Âlimin Değeri ve İtaat Hakkı 2

“İlmin ve alimin ayağa düşürülmek ve otoritesi yok edilmek istendiği zamanımızda bu konuyu biraz daha açmamız gerekmektedir sanırım,” demiştik. Evet, alimler, İslam toplumunda “ulu’l emr / buyruk sahibi” olan kişilerdir. Otoriteleri ilim ve takvalarından kaynaklanır. Onlara bu yetkiyi veren de Allah Teala’nın ayetleri ve Resulullah’ın (sav) hadisleri ve uygulamalarıdır. Bir önceki yazımızda ilgili ayeti yazmıştık, tekrar etmeyelim.

Hatta bir İslam toplumunda halife, yani devlet başkanı bir şekilde yok olsa, yerine yenisi seçilene kadar ümmetin başkanı, en alim ve yaşlı olan insandır. Böylece ümmet, onun emirlerine itaat ederek kargaşadan kurtulur.

İşte bu sebeple gerçek bir âlimin yaptığı emre uymak müminler için farzdır. Elbette bu farz oluş ancak o âlim, Allahın kanunlarına uygun emirler verdiği takdirde olacaktır. İslam’ın razı olduğu bir hususu tavsiye ederse söz konusudur. Allahın emirlerine ters düşen, Allahın razı olmadığı ve dinde haram, yasak olan bir küfrü veya bidatı emrettiğinde o âlime itaat edilmez, asla uyulmaz. Biz bu konuyu “İlim Ve İktidar”, “İslam’da Devlet ve Siyaset”, “İnançta Arınma” ve “İslamlaşma Bilinci” kitaplarımızda çok geniş işledik, bakılabilir.

İslâm’ın ve dolayısıyla toplumun âlime verdiği büyük değeri, izzet ve haysiyetini korumasını, bunun karşılığında alimin topluma olan fedakarlığını ve sorumluluklarını daha önce de yazmıştık. Burada şu kadarını söyleyelim ki alimler, peygamber makamında oturan, onun maneviyat ve ilmine varis olan, onun vazifesini devam ettiren kişilerdir. Resulullah (sav) "Âlimler peygamberlerin vârisleridir" buyurur. (Buhârî, ilim, 10; Ebû Dâvud, İlim, 1; İbn Mâce, Mukaddime, 17) Şu şerefe bakar mısınız?

Öyleyse Peygambere sevgi, saygı, destek ve itaat neyse, aynısını alimler de hak etmiştir. Şunu çok iyi bilmemiz gerekir ki, yaratılmış olan şu kainatta sevgi, saygı ve şerefte öncelik, elbette Allah Teâlâ’ya mahsustur. Ondan sonra ise sırayla Hz. Peygamberimiz Efendimiz (sav), sonra melekler, sonra da alimler gelir. İşte bunu ifade eden ayet:

 “Allah, adaleti ayakta tutarak (delilleriyle) şu hususu açıklamıştır ki, kendisinden başka ilâh yoktur. Melekler ve ilim sahipleri de bunu ikrar etmişlerdir. Mutlak güç ve hikmet sahibi Allahtan başka ilâh yoktur”.(Al-i İmran 18.)

İnsanlar alimlere her zaman muhtaçtırlar. Onlara sorup öğrenmek, bilmeyenlere farz kılınmıştır: "Bilmiyorsanız ilim erbâbına sorunuz."(Nahl, 16/43.)

İbn Mesuddan rivayet edilen bir hadis şöyledir: "Allahu Teâlâ kıyamet gününde âlimleri toplayarak buyuracak ki:

Ben size sırf hayır murad ettim. Bunun için de kalblerinize hikmeti koydum. Haydi girin Cennetime. İşlediğiniz kusurlarınızı mağfiret ettim".

Artık bu sözün üstüne tek bir kelime söylemek bile bize ağır gelir. Bundan gayri bize düşen ders ve ibret almaktır.

 

 

Tüm Yazılar