Bir Çift Soru

Siz hiç kendi kendinize “ben neden Müslümanım?” diye sordunuz mu? Sormadıysanız biz soralım; sahi, yeryüzünde bu kadar din varken, siz, neden İslam’ı seçerek Müslüman oldunuz?

 

Diyelim dininizi siz seçmediyseniz. Aileniz sebebiyle anadan doğma Müslümansanız.  İyi ama daha sonra akıl ve büluğa erince iradeli bir tercih yapmadınız mı? Bu “Müslüman oluş nedendir?” diye düşünmeniz gerekmez mi?

 

Acaba ülkemizde kaç insan, “ben neden Müslüman oldum?” diye düşünmeden yaşıyordur? Bu kadar düşünmeye değer olmayan bir şeyin yanındaki kıymeti ne olabilir? Yani Müslüman olmak ne kadar bir değer ifade ediyordur kendisi için? Mesela kaybederse ne kadar üzülür? Ya da şöyle soralım; hayatında ne değişir? Ya da şöyle soralım; kaybetmeme uğruna neleri ne kadar göze alabilir? Bu konuda ciddiyetini hiç düşünmüş ve değerlendirmiş midir?

 

Herkesin bir dünya görüşü vardır elbette. Bir yaşama biçimi, bir birey ve toplum anlayışı, beklentisi bir sosyal yaşama ve yapılanma vardır herhalde. Kullandığı kavramlar, dikkat ettiği ilkeler, hayat tarzı, sosyal yapısı ile İslam arasında bir karşılaştırma yapmış mıdır acaba insanımız? Yaşadığı hayata İslam’ın onayı nedir biliyor mu acaba?

 

İslam’ın siyasi gücünü ve dünya düzenindeki etkisini kaybettiği günden beri İslam karşıtlarının pazarlık gücü kuvvetli, elleri sağlam, teklifleri cazip ve kurnazcadır.

 

Kurnazcadır, zira İslam’ı yok etmek için, Müslümanlara “kâfir ol” demiyorlar. Onun yerine, “din dışı bir hayat yaşa” diyorlar. Bunun için “seküler” bir hayatı ve yönetimde “laik” olmayı teklif ediyorlar. Daha doğrusu teklif değil, icbar ediyor, dayatıyorlar. Bu dayatmanın araçları ise arka planda cebir ve şiddet, terör ve savaş, ekonomik ambargo, hatta bizzat işgal ve katliamdır. Ön planda ise “demokrasi, laiklik, özgürlük, eşitlik, insan hakları, çağdaşlık, aydınlanma, bilimsellik, hurafelerden kurtulma” gibi yaldızlı kavramlardır.

 

Bence bunlar içinde en vurucu kavram ise “laikliktir”. Amaç, Müslümana, Müslümanca bir hayat yerine, dini önemsemeyen, hatta öteleyen, yok sayan, din dışı bir hayat yaşatmaktır. Yani Allah’ı hesaba katmadan, Allah’tan bağımsız, keyfine göre, özgürce ve dilediğince yaşamak! Çağ, “insanın özgürlüğünden” şunu anlıyor:

 

“Allah Teâlâ’ya kulluktan kurtulma, Dinin kanunlarından, şeriattan, helal haramından bağımsız yaşama”.

 

Kendisinin Müslüman olduğunu söylediği halde tıpkı batılı bir kafir gibi inanıp yaşayan insanları görünce ister istemez “kafir Müslüman” gibi yeni bir kavram geliyor dilimizin ucuna ama söylesek vay, söylemesek vay. Siz ne dersiniz; söyleyelim de çarpıcı bir şfade olarak biraz düşünmeye mi sevk etsin, yoksa hiç kimsenin kafa konforunu bozmayalım, yanlış anlaşılmalar ile kafa yormayalım mı?

 

Hangisi bizim için daha faydalıdır acaba?

 

Tüm Yazılar