HÜDA PAR Ve Engeller 2

Hüda Par varlığıyla şer güçlere meydan okuyor. İçerde Batılılaşmanın meyvesi sayılan, kendi kimliğinden uzaklaşmış, dinine, tarihine, an’anesine, kültür ve medeniyetine yabancılaşmış, millet ve milliyetine ecnebi kesilmiş, düşmanlarının kültür işgaline maruz kalmayı uygarlık sanan, aynen düşmanları gibi düşünüp davranmayı çağdaşlık sanan, Allah Teâlâ’nın emrine teslimiyeti insan özgürlüğüne darbe sanan, türedi, köksüz, acınası zavallı bir kuşak…

Bu kuşağı yetiştirmiş İslam’a düşmanlıkta şuurlu bir sistem. Batıcı, laik, materyalist ve pozitivist bir sistem. Yeryüzünde belki de örneği olmayan ucube bir sistem!

Bunu savunan iş dünyası, medya, siyaset, sanat ve kültür çevresi.

Nihayet laikliği “din ve vicdan özgürlüğü” olarak değil de “İslam düşmanlığı” sanan gerici, tutucu, yobaz, dogmacı, dar kafalılar güruhu. Ülkeyi sadece kendilerinin sanan ahmaklar ordusu…

Ve bunları piyasaya sürmüş dünyanın egemen karanlık güçleri. Bir başka ifadeyle uluslararası güç odakları…

Dahası da var. Ama gereksiz polemiklere girmemek için hadi es geçelim.

Hüda Par  elbette bunları biliyordu meydana atılırken. Elbette gözüne kestirdi ki mücadeleyi, besmeleyle başladı işine.

Zafer mi?

Hedef o değil. O bir vesile. Olsa iyi olur, ama ondan sorumlu olmadıklarını biliyorlardır kuşkusuz. Onlara düşen sadece mücadele…

 

*  *  *

HÜDA PAR’ı Hizbullan örgütü ile bağdaştırarak engellemeye çalışmak da yaygın bir kanaat. Bu düşünceyi kimler fısıldıyor dersiniz?

Maalesef konuştuğum bazı güvenlik güçleri de böyle düşünüyor. Tabi halk “Hizbullah” adını duyar duymaz irkiliyor, korkuyor, en azından kuşkulanıyor ve uzak durmaya çalışıyor.

Bu kadar güçlü muhalif ve düşmanları olanlar, kim bilir daha ne iddialardan geçmek zorunda kalacaklardır. Ateş çemberinden geçmek kadar zor sınavlardan yani…

Bunlar ne derece doğrudur?

 

*  *  *

Konuştuğum Hüda Par gönüllüleri ısrarla Hizbullah’ın kendi şartlarında değerlendirilmesi gereken ayrı ve farklı bir örgüt olduğunu söylüyorlar.

Bakıyoruz; onların aleyhinde konuşmuyorlar. Ancak dikkat çekiyorlar; bu örgütü darbe şartlarından uzak, bilgi kirliliğinden uzak, selim bir akıl ile araştırarak öğrenin, değerlendirin diyorlar.  İnternete girerseniz gerekli bilgileri bulursunuz diyor ve çok açık davranıyorlar. “Kararınızı siz verin” diyorlar.

Bir parti olarak Hizbullah’ı açıkça reddetmemek, onları alıştığımız şekilde mahkum etmemek bazılarını endişelendiriyor olabilir. Ancak onlar o Cemaate dayalı olmadıklarını açıkça söylüyorlar. Sanırım herkesten oy almak düşüncesinde olan bir partiden başka bir tutum da beklenemez.

 

*  *  *

Bir algı yanlışı da herhalde partinin tabanının büyük çoğunluğunu Kürt kökenli dindar vatandaşların oluşturmasıdır. Aslında bunda bir sorun yok. Ama maalesef PKK ve HDP gibi örgütler, bir doğu batı çatışması için ellerinden geleni yapmaktadırlar. Fidan gibi gençlerimiz toprağa düşmekte, büyük şehirlerde patlayan bombalar milletin canını yakmaktadır. Bunun halkın vicdanında olumsuz bir iz bıraktığı malumdur.

Ama İslam gibi ortak bir payda varken, doğulu batılı olmak bu ülkede ayrımcılık sebebi olmuyor. İslam fitne ateşlerini hep söndürüyor. Onun sayesinde Müslüman Türk Müslüman Kürtten kopmuyor. Aksi de aynen öyle. Bu yüzden sistemin gizli açık yerli yabancı sahipleri hep İslam’a yükleniyor. Yüklendikçe de sevimsizleşiyor, çirkinleşiyor ve ne kafir oldukları meydana çıkıyor.

İşte tam da burada bize göre Hüda Par büyük bir misyon üstlenmektedir.

Bu nedir?

Yazı çok uzar şimdi, öbür yazıya bırakalım mı?

 

 

Tüm Yazılar