“Kıymet Bilmek”

“Kıymet Bilmek” bizim 37. Kitabımızdır. Daha çok taze.  2017 Mayıs ayının başında basıldı. Özgü Yayınlarından, toplam 177sayfa.  Orta boy, karton kapak, ithal kitap kağıdına basılmış, bir solukta okunacak bir kitap.

Kitapta Peygamberimizin, alimlerimizin, insanımızın, kendimizin ve cihadımızın kıymeti işleniyor ve sonunda “ne yapmalı?” sorusuna cevap aranıyor. Bilgiler ve açıklamalar güncel olaylar ile desteklenmiş olduğundan okuyucu kitabın içinde kendisini buluyor ve zevkle, heyecanla okuyor. Kitabı bitirip de kapattığı zaman, başkasının değil, kendi hayatının serancamını seyrediyor, kendi serüvenini düşünüyor, kendisini sorguluyor ister istemez.

Aslında bu kitap, varlığı paylaştığımız insana sunulan bir iyi niyet armağanı olduğu kadar, kendimiz için de bir dertleşme, bir dilek ve temenni, bir duadır.

Neyin derdi, davası, dileği ve duası mı?

Enbiya çabasını çağa taşımak ve onların sundukları kadim rahmetten dünyamızı nasiplendirmektir. O dini bir tohum gibi kalbimizde yeşerttikten sonra evimizden başlayarak yeryüzünü yeşillendirmektir.

Nasıl mı?

Bu konuda teoride çok söz söylendi, çok kitap yazıldı. Biz de daha önceleri bir şeyler yazdık. Ama burada, sıcak bir sohbet ortamında tekrar vurgulayalım bu kitapta: 

Tek tek veya öbek öbek büyük bir azim ve iradeyle, yavaş da olsa yılmadan, usanmadan, sabır ve sebatla, dayanarak ve direnerek, her an sınav, denetim ve gözetimde olduğumuzun bilincinde olarak İslam’ı öğrenmeye ve yaşamaya devam etmek.

Büyük bir tevazu ile herkese değer vererek, kimseyi hor görmeden, ırkına, diline, rengine, coğrafyasına bakmadan, kendi muhteşem yöntem ve erdemi içinde İslam’a davet etmek.

Herkesin katkısına muhtaç olduğumuzu bilerek, yardım eden herkese takdir ve teşekkürlerimizi, hürmet ve muhabbetlerimizi sunarak, yeni bir Ensar ruhu ve muhacir aşkıyla, İslam’ın yeniden kendi toplum, devlet ve medeniyetini kurmak için samimiyetle çalışmak.

İşte bizim bütün derdimiz, davamız ve duamız budur.

Sürekli Müslüman kimliğimizi koruyarak, kulluk bilincimizi ve heyecanımızı diri tutarak, ödülünü ahirette ancak Allah Teala’dan bekleyerek, ihlas, içtenlik, fedakarlık ve diğergamlık duyguları ile davamıza davet. Gerekiyorsa gizli gizli ve teke tek, icap ediyorsa açıktan kalabalıklara hitap. 

Çağın bütün imkan ve araçlarından faydalanarak insanları Allah’a davet etmeye, İslam davamızı duyurmaya, kabul edenleri sevgi ve saygıyla eğitmeye, yeryüzünü fitne ve fesattan temizlemeye devam.

İşte bizim davamız budur!

Bütün Peygamberlerin Tevhit Mücadelesindeki metot ve çabaları da böyle değil midir zaten? Renk renk, desen desen farklı iklimlerde yaşasalar bile meslekleri aynı: İnsana hizmet.

Çünkü insan çok kıymetlidir. Çünkü Allah Teâlâ’nın elleriyle yarattığı, ruhundan üflediği, meleklere saygı secdesinde bulundurduğu, evreni emrine verdiği, en son olduğu kadar, belki de kabiliyet ve kapasite itibariyle en üstün yaratık olarak seçip “eşref-i mahlukat” kıldığı bir varlıktır insan.

Selam olsun insana!..

 

 

Tüm Yazılar