Kimdi O?

Haberi televizyonda görünce “Ah be kardeşim, böyle zamansız yapılır mı bu işler?” demek geldi içimden.

Hani bir zamanlar bir YÖK başkanı Erdoğan Teziç vardı ya, Rektörler yolsuzluktan yargıya düştü mü, bütün erkanını etrafında toplar ve top gibi gürlerdi basın toplantısında:

“Cumhuriyet Rektörleri suç işlemez. Yobazlar Cumhuriyet Üniversitelerini hedef alıyorlar. Maksatları Cumhuriyeti yıkmak, devleti ele geçirmektir.”

Sahi o zamanlar yolsuzluktan yargıya çağrılan her rektör de, etrafında öbeklenen gazetecilere avaz avaz bağırırdı:

“Ben cumhuriyetçiyim, ben laikim, ben Kemalistim diye böyle yapıyorlar”

Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün de onlardan öğrenmişti herhalde. Öyle slogan atarak gidiyordu ya “Ergenekon”a.

O zamanlarda Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Aşkın, Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi'ne tıbbi cihaz alımındaki ihalede usulsüzlük yaptığı iddiasıyla açılan soruşturma kapsamında 3 ay sonra tutuklanmıştı da ne gürültüler kopmuştu…

YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Aşkın’ın çete suçlamasıyla tutuklanması hakkında yaptığı açıklamada “Rektör Yücel Aşkın’a sahip çıkmakta kararlıyız. Aşkın’a sahip çıkmak, Cumhuriyete sahip çıkmakla eş anlamlıdır” demişti hatırlarsanız.

“Cumhuriyet Rektörleri suç işlemez”miş.

Ne savunma değil mi ya?

Diyelim işledi. Cumhuriyet bitti mi şimdi?

Şimdi Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Okudan böyle bağırmıyordu. Ama bir Cumhuriyet Rektörü daha polisler arasında Adliye binalarında sorguya çekiliyordu malesef.

Haberlerden öğrendiğimiz kısaca şöyle: “Konya ile birlikte 8 ilde eş zamanlı olarak düzenlenen operasyonda, çıkar amaçlı suç örgütü kurmak ve ihaleye fesat karıştırmakla suçlanan aralarında Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Okudan'ın da bulunduğu 34 kişi gözaltına alınmış.

Okudan'ın Meram'daki lojmanında yapılan aramada yatak odasında 1 milyon YTL değerinde avro ve Türk parası bulunduğu öğrenildi. Polisin paralara el koyduğu bildirilmiş.”(*)

Haksızlık yapmayalım, bu bir soruşturma. Suç sabit olunca suçlanır. Bu da yargıdan sonra. Henüz bizim nazarımızda suçlu değil, sadece sanık. Bakalım yargı ne diyecek?

“Hangi yargı?” diye sormayın, elbette “Cumhuriyet Yargısı.”

Biz bu haber münasebetiyle gelelim Üniversitelerimize.

Üniversitelerimizin hali içler acısı. Gazetelerde her gün bir skandal var.

Seks var, fuhuş var bu skandallarda.

Uyuşturucu var, silah var, kavga var.

Çağı geçmiş bir sürü ideoloji ve örgüt var.

Başörtüsü zulmü var.

Her türlü yolsuzluk var.

Gırtlağına kadar yolsuzluğa batmış üniversiteler.

Sadece para pul yolsuzluğu da değil. Bilim yolsuzluğu, makam yolsuzluğu, atama yolsuzluğu, itibar yolsuzluğu…

Çeşit çeşit, desen desen, renga renk yolsuzlukar…

Bizler neler gördük. Adam rektör olmuş. Ömründe yazdığı bir tek kitabı var. O da Amerika’dan aşırma çıkıyor.

Yani başkalarının yazdığını şekillerine varıncaya kadar tercüme etmiş ve “ben yazdım” diye idareye vermiş. Yani düpedüz hırsızlık. Bu yüzden arkadaşlarından “kınama” alanlar, boyundan posundan utanmadan hala ortalıkta dolaşıyorlar.

“Bu işlerin de mafyası var” diyorlar. “Hangi uzmanlık dalında tez gerekse, hazır vardır; parayı bastırırsın, hem alır, hem de bilimsel bir dergi vs. de yayınlatırsın, hiç sorun değil” diyorlar.

Meğer kibirinden yanına yaklaşılmayan nice beyimizin marifeti de mafyadan gelirmiş…

İlim ve eğitimin olgunlaştırdığı mütevazi ilim adamlarını tenzih etmeyi de unutmayalım tabi.

Sadece ilim ve kitap hırsızlığı mı?

Alın size arşivimden bir haber başlığı: ““47 üniversite incelendi, tamamında yolsuzluk çıktı”

Altında verilen bilgilerden azıcığını alıyorum:

“Kamu İhale Kurumu, şikâyet üzerine üniversite ihalelerini mercek altına aldı. 4 yılda 690 ihaleye bakıldı. Her üç ihaleden birinde yolsuzluk tespit edildi. İncelenenler arasında usulsüzlük görülmeyen üniversite yok. En çok tıbbi malzeme alımlarında sorun yaşanırken, soruşturma izinleri YÖK'e takıldı.

Uluslararası akademik başarı listelerinde ilk 500'e bile giremeyen Türk üniversitelerinin yolsuzluk sicili kabarık çıktı.” (**)

Acı ama gerçek bu!

Başta YÖK olmak üzere Üniversiteler acilen ıslah edilmeli. Sanki hükümet gibi başına buyruk işleriyle milleti rahatsız eden bu kurumlar, bu haliyle ülkeye de, kendilerine de zarar vermektedirler. Filimle değil, artık bilimle uğraşmalı üniversiteler.

Ama gelin görün ki orada çalışanlar, ilköğretimde çalışanlar kadar olsun özgür değiller. Kime ne hayır gelir bundan?

Böyle kapalı kutulardan ancak yolsuzluk kokusu çıkar.(***)


_________________

(*)http://www.habervaktim.com/haber/42743/rektorun_evinden_servet_cikti.html
(**)AhmetDönmez…05/02/2007..ZamanGazetesi.(http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=496247 )
(***) Bu kokular hakkında daha fazla bilgi almak isteyenlere bizim “İlim Ve Özgürlük” kitabımızı salık veririz.

Tüm Yazılar