Taha Akyol Muhatabı Yanlış Seçmiş

Hükümet yıllardır konuşulan “nikahın müftülüklerde de kıyılabilmesi imkanı” için bir adım attı. Solcu, ulusalcı, Kemalist ve Alevi kesimlerinden beklenen tepki geldi:

“Adım adım şeriatı getiriyorlar.”

Oysa başörtüsü serbestliği sonucunda sessiz kalışlarına bakarak biraz olsun bir değişim ve gelişim içinde olabilirler sanmıştık. Yok, o cenah aynı hamam aynı tas. Bıraktığınız yerdeler hala.

*  *  *

Taha Akyol onlara “ayıp oluyor ama” diyecek yerde söze muhatap olarak dindar kesimi almış. Hürriyet’teki yazısında, dini nikahla ilgili şunları yazmış: “Evvela şunu tespit edelim: İslam’da “dini nikâh” diye bir şey yoktur. İslam’da nikâh, iki şahitle yapılan özel ve sivil bir sözleşmedir. Nikâh işleminin din adamı tarafından veya dini bir mekânda yapılması da şart değildir. Hıristiyanlıktaki “kilise nikâhı”nın aksine, İslam’da nikâh töreninin camide yapılması gibi bir şart da yoktur. Bunları Hayrettin Karaman Hoca, “Mukayeseli İslam Hukuku” adlı eserinde yazıyor (Cilt 1, s. 292-294)”.

Ve ilave etmiş: “Şu halde nikâhı müftünün kıyması fıkıh bakımından da bir gereklilik değildir.”

*  *  *

Biz de Taha Beye soralım:

İyi de Sayın Akyol, bunu niye şimdi yazıyorsun? “Düğün değil bayram değil” diyelim mi?

Yoksa, “tam zamanı” mı dersiniz? Hani şu zır cahil ve münasebetsizlerin nikahın müftülüklerde yapılmasına karşı çıktıkları bir zamanda bu yazı yeridir mi?

Yine soralım, bu yazının amacı nedir? Muhatabı kim? Kimi ikna içindir bu çaba?

Evet, Hayrettin Hoca doğru söyler ama bundan “müftülüklerde nikah kıyılmaz” hükmü çıkar mı? Çıkmazsa, şu bağırıp çağıranlara bir çift sözünüz yok mu?

Nikâhı müftünün kıyması fıkıh bakımından da bir gereklilik değilse, kıymaması bir gereklilik midir? Değilse, sorsanıza onlara, karşı çıkmanın anlamı nedir? Nihayet orada kıyılan da resmi nikah olacaktır.

*  *  *

Sonra “Evrimin zirvesi Cumhuriyet döneminde hukuken geçerli tek evlenmenin “resmi nikâh” olarak kabul edilmesidir.” Sözünüz İslam açısından sorunludur.

Çünkü “hukuken geçerli tek evlenmenin “resmi nikâh” olarak kabul edilmesi”, İslam’ın dörde kadar çok evliliğe verdiği izni veya ruhsatı iptal eder. Allah Teâlâ’nın koyduğu kanunu kulu yok sayamaz, iptal edemez. Etse de müminleri bağlamaz.

Allah Teâlâ’nın koyduğu bir kanunu yok saymak ve iptal etmek akaidimiz bakımından bir sorundur.   Ayetin verdiği bu izne inandığı halde böyle yaparsa, bu yaptığı isyandır, günahtır, vebaldir. Yok, ayete kökten karşı ise, Kur’an-ı Kerîm’de var olan bir hükmü inkar etmek, kişiyi küfre götürür. Bu falana filana göre söylenmiş bir hüküm değil, herkes için geçerli ve bağlayıcı bir hükümdür. Bilmeyen akait kitabını açar, okur. Veya “alo fetva” yoluyla Diyanete sorar öğrenir.

Kanaatim, sizin gibi bilen birisinin bu durumu “evrimin zirvesi” diye övmesi yakışık almaz. Lafın nereye gittiğini hesaplaması lazım.

*  *  *

Madem ki “Müftülerin de yapacağı, Medeni Kanun hükümlerine göre resmi nikâh işlemidir” demiş ve kendi özelinizden güzel bir örnek vermişsiniz, bu arada size ve eşinize mutluluklar dilerim, öyleyse bu yazının muhatabı olarak bundan sevinenleri değil de, buna karşı tepinenleri alsaydınız, daha iyi olmaz mıydı?

Yoksa “sözü doğrudan muhataplarına söylemek ters tepebilir, anlayışlı insanlara söyleyelim ki itiraz edenler de bundan bir ders çıkarsınlar” mı diyorsunuz?

Bu da bir ifade biçimidir. Ama biz de korkuyoruz kardeşim. “Ama, fakat, yalnız, ancak” ile başlayan cümlelerle çok canımız yandı. Çok doğrularımız katledildi. Kaldı ki, bizim de doğruları doğrudan muhataplarına söyleyen yazarlara ihtiyacımız var. Biz de sizin desteğinizden seviniriz.

*  *  *

Son eleştirimiz Diyanet’e olsun. İlmihaline “dini anlamda olmasa bile geleneksel anlamda bir bid’at görünümündedir” diye yazmış. Biz bu zamana kadar Müslümanlara şöyle diyorduk: “Diyanet sistem içinde kurum olarak şaibeli olsa da, orada çalışanlar iyi niyetlidir ve bu zamana kadar fetvaları hep doğrudur.”

Lütfen bizi bu sözlerimizden ötürü pişman etmeyiniz. Allah aşkına ciddi bir ilmihalde ne demek “dini anlamda olmasa bile geleneksel anlamda bir bid’at görünümünde” olmak? Bid’at olgusu zaten yeterince açık değilken, bir de siz “geleneksel bid’at” çeşidi uydurarak, hüküm vermede yeni bir delil, bir kaynak mı oluşturuyorsunuz?

Aman dikkat lütfen!

 

 

Tüm Yazılar