Referandumu İman Ve Amel İle Karşılamak

 Bir seçim daha yaklaşıyor. 16 Nisanda çok önemli bir referandum olacak. Milletin önüne sandık konacak. “Hadi kendi geleceğini oyla” denecek.

Eğer “evet” oyları ağır basarsa, bu Türkiye için inşallah çok hayır bereketlere sebep olacak. Milletin hürriyet ve istiklali için, Batıcıların millet iradesine uzanan ellerinin kırılması için, içimizdeki dışımızdaki şer odaklarının iyice açığa çıkıp oyunlarının bozulması için, İslamî harekete halk desteğinin artması için, halkın gücünün sisteme yansıması için, milli servetin millet hayrına kullanılmasına daha bir katkı için, halk düşmanı politikacıların halkın önünde diz çökmeye mecbur bırakılması için vs. vs. bu referandumda “evet” oyları çok önemli bir fırsat ve imkan olacaktır inşallah.

İşte böyle bir seçim ortamında sinirler biraz gerilebilir. Hak ve hukuk, nezaket ve kibarlık biraz unutulabilir. Görgü kuralları biraz ihmal edilebilir. Hatta bir kısım kendini beğenmiş ukalaların tavırları insanı zıvanadan çıkarabilir.

Bu gibi hallerde hep dikkat etmeli, uyanık olmalı, Müslüman hassasiyetinden, takva şuurundan yardım alarak sakinleşmeli, tatlı dil ve güler yüzü ihmal etmemeliyiz. Sahih imanımız bizi salih amel ve güzel ahlaka sevketmelidir.

Tatlı dil, güler yüz bile bir sadakadır. Sevap getiren her bir salih amel İşimizi kolaylaştırır, insanları tanıştırır, tanışanları daha da seviştirir. İşimizde verimi artırır, nice kötülükleri önler, kin ve bu kovar götürür. Tatlı dil, güler yüz de böyledir. Bu dünyada güzel neticeleri olduğu gibi ahirette de sonsuz mutluluğa vesiledir inşâallah.

 

Öyleyse ne iyilik, ne de kötülükten hiç birisi küçümsenemez. Damlaya damlaya göl demişler. Bakarsın bir tatlı dil, bir güler yüz bile olsa bu iyilikler birike birike amel defterimizi doldururlar da, terazide zerre miktarı kötülüklerimize karşı ağır basmaya sebep olurlarsa kurtuluruz inşâallah.

 

Evet, hassas teraziler vardır orada. Kimin iyilikleri zerre kadar da olsa kötülüklerinden ağır gelirse, cennete girecektir. Bu yüzden efendimiz "Bir hurmanın yarısıyla da "Temiz ve güzel bir sözle de olsa" cehennemden korunmamızı rediyor.(Buhari. a.g.e. 3/666)

 

İkaz gayet açık,  "Kovandan su isteyenin kabını doldurmakla da olsa, yüzün gülerek kardeşini karşılamakla da olsa, iyiliklerden bir şeyi asla küçük görmeyin”(A.y.)

 

Bilinmez ki Rabbimizin rızası veya gazabı hangi ameldedir, amma hayır, amma şer. Bir de bakarsın ki bir zerre ile teraziler döner. Dünyada bir oyla nice seçimler kazanılmış veya kaybedilmiş olduğunu bilirsiniz.

 

Evet terazi zerre ile dönebilir. Belli olmaz, bir iyiliğe muhtaç olursun, belki bir iyilikle kurtulacaksın, ama olmayınca çok istesen de eline geçmez orada. Efendimiz (A.S.) uyarıyor: "Günahları küçük görmekten sakının. Çünkü onlar, adamın aleyhinde toplanır toplanır da onu helak ederler."(Ramuzü’l Ehadis, 173/9)

 

İslâm kâmil ve kapsamlı bir nizamdır. Hayatın en küçük teferruatına dahi bir ölçü koymuş ve ahiret sorumluluğu gibi; lere yüce bir müeyyide, bir yaptırıcı güç yerleştirmiştir.

Müslümansın; asık suratlı, ekşi yüzlü, acı sözlü, kem gözlü olamazsın. Soğuk, sabırsız, tahammülsüz, kinci, kavgacı kaba saba olamazsın. Böyle olursan sevilmez, ülfet edilmezsin. Halbuki "ülfet etmeyen ve ülfet olunmayan müminde hayır yoktur." buyurur efendimiz.( Münâvi, Feyzül Kadir. Darül Marife. Beyrut 1972.6/253 Hadis No: 9146-9147.)

Çünkü ülfetin kaynağı imandır. Allah’a bağlanma Kurana sarılma, İslam’ı güzel yaşamadır. Bunlar olursa Allah da ülfet verir sevdirir Müslümanları birbirine. Asık surat, keder, acı söz, sabırsız ve kırıcı olmak görevini yapmayan kula Allah’ın peşin verdiği bir cezadır. İç sıkıntısının, stresin, bunalımın kaynağını da buralarda aramak lazım. Al-i imran suresi 102-104. ayetleri bir de bu açıdan okuyalım lütfen.

Bir de şu hadıs-i şerifi:

"Kar­deşinin yüzüne gülümsemen, senin için sadakadır." (MA. Nasıf. Tac. 5/63)

Bu güzel ilkelere özellikle de seçim zamanlarında daha çok dikkat etmeliyiz değil mi?

 

 

Tüm Yazılar