Cinsellikle İlgili Bazı Tespitler 8

Bir önceki yazımızda bazı olayları, bilgileri sunmuş ve “bunun üstüne sesli düşünelim” demiştik.  Burada önce şu gerçeği tespit edelim, insanlarda cinsel isteklerinin bir doğuş yaşı vardır. Bu kızlarda ve erkeklerde, sıcak veya soğuk iklimlere göre değişebilir. Acaba bu yaş kaçtır?

Biz bu bilgileri çok şükür fıkıh kitaplarından biliyoruz. “Dünyada nasıl?” diye bunu önce kızlar için “Google”ye sordum: “Kızlarda adet yaşı kaçtır?”

İlk verdiği siteyi tıkladım. İşte aldığım bilgiler:

“Adet (regl) kanaması kızlarda genellikle 9-12 yaşları arasında başlar. İlk adet görülmesine menarş denir. 9 yaşından önce adet görülmesi erkendir.

… Kız çocuklarında ilk adet kanamasının en geç 14 yaşında başlaması gerekir. Adet kanaması dışında tüylenme ve göğüslerde büyüme gibi diğer ergenlik belirtileri başlamışsa adet kanaması için 16 yaşına kadar beklenebilir. Bu yaşlara kadar adet (regl) kanaması başlamamışsa vakit kaybetmeden doktora başvurulması gerekir.” (http://www.jinekolojivegebelik.com/2011/01/kizlar-adet-gormeye-kac-yasinda-baslar.html)

Yine “Google”ye sordum: “Erkeklerde buluğ yaşı kaçtır?”

Bu sefer bilimsel olsun diye dini siteleri atladım. Karşıma ilk çıkan din dışı site “wikisitesi” oldu. İşte onun soruya cevabı:

“Erinlik (Puberte): Erinlik, Latince pubertas (erkeklik yaşı) kelimesinden alınmış olup, ergenlik yıllarının başlangıcında hızlı değişikliklerin meydana geldiği dönemdir.

Erinlik (buluğ) dönemi ortalama 12 yaş civarında başlayan ve 12-18 ay kadar süren, çocukluğun sona erdiği, ikincil cinsiyet özelliklerinin görüldüğü ve ergenliğin başlangıcı sayılan bir dönemdir.

Bu dönemde boyca ve kiloca artış, özellikle el ve ayaklarda hızlı bir büyüme, erkeklerde sakal ve bıyıkların belirmeye başlaması, kızlarda göğüslerin kabarmaya başlaması, kalça genişlemesi vb. özellikler gösterir. Bu gelişmeleri takip eden ortalama 1-1,5 yıl içinde erkeklerde gece boşalması, kızlarda ise regl olayı gerçekleşir. Bu dönem ergenliğin başlangıcı olarak nitelenmekte ve kızlarda 14, erkeklerde 15 yaşına kadar sürebileceği belirtilmektedir.” (http://www.wikisitesi.com/bulug-cagi-nedir-bulug-cagi-kac-yasinda-baslar.html)

Hemen söyleyelim, dinimizin verdiği büluğa erme / ergenlik de aynı yaşlardır. Kızlarda 9, erkeklerde 12 yaş çok zikredilir. Şimdi bu yaştaki çocukların cinsel duyguları başlar başlamasına da, acaba hemen evlenebilir mi?

Meselenin bam teli burasıdır. Ya da zurnanın “zırt” dediği yer!

Bu sorunun net bir cevabı yoktur. Bu olay toplum, coğrafya ve iklim yapılarına, örf ve adetlere göre değişiklik gösterir. Hiç heyecanlanmadan konuyu sakin sakin konuşalım.

Biz şimdi şehirlerde yaşayan sanayi toplumu insanlarıyız. Bu yaşadığımız hayata göre o yaşlarda evlilik sorumluluğu almak mümkün ise de çok zordur. Dolayısıyla çok azdır, nadirdir. Çünkü büyük aile yapısı bölünmüş, çekirdek aile denen bir ev tipi ortaya çıkmıştır. Bir evde yalnızca ana baba ve çocuklar yaşar. Onun ötesindeki akrabalardan kimse kendisini sorumlu saymamaktadır. Herkesin işi ve sorumlulukları ayrıdır. Bu yüzden küçüklerin evlenmesi böyle bir hayat tarzında çok zordur.

Şimdi bir de köy yerinde çiftçilikle geçinen, yazın tarlada müşterek çalışan, ama uzun kış ve geceleri boyunca evin dışında pek iş bulamayan insanlarını düşünün bir. Varsa bir hayvanların bakımı veya halı kilim dokuma tezgahının başı. Hele bir de radyonun, televizyonun, internetin olmadığı zamanları düşünün. Evde zahire ambarı ve odunluk dolu ise koca ailede kimsenin kaygısı yok demektir. O zamanlarda acaba geçmek bilmeyen uzun kış gecelerinde insanlar, bize göre çok erken sayılan bir yaşta, mesela kızlarda 13 veya 15 yaşlarında evlenseler garip karşılanır mıydı?

Hayat üzerinde biraz araştırma yaparsanız, romanları, hikayeleri, masal ve efsaneleri azıcık okursanız, bunun çok da böyle olmadığını görürsünüz. Belki bu tasvip edilmez, ama bugünkü gibi infialli tepkiler de verilmez. İşte size dillerden düşmeyen bazı şarkılar:

Yemeni bağlamış telli başına

Zülüfleri düşmüş hilâl kaşına

Henüz girmiş onüç-ondört yaşına

Edâlı, işveli köylü güzeli

 

Gel seni, köylü kız, alıp kaçayım

Telli duvağına altın saçayım

Seni bu diyardan alıp kaçayım

Gözleri sürmeli köylü güzeli.

 

Başka örnekler mesela:

 

“On beş yasında da nazife de hanım…” 

“Benim bir sevdiğim var henüz onuç yaşında…” 

Bu şarkılardan anladığımız da 13 veya 14 yaşındaki bir kızın evlenebileceği, ama bunun pek de ana babasının rızası ile olmayacağı, dolayısıyla kaçırmanın gündeme gelmesidir. Elbette bu da tasvip edilemez. Ancak, bunlar için “alayı sübyancı” da denilemez!

Bu yüzden geçmişte yaşanan hayatı anlamadan bu ve benzeri şarkıların sözlerini değiştirerek okumak veya Kültür Bakanlığına bunları yasaklatmak için başvuru yapmak ve kendi ecdadını yersiz ayıplamak da neyin nesidir?

Her neyse, ama unutmayalım ki bugün bekaret yaşındaki düşüş için Sabah gazetesi 12, Vatan Gazetesi ise 9 yaşını veriyor istatistiklere bakarak. Siz de bir araştırma yapabilirsiniz?

Peki, bu neyi ifade eder?

Evlilik sadece cinsel ihtiyacın karşılanması mıdır?

Değilse, evlilik ile cinselliği yaşamayı birbirinden ayırmak mümkün müdür?

Buna din ne der?

Buna kanun, ahlak, sağlık, eğitim, sosyoloji ne der mesela?

Sabrınız varsa, uzun boylu düşünmeyi seviyorsanız, bu durumu beraberce değerlendirelim, ama gelecek yazıda.

(Devam edecek)

 

Tüm Yazılar