Ak Partiyi Eleştiremez miyiz? 5

Eleştiri, bir insanı, bir kurumu, bir eseri, bir konuyu doğru ve yanlış yanlarını bulup göstermek amacıyla her yönden inceleme, tenkit etme, kritik etme, yani araştırma ve değerlendirme işidir. Ciddi bir iştir ve iyi yapılırsa çok da faydalı olur.

İlkesel olarak soralım; eleştiri bir hak mıdır?

Evet!

Eleştiri düşmanlık mıdır?

Asla!

Biz de zaman zaman Ak Partiyi ve hükümetlerini eleştiriyoruz. Yani iyi ve kötü yaptıklarında gerekçeleriyle birlikte fikrimizi söylüyoruz. Bu ne ona yağcılık ve dalkavukluktur, ne de düşmanlık. Cahiller böyle değil de başka türlü anlıyormuş, ne önemi var?

Ak Partinin iktidara yürüyüşünü hep beraber izledik. Recep Tayyip Erdoğan ismine karşı oluşan sevgi seli, daha parti kurma aşamasında iken şehirleri çoktan aşmış, dağlara taşlara ulaşmıştı. Biz tebliğ amaçlı uzak yakın köylere gittiğimizde, vaaz ve sohbet sonrasında oturup konuştuğumuz insanlar hep bunu soruyorlardı. Biz de tebliğimize siyaset karıştırmama adına daha çok dinlemede kalıyor ve hayret ediyorduk; böyle bir sevgi nasıl oluşabilir?

Bunu düşündük tabi. Bu işin bir zahir, bir de batın yanı olabilir. Zahir yanı ile Tayyip Bey Selametten Fazilete gelen çizginin içinde birisi olarak engin siyasi tecrübelere sahip, sağlam ve ilkeli adımlar atabilir. Dünya dengeleri ile oturup “kazan kazan” türü pazarlıklara girişebilir. Nitekim partisi iktidara geldiğinde kendi milletvekili değildi ama ABD ve AB’de tabiri caizse krallar gibi karşılandı.

İşin batınına gelince o yıllarda, özellikle de 1996 dan dan sonra Türkiyeli Müslümanlar çok büyük eziyet ve işkencelerden geçtiler. Hem İmam Hatipli gençler, hem başörtülü kızlar, hem bütün STK’lar amansız bir baskı ve zulümle kan ağladılar. Çok insan gece seherler boyu ağlayarak Allah Teâlâ’ya yalvardı. Gözyaşları ve titrek seslerle mazlumların duası arş-ı alayı titretti. Ve Allah Teâla o zamana kadar görülmedik bir zafer yaşattı mazlumlara. Bayram ettiler.

Bu iktidarla ilk on yıl içinde baskılar bitti. İşkenceler kalktı. Hak ve hürriyetler herkese verilmeye başladı. Sistem ırkçı kimliğinden kısmen kurtuldu. Kürt sorununu neredeyse bitirdi. Ekonomi düzeldi. Enflasyon ve faiz düştü. Sosyal refah arttı. Devlet ve STK’kar fakir fukaraya daha çok yardım yapmaya başladı. Özellikle de Milli Eğitim, sağlık ve ulaşımda dev adımlar atıldı. Bu yüzden halk üst üste bu partiyi tekrar seçti. Halk deli değildi. Neden hala Ak Parti diyor? Bunu başta muhalefet olmak üzere herkes düşünmeli.

Ama bu arada bazı yanlışlar da yapıyordu. Normaldir; iş yağan yanılabilir. İyi niyet varsa sonra düzeltilir. Ama bazı konular yanlışı kaldırmaz. O zaman yanlışa yanlış demek gerekir. Yanlışa doğru demek zırvadır ve zırva tevil götürmez.

Biz aydınlar, toplum içinde sorumluluğu olan insanlarız. İyiyi de kötüyü de gördüğümüzde eleştiri hakkına sahibiz herkes gibi. Belki herkesten biraz fazla da.

Evet, âlimler ve aydınlar toplum adına genel yönetimi denetleyen insanlardır. İyilik gördüklerinde teşekkür ve dua eder, kötülük gördüklerinde uyarır ve doğrusunu öğretirler. Onlara düşen ne yağcılık ve dalkavukluk, ne de körü körüne muhalefettir. Onların ölçüsü ilimdir. Bu bakımdan akıllı insanların âlimleri desteklemeleri daima kendi faydalarınadır. Cahiller ise âlimlere akıl ve ilim vermeye kalkışırlar. Farkı fark etmek gerekir.

Şimdi Ak Partiyi biraz eleştirecek ve ona hatalarını göstererek “böyle yapma” diyeceğiz. Bu ona düşmanlık değil, aslında iyiliktir. Ona ve vatana, millete.

(Devam edecek)

 

 

 

Tüm Yazılar