Dostluğun Hakkı

 

Çağımızda insanlık adına üzüldüğüm bir nokta da, insanın tanıdıklarının çok ama dostlarının az olmasıdır.

 

Nedense herkes tanınmak ister, kendisinin de çok tanıdığı olsun ister. Birincisinin altında sanırım benlik yatar, bilinme ve sevilme arzusu yatar, şan ve şöhretin isteği yatar. İkincisinin altında ise ekonomik arzurlar ve İktidar hırsları yatar.

 

 Bu duygular iki tarafı da keskin bir kılıçtır. İnsanı uyanık olmasa kendi mutluluğunu da kesebilir bu kılıçla. İyi kullanabilirse mutluluk kazanacağı da dönüşebilir.

 

 Dostluk, sarıdan tanışıklıktan çok öte bir şeydir. Ferdakarlık ister, tahammül ister, ikram ister, ihsan ister, vefa ister. Narin bir çiçek gibidir dostluklar, sevgi ister, vefa ister,  ilgi ister, bakım ister.  Dostluğun güzelliği hayata kazandırdığı mutluluktur, neşedir, coşkunluktur. Verdiğinden fazlasını bulmaktır. Güvendir aynı zamanda yaşama karşı, huzurdur, itminandır.

 

 Tanıdıklarına kadar çoksa, dostlar da o kadar azdır aslında. Gerçek dostluklar, her türlü dünyevi değerlendirmelerin çok ötesindedir. Bu yüzden tanıdıkla dostu birbirinden ayıramayanlar, dosta muhtaç oldukları günde büyük bir hayal kırıklığı ve hüsran yaşayabilirler.

 

 Bu yüzden eskiler dost seçiminde titiz davranırlar, malını kendisinden daha fazla seveni dost kabul etmezlerdi. Biz şimdi bu ölçüye göre dostlarımızın mihenk taşına vursak, de görürüz?

 

 Kanaatimce hayretler içinde göreceğimiz şu olacaktır: ne biz kimseye dostuz, ne kimse bize dost.

 

 Çağın hastalığı bu, insan çok yalnız.

 

 Dostluğun bir hukuku vardır. Bunun en azı sohbet.

 

Atalar boşuna dememişler “gözden ırak olan gönülden de ıraktır” diye. Hakkı verilerek yapılan sohbetler, içimizdeki dostluk ağacını büyütürler. Maddeyi veya kalbi buluşmalar olmazsa, susuz  kalan bahçeler  gibi kurur gider dostluklar.

 

 

 Af ve zamanda yaşıyoruz, günler kısaldı, zaman daraldı, bereket kalktı. İnsanlar çok yoğun bir gündelik telaşın içinde kayboldular. Akşam evinin yolunu bile zor bulan insanlar, dostlarını unuttular. Telafi için de tanıdıklarını dost siyerine koyudurlar.  Hata üstüne hatadır yaşadıkları, darbe üstüne darbedir.

 

 Bu yüzden gerçek dostlarımızı yazılmalıyız, bakalım kaç kişiler?

 

 Ve sonra not almalıyız kenarına, en son ne zaman ziyaret etmişiz, hatırını sormuşuz, varsa ihtiyacını gidermişiz.

 

 Eski dostlarının  hatırını sayıp hakkını ödeyemeyenler, neden yeni dostlar edinmeye çalışırlar bilemem. Oysa her bir dostluk, bir akittir, bir anlaşmadır. Akdin şartları bozulmuşsa, karşılıklı anlaşma şartları ihlal ediliyorsa, an bir dostluktan bahsedilebilir?

 

 Amasyalı Akif doğru söylüyor:

 

 “İş tahammül etmedir bâr-i hukuk-i sohbete,

 Sanma kim vardır hüner teksîri yârân etmede.”

 

 

Tüm Yazılar