Aile Kurumu 1

Aile bir kadınla bir erkeğin karşılıklı rıza ile kurdukları sosyal bir kurumdur. İnsan mutlu olmak ve üremek amacıyla evlenir. Tabi bu evlilikler bir hukuk dahilinde kurulduğu gibi, icabında ayrılıklar da bir hukuka bağlı olacaktır. Çocukların doğumu, yetişmesi, nafakası, ölümlerde mirası gibi hususlar hep aile hukuku içinde işlenen konulardır.

Bir Müslüman için bu hukuk ancak İslam hukukudur. Evlenirken de boşanırken de bu hukuka göre hareket etmek onun bir iman borcudur.

İslam dininde nikah ile evlilik meşru görülmüş ve teşvik edilmiştir. Çünkü aile hayatı, bir yandan şehveti tatmin vesilesiyle üremeyi sağlarken, aynı zamanda insanlara mutluluk ve huzur da sağlar. Bu mutluluk ve huzura en büyük düşman hiç şüphesiz cinsel arzuların meşru tatminini yerine zinayı tercih etmektir. Zinaya ve ona götüren bütün fiilleri, mesela avret yerlerini açma, karşı cinse şehvetle bakma, dokunma, uygunsuz olarak karşı cinslerle beraber bulunma ve yalnız baş başa kalmayı yasaklamıştır. Hayvanlarla ilişki, el ile tatmin, homoseksüellik, sevicilik gibi cinsel sapıklıklar da haram kılmıştır.

İslam, evliliklere bir amaç ve terbiye getirmiştir. İnsanı eğitmede evliliklerin etkisi çok büyüktür. Bu evlilikten amaçlananın olabilmesi için karı ve koca karşılıklı olarak hak ve vazifelerine dikkat etmelidirler. “Dindarlık” evlilikte geçerli olan sihirli bir kelimedir.

Evlilik, hayatta karşılaşılan en büyük, en önemli bir olaydır. Böylesine sorumlu bir iş asla aceleye getirilmemelidir. Taraflar birbirini görmeli ve tanımaya çalışmalıdır. Ancak dinimizin getirdiği bu güzel izni kötüye kullanmamalı, flört adı altında evlenmeden önce cinsel eylemlerin hepsinden de kaçınılmalıdır. Boşanma ise yürütülemeyen evliliklerde son çaredir. İslam insanlara sabrı, tahammülü, iyi geçinmeyi, nimetin kadrini bilmeyi, sevilmeyen kadar beğenilen yerlerinde değerlendirilmeye alınmasını emreder.

Bir ailede genellikle ana baba ve evlatlar bulunur. Şimdilerde azalsa bile bazen dede ve nineler de aynı evde yaşarlar. Aile belki evi aşan bir kavramdır. O yüzden sorumluluk açısından akrabaları da aileye dahil edebiliriz.

Bir insan için eşin ve çocukların nafakasını temin için çalışma hem bir ibadet, hem de günahlara kefarettir. Harcadıkları da başkalarına sadaka vermekten daha fazla sevap getirir. Kıyamette iyilik tarafına ilk konan da genellikle hesaba katılmayan bu tür harcamalar, yani sadakalardır. Ailesini imkanı varken sıkan cimriler, insanların en kötüsü sayılırlar. Şer olarak bu onlara yeter. Peygamberimiz, varlıklı olduğu halde ailesini darlıkta yaşatanlara “bizden değildir” demiştir. Bu anlayan için büyük bir tehdittir.,
Tüm Yazılar