Adamına Göre

Ameller niyetlere göre olduğu gibi, adamına göredir de. Yani sıradan mübah bir işi, bir iyiliğe vesile kılmak için yaparsan, Allah için niyetini iyi tutarsan, ibadet olur. Adetler ibadet olur kısaca. Bunu anlamadan tenkit eden, hatta bu düşünceyle alay eden sözde büyük mütefekkirlerimiz, kıymeti kendinden menkul müçtehitlerimiz (!) de var. Allah kibir ve enaniyetten kurtarsın.

 

Mesela yemek mi yiyorsun, helalinden ise, eh mübahtır, yiyebilirsin. Bir sevabı yok, günahı da yok. Ama onu, “Ya Rab!..  Bedenime kuvvet versin de sana ibadet edeyim” diye yersen, bu yeme işi mübahlıktan çıkar ibadet olur., sevaba dönüşür.

 

Uyumak da öyle. Uykun geldi, uyursun. Mübahtır. Ama, “Ya Rab, uyuyayım da vücudumu dinlendireyim, ta ki sana ibadet edeyim, tatta bulunayım” diye uyursan, ibadet olur. Evet, uyuma adeti, ibadet gibi sevaba dönüşür.

 

İnsanın eşiyle nikah ahkamına uygun yakınlaşması, zina ile kazanacağı günahın aksine, insana sevağ kazandırır. “Bunun sevabı da mı olur?” sorusunu şaşkınlıkla soran sahabe gözümün önünde canlanır gidi…

 

Bazen aynı fiil, adamına göre farklı sevap veya ceza kazandırabilir. Mesela zina kötüdür. Ama gence göre yaşlıya daha kötüdür. Yabancı kadınla olandan, komşu kadınla olan daha haincedir. Günah herkese rezalettir. Ama alime, hocaya daha bir ayıp yani.

 

İşte ayeti kerime. Peygamber hanımlarını sair hanımlardan seçiyor: “Ey Peygamber hanımları! Siz, başka herhangi bir kadın gibi değilsiniz; Allah’a gönülden saygı beslemeli, O’na karşı gelmekten sakınmalı ve daima konumuzun gerektirdiği şekilde davranmalısınız. Bu sebeple, (nâmahrem erkeklerle konuşmak zorunda kaldığınızda bir başka mü’min kadından daha fazla dikkatli olun ve) cilveli bir eda ile konuşmayın ki, kalbinde hastalık bulunan herhangi bir kişi (şeytanî bir) ümide kapılmasın. Size yaraşır şekilde ciddî ve ölçülü konuşun.”(Ahzap 32.)

 

Evet, Yüce Allah önce işgal ettikleri yerin büyüklüğünü, konumlarının yüceliğini, bütün kadınlardan üstün oluşlarını, bu konumları ile tüm dünya kadınlarından farklı oluşlarını hatırlatıyor. Ama bu seçkin yerin hakkını vermelerini, tüm gereklerini eksiksiz yerine getirerek bu seçkin yerde bulunmalarını şart koşuyor. Bunu kim, nasıl görmezlikten gelebilir?

 

Evet, “ameller niyetlere göre değişir ve kıymet kazanır”. “Adamına göre de öyledir” dedik. Mesela çok uyumak iyi değildir misalini verdik. Aziz ömrü heder eder. Bu vaktin kıymetini bilene göre böyle. İyilere göre böyle yani…

 

Ama, uyuyan zalimse, aman ne iyi. Varsın uyusun, uyandırma sakın. Zira o uyansa, ibadet, taat değil, zulüm yapacak, kötülük, fısk ve fucur yapacak. Onun hakkında uyku, günahtan koruduğu için, daha güzeldir. Mesela gaflet, ne kadar kötüdür. Ama kime?

 

Arife, abide, seçkinlere, havassa yani… Ancak avam için iyidir. Şerlerden alıkor hiç olmazsa.

 

Evet ameller niyetlere göre olduğu kadar, adamına göredir de. “Hasenet’ül ebrar, seyyiat’ül mukarrebin” denmiştir. Zaten bunun için demişler. Yani iyilerin yaptığı güzellikler çok çok iyilere göre kötülük sayılırlar. Zira onlardan daha çok güzellikler beklenir.

 

Öyle değil mi ya?

Tüm Yazılar