O Gece

Odamda çalışıyorum. Saat 22 gibi. Kitaplar, notlar, yazılar…

Dalgınlığımı evimizde kalan son oğlum bozdu:

“Baba orduda bir şey mi var?”

“Anlamadım!”

“Darbe mi oluyor?”

“Eyvah” dedim içimden. Onu ve annesini korkutmak istemedim.

“Hayırdır?”

“Televizyon bir şeyler söylüyor ama anlamadım”.

Yerimden fırladım ve televizyonun bulunduğu odaya geçtim. İlk sırada Ülke, sonra Tv Net, sonra A Haber, sonra diğer haber kanalları sıralanır bizde. Ülke tv.de sıradışı ekibi hep orada sanki. Biraz dinledim onları. Sonra diğerlerini. Derken ne diyorlar diye NTV ve CNN Türk’ü açtım. Evet, bir ihanet kalkışması, bir darbe teşebbüsü var. Ama birçok gariplik de var!

Bir kere bu saatte darbe teşebbüsü olmaz. Millet ayakta bu saatte. Nitekim tv.lerde yorumcular milleti sokağa davet ediyorlar. İstanbul ve Ankara’da millet sokağa inmiş bile. İstanbul’da Ak Parti İl Başkanlığından canlı yayın var.

Bütün bu bilgileri toplayınca derin bir nefes aldım. Bu düşük bir darbe olmaya mahkum gözüküyordu. Emir komuta zinciri içinde değildi. Madanoğlu örneğinde bir darbe teşebbüsüne benziyordu. Biraz rahatladım.

Oğlum “ne yapalım?” diyordu. “Çıkıp bir bakayım mı?”

“Çık bak! Bir araba bulursan merkeze kadar uzan”.

Gitti ama az sonra geri geldi. Araba yoktu. Abileri ve eniştesi sokaklara inmişti.

 “Arabamızla gideyim, onları da bulayım mı?”

“Git ve bul. Sokaklarda ‘darbeye hayır’ diye haykırın. Ne gerekiyorsa Allah için yapın”.

Gitti yavrumuz. Allah Teâlâ’dan hıfzu himayesine emanet ettik. Diğer çocuklarımın evlerinden sokaklara inmiş olmalarına da sevindim. Ben televizyon ve bilgisayar başında olayları takip ediyordum. Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Bahçeli’nin beyanatlarını duyunca “bu iş tamam” dedim ve rahatladım çok şükür.

*  *  *

İkinci gece ben de sokaklardaydım. Bir tur attık şehirde. Kışlanın önü iş makinalarıyla kapatılmıştı. Maraş’ın askeri sorumlusu da FETÖ’cü imiş ama izindeymiş. Askerde bir kıpırtı olmamış. Buna da ayrıca sevindik. Gerisi malum. Günlerce nöbet tutmalar ve harekete geçen devlet güçlerinin hainleri temizleme işlemleri.

*  *  *

Bu hareket hain Gülen’i aşıyordu. Bu köşede o adamın nasıl hasta ruhlu, megola manyak, uçuk kaçık bir zavallı olduğunu, yalancının hiçbir sözüne ve işine güvenilmeyeceğini çok yazmıştık. Ama bu kadarı da fazlaydı. Derken darbenin dış ayakları da deşifre oldu. Batılı devletler darbeyi doğru dürüst kınayamadılar bile. Kaçan suçluları iade etmediler. Hatta NATO bile kendindeki FETÖ’cüleri teslim etmedi. Batı bir kere daha hançerlemişti milletimizi.

*  *  *

Darbenin en yoğun yaşandığı yerler İstanbul ve Ankara’da idi. Çok acı olaylar oldu oralarda. Milletin harikalarını canı izledik televizyonlarda. Onları tebrik ediyorum. Şükranlarımı sunuyorum. Şehitleri ve gazileri hürmetle ve minnetle anıyorum. Medyaya da çok teşekkür ediyorum. Vatanın her yerinde millet sokaklarda hainlere lanet etti. Ama Doğudaki vatandaşların darbeye karşı çıkmaları ise benim için ayrıca sevindiricidir.

*  *  *

Bu darbeden sonra kim hala bu cemaat için “iyi” diyorsa, o zavallıya acımamak gerekir. Bir de tutuklananların akrabaları var. Suç işleyenlere sahip çıkıyorlar. Bunlarla tartışmak gerekmez. Cahil olmasalardı, “bir kavme olan kininiz veya sevginiz sizi adaletten ayırmasın” diyen Rabbimizi de, “kızım Fatıma da hırsızlık yapsaydı, onun da elini keserdim” diyen Peygamber Efendimizi (sav) de anlamamışlar, dini ve terbiyesini bilememişlerdir.

*  *  *

Hükümet bu darbeyi iyi kullandı. Peş peşe vesayeti bitirecek kararlar aldı. Sıcağı sıcağına çok önemli işler başardı. O kadar ki şaşkın CHP aklı başına gelince “bu bir karşı darbedir, kontrollü darbedir” demeye başladı. Ve kendinden bekleneni yaparak en üst perdeden darbeyi yapanları savunmaya başladı. Tutuklananları bahane ederek millete olan kinini kusuyordu. En son “adalet yürüyüşü” ile bu tavrını taçlandırdı. Anlaşıldı ki ölse gitse o aynı CHP dir.

*  *  *

Şimdi ise FETÖ bahanesi ile bütün İslamî cemaatler aynı kefeye konarak bitirilmek isteniyor. Darbe başarılı olsa ülke parçalanacaktı. Dış güçler ülkeye girmek için hazırlıklarını yapmıştı. Doğuda iki devlet daha, yani “Ermenistan” ve “Komünist Kürdistan” kurulabilir, vatan parçalanabilirdi. Batı da tamamen Batı dünyasına teslim edilebilirdi. Allah Teâlâ’dan ilahi yardım geldi de bu millet şahlandı, bu vatanda aynı bin yıllık millet olduğunu gösterdi. Son üç yüz yılın acısını bir gecede çıkardı.

*  *  *

Allah Teâlâ’dan duamızdır, bu vesileyle ülkemizin bağrına saplanmış paslı bir hançer olan “Batılılaşma” belasından da inşallah külliyyen kurtuluruz.

 

Tüm Yazılar