimleri şefkat, merhamet kucaklamıştır. Bu mutluluk medeniyetinin temelinde önce Kur’an vardır.

Sonra onun canlı bir açıklayıcısı, yorumlayıcısı ve uygulayıcısı olan sünnet vardır. Daha sonra temel ilkelerini bu iki kaynaktan aldığı kurallarla beşerin aklını ve ihtiyacını birleştiren müçtehitlerin ortaya koyduğu usul ve kanunlar manzumesi olarak hukuk vardır. Bundan sonra da, hukuku pratikte mutluluğa dönüştüren, sımsıcak ilişkileriyle cemiyeti sarıp sarmalayan, sevgi ve şefkatla düzenleyen ahlak vardır, erdem vardır, fazilet vardır. Böylece başkasına iyilik, ikram ve lütufkar olmak, daima hukukun önünde olacak, asla unutulmayacak, ihmali ayıp sayılacaktır.  

Bütün bunların arkasında bilinçli olarak dini benimseyen bir halk vardır, yani Müslümanlar vardır. Ve de onların kurup yönettiği bir  devlet vardır. Orada ilim en büyük payedir. Alim, en hürmet gören insandır. Çünkü en faydalı insandır. Beşikten mezara kadar bir ilim seferberliği vardır. Eğitim ücretsizdir ve halkın gündelik yaşamının içindedir.

Bu bereketli geçen yüz yıllar içinde binlerce alim,  milyonlarca kitaplar yazmıştır. Din, siyaset, hukuk, eğitim, kültür, sanat, tarih, tıp, mühendislik, matematik, astronomi, fizik, kimya, dil ve edebiyat dallarında milyonlarca insana eğitim ve öğretim imkanları alabildiğine sunulmuştur. Ülkeler arasında sınırlar yoktur. Bütün inananlara açık olan İslam dünyasında kervanlar alim, öğrenci, kitap ve kağıt taşınmıştır bir uçtan bir uca. Elle yazılan kitaplar, çarşılarda okuyucusunun aşk ve hasretle yollarını gözlediği sevgililer olmuştur adeta. Kütüphaneler açılmış, kıraathaneler oluşmuş, meclisler akdedilmiş, her yeni yazılanlardan anında haberdar olunmuştur.

Hudutlardan kılıçlarla girilse bile yeni ülkelere, adalet sayesinde insanlar yeni dini tanıdıkça yürekten benimsemişler. İslam halklarla savaşarak değil, halkları yerli zalim ve zorbalardan kurtararak yayılmıştır.

Ne işimiz var Batı Medeniyetinde. Ne hayır var kafirler gibi yaşamada. Bizim medeniyetimizden üstün neleri var ki?

Hiç!..

Bir an evvel kendi dünyamıza dönmeliyiz
Tüm Yazılar