Sorun: Bunu Kim Yapacak?

Bugün sahip olduğumuz nimetler üzerinde bir düşünelim mi?

Bu dinimiz, bu vatanımız, bu hürriyetimiz ve istiklalimiz, bu malımız ve mülkümüz, evet, Allah Teala’nın  bir ihsanıdır, amenna, ama bunların bin bir emekle korunarak bize kadar ulaşması acaba nasıl olmuştur? Atalarımızın hangi fedakârlıklarının eseridir?

Bu gayretler, bu çabalar, bu cihatlar olmasaydı, uğruna bu kadar can, mal, ömür feda edilmeseydi, acaba bize kadar ulaşır mıydı?

Eğer bu fedakarlığı takdir ediyorsak, yeri geldiğinde bizden sonrakiler için fedakârlık sırasının bize geldiğini anlamışız demektir. Bundan kaçmak, geçmiş atalarımıza olduğu kadar gelecek neslimiz de büyük bir ihanettir. Bunlar birer emanettirler üstümüzde. Emanete ihanet nifaktır. Allah Teala’ya ve Resulullah (sav) Efendimize de ihanettir.  Bile bile hain olursak hangi imandan bahsedebiliriz?

“Ey iman edenler! Allah’a ve Peygamber’e hainlik etmeyin. Bile bile kendi (aranızdaki) emanetlerinize de hainlik etmeyin.”( Enfal, 27.)

Müslümanlık bir yerde sevip saymanın, esirgeyip korumanın, fedakarlık yapıp paylaşmanın, hizmet ve diğerkâmlığın adıdır.  Bu bir dini görev, ilahî bir sorumluluk, toplu yaşayabilmek için bir zorunluluk, Allah için sergilenen bir gönüllülüktür.  

Müslüman yüce bir gaye için kimi zaman malından, kimi zaman istirahatından, kimi zaman rahatından, hatta kimi zaman canından bile vazgeçebilmelidir.

İşte sahabe nesli bunu başarabildiği için örnek nesildir. Ashab-ı kiramın yaptığı tam da budur. Hatta Ensar olsun Muhacir olsun onların yaptığı cömertlikten öte bir şeydir. Yani îsârdır. Îsâr, kendisi muhtaçken dahî kardeşimizi kendimize tercih edebilme erdemidir. Bu da hakiki imanın bir alametidir. Bugün bizim muhtaç olduğumuz haslet de budur.

Ne acıdır ki bugün insanlık maddeye esir olmayı, birileri açken daha çok kazanmayı, bencilliği uğruna başkalarını yok sayıp ezmeyi normal bir davranış sayan katı bir materyalist bir zihniyetin kıskacı altındadır. Düşünebiliyor musunuz, insanlar bunu kanıksamış, hatta normal bir davranış, insana mahsus bir iş olarak görmektedir.

İnsan insanın kurdudur diyen bir düşünce bugün batıdan doğuya alemi sarmaktadır. Kapitalizmin de, komünizm ve faşizmin de altında yatan, insanın kendini put yaparak tapmasıdır. İnsan, kendine tapan bencil bir canlı türüne dönüşmüştür. İmansızlığın varıp durduğu nota işte burasıdır.

Bu dünyadan bir çıkış var. İslam ile savaşı ve sömürüyü durdurmak, barışı, huzuru, refahı sağlamak mümkün. İslam buna yeter. Ama sorun şu ki bu İslam’ı kim kabullenecek, kim yaşayacak, kim insanlığa sunacak?

Bir başkasına değil, dönüp kendimize bakalım ve soralım; ne haber, var mısın?

 

Tüm Yazılar