Evlenmek Yasak Zina Serbest Öyle mi? 7

Önce Ak Parti’nin şu tartışmalara sebep olan kanun tasarısını bir görelim isterseniz. “Gündem değişti” diyenlere, “ama ana sorun devam ediyor” deriz.

Milliyet gazetesinden okuyoruz:

“Türk Ceza Kanununda, Cinsel istismar suçunda mağdur ile failin evlenmesi halinde fail hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya cezanın ertelenmesine imkan veren düzenleme TBMM Genel Kurulunda tartışmalara yol açtı.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Mecliste tartışmalara neden olan Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısıyla ilgili düzenlemeye ilişkin "Düzenleme; cebir, tehdit, hile ve iradeyi sakatlayan başka bir sebeple birlikte olanları, yani tecavüzcüleri kesinlikle kapsamamaktadır. Sadece dışardaki kadının, içerdeki kocanın, bu evlilikten doğmuş çocukların ve ailelerin mağduriyetini gidermeye yöneliktir" dedi.”(http://www.milliyet.com.tr/kadinlari-ayaga-kaldiran-onerge-siyaset-2346994/)

Kimileri bu tasarıya mal bulmuş CHP gibi atladı. Adını “Tecavüz Tasarısı” koyarak yeri göğü boş yere inletti. Oysa bir kaşık suda fırtına koparılıyordu. Türkiye’de sol muhalefetin her zamanki yaptığı yanlıştı. Olayı karma karışık hale getirip zihinleri bulandırmaktan ne utanır, ne usanırlardı. Çünkü yapacak başka bir şeyleri yoktu. Müzmin hastalıklarından vaz geçmiyorlardı. 

Sahi şu kanun taslaklarını yapanların dili ne kadar bozuk? Yaptıklarının anlaşılır olmasını mı istiyorlar, olmamasını mı, anlayamadık gitti. Buna rağmen Bakan olayı açıklamış işte:

“İki genç 18 yaşından önce düğün dernek yaparak evlenmişler. Kanun bu evliliği yasaklıyor. Fakat olayda cebir yok, tehdit yok, hile ve iradeyi sakatlayan başka bir sebep yok. Sadece yasaya muhalefet var. Koca hapiste, gelin ve çocuklar dışarda perişan. Hükümet bunun için bir kereye mahsus af getiriyor, o kadar.”

Getirmesin de kocalar içeride yok yere yatsınlar mı?

“Yatsınlar” diyenler, acaba, “18 yaşından evvel kimse cinsel ilişkiye girmesin. Kim dinlemez de ilişkiye girerse, o da yatsın” diyebilecekler mi?

Sonuçta kanunun konusu “küçük yaşta cinsel ilişkiye girmek” değil mi?

Kanunsuz olarak evlenmiş yapmış, evlenmeden yapmış, ne fark eder? Belki evlenerek yapanlar karı koca olarak bir sorumluluk üstlendikleri için daha az suçlu olmalı. Çok küçük bir ceza ile kurtulmalı.

Her neyse, bir daha soralım; eğer “18 yaşından küçük her cinsel ilişki yasaktır, cezalandırılır” diyeceklerse, ben de samimiyetlerine inanırım. Yoksa neyi savunuyorlar? “Evlenmek yasak zina serbest olsun, bunu mu savunuyorlar?

                                   *  *  *

Gelelim evlilikte yaş sınırlamasına. Beyler, bu ülkede bekaretin bozulma yaşı kaça düşmüş biliyor musunuz?

Ben bu yazıyı yazarken bir daha bakayım diyerek “Google”ye sordum: “Bekaretin izalesi yaşı kaça indi?”

Açılan sayfanın ilk iki sırası şöyle:

“SABAH - Yeni nesil bekaret yaşını 12ye düşürdü”

“Korkunç rapor! Bakirelik yaşı 9a düştü | GAZETE VATAN”

(https://www.google.com.tr/search?q=bekaretin+izalesi+ya%C5%9F%C4%B1+ka%C3%A7a+indi&oq=bekaretin+izalesi+ya%C5%9F%C4%B1+ka%C3%A7a+indi&aqs=chrome..69i57.22487j0j7&sourceid=chrome&ie=UTF-8)

Sabah, manşet altına şöyle yazmış: “Uğruna cinayetler bile işlenen bekaret, yeni kuşak için tabu olmaktan çıktı. Bekaret yaşı 12ye kadar düştü. Ancak bu kadar erken yaşta cinsellikle tanışmak doğru mu? Uzmanlar tereddütsüz Hayır diyor ve ekliyor: Sağlıklı cinsellik, 18 yaşından sonra yaşanır.”( http://arsiv.sabah.com.tr/ozel/genc2335/dosya_2335.html)

Vatan gazetesi ise turizm ile gelen “çocuk fuhşu” gerçeğine dikkat çekerek para için yapılan kepazelikleri anlatıyor.

Yazımızın ilk bölümünde Amerikalı bir bayan öğretmenin 13 yaşındaki öğrencisi ile birlikteliği, hamile kalışı ve kürtaj oluşunu yazmıştık.

Siz 13-15 yaşlarında cinselliğin azgın sularına kapılmış insanlara “18 yaşına kadar bekle” diyorsunuz, ama buna sabredip dayanacak din, ahlak, sağlık, sosyal hayat, kültür, kılık kıyafet, kız erkek birlikteliği gibi konularda iyileştirici eğitim vermeyeceksiniz. O zaman bekaretin bozulması yaşı 12’ye de iner, 9’a da iner. Siz de elinizden bir şey gelmeden “mal mal” veya “melül melül” bakarsınız.

Bütün bunlar bize hangi gerçekleri gösterir?

Sesli düşünelim isterseniz ama gelecek yazıda inşallah.

(Devam edecek)

 

Tüm Yazılar