..::Cemal NAR::..
Yaşasın Kitap Kardeşliği

Çağımızda insanların vaktini çalan çok eşkıya çıktı. İnsanı kendine bırakmıyorlar. Hızlı, tempolu bir yaşamak içinde akıp gidiyoruz bir yerlere acele cinsinden.

Trafik, ulaşım, iş kovalamacası içinde geçip gidiyor gündüzler. Akşamları ise ya internet başındayız, ya tv. karşısında.

Yemeklerimiz bile ağız tadıyla yenemiyor, eğer bunlar kapatılmazsa. Sofra başında ya bir terör haberi, ya bir savaş ve katliam görüntüleri, ya da aç sefil insan manzaraları. Gözünün içine bakıyor yara bere içinde kalmış aç ve çıplak çocuklar. Bir hoş oluyor insan yutarken, lokmalar ağır çekim gibi boğarak gidiyor boğazdan. Suçüstü yakalanmış gibi hissediyoruz kendimizi.

Avunmak için kanal değiştiriyoruz, vicdanımızı o görüntülerden kurtarmak için ya bir maç, ya bir müzik, ya da sevdiğimiz türden bir film.

Artık kaçta yatarsak…

Ve biz bu insana oturup kitap yazıyoruz.

Bu adamın mükellef sofraya bile zamanı yok.

Telaş içinde bir büfede ayaküstü bir şeylerle savıyor öğününü.

Bu adam ayrıntılı kitaba gelemez diyoruz içimizden.

Buna tıpkı yediği gibi ayaküstü okunacak kitaplar lazım diyoruz. Koca İslam dininin akaidini de, ibadetini de, hukuk ve ahlakını da, tarih ve medeniyetini de iki küçük kapak arasına sıkıştırılmış avcarlı et gibi sunmalıyız ki bitirsin hemen bulduğu bir ara boşlukta.

Bilmiyorum; ona mı yazık, yoksa bize mi?

Çok mu karamsar oldu?

“Herkes de öyle değil. Yeni bir kitap gördüğünde sevinenler hala var. Yazıyı kimse tahtından indiremez” gibi bir sese o kadar ihtiyacımız var ki!

Biliyor musunuz, fakir hala öyleyim. Ve benim gibi düşünenleri arıyorum.

Bulduğumda da çok seviniyor ve onu çok seviyorum. İçimden haykırasım geliyor:

“Yaşasın kitap kardeşliği!”

 

Tüm Yazılar