İlla Yabancı mı Olmak Gerek? 2

Arakan Öncelikli

Bir konuya devam ediyoruz ama Arakan Müslümanlarına yapılan katliam ve soykırım içimizi parçalıyor. Feryat ediyoruz: Elimizden gelen maddî manevî  yardımları yapalım. STK’ların çabasını destekleylim. Bengladeş’i yardımlarımızla cesaretlendirelim ki can havliyle kaçanlara kucak açsınlar. Önce canları bir kurtaralım. Sonra meydanlarda tel’in edelim. Hükümeti etkin faaliyetlere teşvik edelim. Daha nedir bilmiyorum ama yardımın ve feryadın ötesinde çok ciddi ve etkin işler yapmak gerekir. Aklı yetenler, lütfen çözüm üretiniz.

Bu acı hepsinden beter oldu. İslam dünyası zaten kan revan içinde. Allahım aklımızı başımıza getir, bizi kimliğimize döndür, şahsiyetimizi yeniden buldur. Biziıslah eyle. Ümmetimize merhamet eyle. Sıkıntılarımızı kaldır. Bu kadar darbeden sonra akıllanmayacaksak, korkarım sonumuz gelmiştir ve pek feci olacaktır.

*  *  *

Gelelim Konumuza

M. Ocaktan “Dinin kapıları demokrasiye kapalı mı?” başlıklı bir yazı yazmış. Ana fikri şu: İslam alimleri demokrasiyi tanımalıymış. Ama olmuyormuş. Sorun ve çare son cümlelerinde:

“İslam dünyasının bugün içine düştüğü zilletten kurtulabilmesi için, özellikle İslam ulemasının zihni planda arkaik düşünceden kurtularak insan hakları, hak ve özgürlükler, demokrasi, ötekinin hakkı ve adaletin vazgeçilmezliği gibi konularda günümüz insanına net ve anlaşılabilir mesajlar vermesi bir vecibedir.”(1)

Bu cümle sorunlu değil mi? İslam dünyası zillet içine düşmüşse, bu demokrasiyi tanımama yüzünden midir? Batılılaşma denilen bir cinayetin ve cinnetin payı yok mudur?

Olmaz olur mu? Bakınız İslam üstüne okuyup yazan bir aydınımızı bile ne kadar etkilemiş:

“İslam ulemasının zihni planda arkaik düşünceden kurtularak” ne demektir? Arkaik düşünce ne demektir? Bundan maksat İslam düşüncesi mi? Akait mi? Kelam mı? Tasavvuf mu? Fıkıh ve usulü fıkıh mı?

Bunlara “arkaik” demek doğru mu?

Yoksa imana zarar mı?

Çünkü “arkaik” demek, “klasik çağ öncesinden kalan, kullanımdan düşmüş, eski” anlamına geliyor sözlükte. Eskiden İslam’a sataşanlar Müslüman halktan çekindiklerinden bunu açıkça yapamaz, fakat düşüncelerini batılı bir kelime ile ifade ederlerdi. Mesela “şeriata karşıyız” diyemeyenler, “teokrasiye karşıyız” derlerdi.

M. Ocaktan bunu söylerken acaba Batı kültürünün etkisi yok mudur? Neden bu üslubu tercih ediyor? İslam düşüncesinin en az bir kısmına “arkaik” diyerek onu inkar mı ediyor? İlga mı ediyor? Artık uygulanamaz mı görüyor? Onları “arkaik” bulurken yerine Batı düşüncesini ikame etmeyi neden açıkça teklif etmiyor?

Daha önce de yazmıştık, tam bir bozgun düşüncesi. Yenik, ezik, mahcup bir tavır Batı karşısında. Bu bizden birisi üstelik.

Biz bu tarz üslubu iyi tanırız. Yazık ki ne yazık!

Asıl Ocaktan’ın demokrasi ve ülema konusuna giremedik. Gelecek yazıya bırakalım mı?

 

 

1- http://www.habervaktim.com/yazar/81504/dinin-kapilari-demokrasiye-kapali-mi.html

Tüm Yazılar