Yasak mı Önceliklidir Serbestlik ve Özgürlük mü? 1

ABDnin Teksas eyaletinde geçtiğimiz nisan ayında öğretmen Alexandria Vera, 13 yaşındaki erkek öğrencisiyle cinsel bir ilişki yaşadığını itiraf etmiş. Hakkında yasal işlem başlatılan bayan öğretmen 30 yıl hapis cezasına çarptırılmış.

Mahkeme belgelerinde, öğretmenin öğrencisiyle hemen hemen her gün ilişkiye girdiği ve bu durumu saklamak gibi bir gerekçe de görmedikleri belirtiliyor. 13 yaşındaki öğrencisinden hamile kalan Vera, kürtaj yaptırdığını da itiraf etmiş. (http://www.habervaktim.com/haber/491782/ogrencisinden-hamile-kalmisti-akibeti-belli-oldu.html)

Haberi okur okumaz ilk yorumum şu oldu: “13 yaşında cinsel ihtiyacı başlayan insanın bu ihtiyacını nasıl karşılayacağı hakkında devlet ve eğitim sistemi olarak neler öneriyoruz? Herkese "18 yaşına kadar bekle" demek ve evlenmeye yasak getirmek herkes için geçerli bir doğru mudur? Herkesin bedeni ve malî durumu nikaha müsait olamayabilir, tamam, isteyen olana kadar erteleyebilir,  ama ya olanlara niye yasak var? Öncelikli olan hak ve özgürlükler mi, yasaklar mı? Herkes kendini bir test etsin”.

Bir sevgili kardeşimiz bir zaman İslam Fıkhının bir kuralını anlattı. İslam’ın insana sunduğu yararı ve özgürlüğü anlatmak istemişti. Ama ne İslam’dan, ne fıkıhtan, ne hak ve özgürlüklerin önceliğinden anlamayan, ancak yaşadığı Batı tipi hayat tarzını bile inkar ederek sadece yazılı Batı hukukuna bakan, ne dediği ile ne yaşadığı arasındaki farkı bile anlamayan, çifte standartı ilke olarak içine sindirmiş, tek kuralı bu ülkenin yerli değerlerine karşı çıkmak olan sözde “aydın” denilen karanlık adamların linç girişimine maruz kaldı. Bu arada bizim cepheden de gül yerine küfür atanlar bile oldu. Maalesef seviye bu.

Allah Teâlâ’ya hamd olsun bizi insan yarattı. Sonra önce akıl verdi, sonra büluğa eriştirdi. Önceleri kızlı oğlanlı oynardık. Sonra belli bir yaşa gelince kızlar “kız içinde oğlan eşek” demeye ve bizden ayrı oynamaya başladılar. Bizim de onların da vücutları değişmeye başladı. Ve biz karşı cinse bakarken adına “şehvet” denen yeni ve çok cazip, çok güzel bir duygu ile karşılaştık. Yaşımız 12 ve yukarısı olduğunda nikah düşen bir kıza bakarken utanmaya, kızarmaya, terlemeye, sıkılmaya, sesimizin titremesine tanık olduk. Yaşımız 15’lere geldiğinde “çocukluk aşkı” denen bir “kara sevda” ile tanıştık. Evlenmenin ne olduğunu, ailede kardeşlerin nasıl çoğaldığını iyice anlar olduk. Çocukken oynadığımız evcilik oyunlarını bıraktık ve yeni uyanan duygumuzu, dolayısıyla evlenmeyi düşünmeye başladık.

İyi ama o yaşta nasıl evlenecektik? İstemek yetmiyordu, maddî manevî  imkan da gerekiyordu…

(Devam edecek)

 

Tüm Yazılar