CHP Ve Cenazeden Ders Alalım

Akıllı insanlar başkalarının musibetinden ders alırlarmış. Tarih biraz da bunun için okunur değil mi? Lokman Hekimin “edebi edepsizlerden öğrenmesi” olayını bilirsiniz. CHP’ye bakalım, aynısını bizler yapmayalım, inşallah kurtuluruz.

Bu açıdan bakınca, “CHP’den bahsetmeye değmez. Zaman israfı” sözümde neden durmadığımı anlarsınız. Doğrusu ders almanın yanında biraz sevinme de vardır. Allah Teâlâ onlara baktıkça bizi sevindirsin, bize baktıkça da onları üzüntüsünden kahretsin. Biliyorsunuz biz CHP’ye “parti” nazarıyla bakmayız. Dolayısıyla ondan bahsetmek siyasete de girmez. Bize göre CHP, Batılılaşmanın merkezi ve İslam hakimiyetinin düşman karargahıdır.

Neden sevinçliyim, anlatayım. “CHPdeki tartışmaya Sarıgül de katıldı” haberini okuyunca tebessüm ederek sevindim. İçimden “beter olsunlar. Param parça olsunlar. Bölük bölük bölünsünler” diye dua ettim. Aslında CHP için yıllardır “iflah olmaz” hükmünü vermiştim ve “bahse değmez” demiştim. Onları Fethullah Gülen bile kurtaramadı. Hele son referandumla iyice bittiler çok şükür.

“Bittiler” diyorum, zira artık Cumhurbaşkanı adayı bile bulmaları zor. Baksana, Deniz Baykal şimdiden, “Genel Başkan olacak olan Cumhurbaşkanlığına aday olacağını açıklamalıdır” diyor. Çünkü Cumhurbaşkanlığına aday olacak olan, milletvekili olamayacak. Eee, kolay değil elbette. Kara kara düşünmek gerekir. O yüzden şimdiden “Abdullah Gül olursa destekleriz” diyorlar. Avucunuzu yalarsınız. O olursa size güvenerek olmaz. Gerekirse kendi partisinden aday olur.

Hey Rabbim, ne büyüksün! Bunlara tükürdüklerini böyle yalatırsın. Daha dün Baykal “sakın ha, sakın ha, hanımı başörtülü olan cumhurbaşkanı olamaz” demiyor muydu? 27 Nisan e-muhtırası onun için verilmemiş miydi? Şimdi ona sarılıyorlar öyle mi? Bu ne yüzsüzlük yahu?

Evet, CHPdeki tartışmaya Sarıgül de katılmış. Malum 2014 yerel seçimlerinde CHPnin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı idi.  Mustafa Sarıgül, parti içinde yaşanan tartışmalara ilişkin açıklamada bulunup şöyle demiş:

"Bir gürültü patırtıdır gidiyor. Siyasete yıllarını vermiş biri olarak söylüyorum; yakın tarihin hiçbir döneminde, siyaset kurumu halkın gündeminden bu kadar ayrı düşmemişti".

"Siyasetçinin görevi daha iyi bir ülke için vizyon oluşturmaktır. Ufuk çizgisini belirleyen kişidir siyasetçi. Gündemi, halkın gündemidir. Yegane derdi içinden çıktığı toplumu daha iyiye taşımaktır. …Ülkenin başında bunca sorun varken, bir an önce gerçek gündeme dönülmeli; halkın dertlerine merhem olacak çözümler üretilmelidir." (http://www.habervaktim.com/haber/507150/chpdeki-tartismaya-sarigul-de-katildi.html)

CHP kaynıyor. Diktatör Kemal elinde sopa, “kapının önüne koyarım” diye tehditler savuruyor. Dinleyen kim? Eski başkan adaylarına yenileri ekleniyor. ABD elçiliklerinden vizeler alınıyor. Şişman kediler, dönmeler, Kemalistler, ulusalcılar, sosyalistler, aleviler, Kürtçüler, yenilikçiler, tutucular, gericiler, tabucular, totemciler… her kafadan bir ses çıkıyor. Keyifle seyrediyorum. Diyorum ya, beter olsunlar. Bu millete az çektirmediler. Az din düşmanlığı yapmadılar. Tarihimize, milli kültürümüze, kendi medeniyetimize, ruh kökümüze, ananelerimize, dilimize, ümmetimize, kitabımıza, yazımıza, ilim ve irfanımıza az ihanet etmediler. Az zulüm etmediler dindarlara. Çekecekler elbette. Bu millet CHP kendini değiştirmedikçe asla onunla barışmaz. Çünkü irfan ehlinin nazarında ha CHP, ha Lât veya Uzza. Tarihin çöplüğünde iki malzeme.

Olaya bir de tersinden bakınca ürperdim doğrusu. Biz din düşmanları parçalandıkça ve birbirlerini yedikçe ne kadar seviniyorsak, elbette bunun tersi de onlar için geçerlidir. Yani dindarlar kendi aralarında bölünüp parçalanırlarsa, her kafadan bir ses çıkarsa, kimse kimseyi dinlemezse, demek ki karşı cenah da bize bakarak bayram edip sevinecekler. Lokman Hekimin “edepsizlerden edep öğrenmesi” gibi, biz de CHP ye bakarak siyaset ve başka alanlarda birlik içinde olmalı, ihtilaftan sakınmalı, münakaşa ve cidale girmemeliyiz. Yoksa Rabbimizin dediği gibi “havamız batar”, gücümüz gider, heybetimiz sarsılır. Düşmanların sevinip şamata yapmalarına fırsat vermemek gerekir.

Merhum Ahmet Gül Efendinin cenazesi birlik adına güzel bir vesile oldu. Abdullah Gül Beyin taziyesine herkes gitti. Kardeşler aynı safta acılarını paylaştılar. Bu birlik manzarası acımıza teselli oldu. Bu vesile ile merhuma Allah Teâlâ’dan  engin rahmet ve mağfiret dilerken, yakınlarına ve sevenlerine de sabrı cemil ile taziyelerimizi bildiririz.

Rabbimiz cennetinde buluştursun.

 

 

Tüm Yazılar