..::Cemal NAR::..
Kalbin Kimliği Önemli

İnsanın asıl kimliği kalbindedir.

İnsanın kemali gönül güzelliğinde, yürek zenginliğindedir. İnsanın aslı, özü, değeri, velhasıl her şeyi,  göğsün sol tarafında, yumruk gibi, atarak kan dolaşımın temin eden organın bulunduğu yerde yaratılan, maddesi görülmeyen manevi organımızdır. Orası imanın merkezidir.

İnsan ruhunun bütün donanımı, sevgi ve nefret gibi duyularının merkezi de orasıdır. Beden ikliminin sultanıdır. Vücutta onun buyruğu geçer. Bütün organlkara o hakim olur.

Aynı zamanda Allah Teâla’yı en iyi bilen ve hisseden de orasıdır. "Gerçek müminler yanlarında Allah zikredilince kalbleri titreyenlerdir"( Enfâl, 8/2.)

"Şüphesiz maddi gözler köretmez ama göğüslerde olan kalpler körelir".( Hacc, 22/46.)

"İnananların kalpleri Allahı anmakla yatışır. İyi bilin ki kalpler ancak Allahı anmakla yatışır" (er-Râd, 13/28). "Allah onların kalblerini ve kulaklarını mühürlemiştir"( Bakara, 2/7.)

Bu âyet-i kerimeler imanın kalple alâkalı oludğunu anlatmaktadır. Aynı konuda bir başka âyette şöyle buyurulmuştur:

"Hayır, onların işleyip kazandıkları şeyler kalplerinin üzerine pas olmuştur".( Mutaffifin, 83/4.)

İslam’da  kalb veya  gönüle çok geniş yer verilmiştir. Allah sevgisinin muhafaza edileceği yer, sevgi, şefkat, merhamet, muhabbet, kin ve nefretin hissedildiği ruhun ulvî bir özelliği olduğu kabul edilmiştir. Önemine bakar mısınız:

"İnsan vücûdunda bir et parçası vardır o düzelirse bütün vücud düzelir, o bozuk olduğunda bütün vücud ifsâd olur. İyi bilin ki, işte o et parçası kalbtir".( Buhârî, İmân, 39; Müslim, Musâkât, 107; İbn Mâce, Fiten, 14.)

 Marifet yani Allahı bilmek ve tanımak kalbin işidir (bk. Buhârî, İmân, 13). Hased, gazab ve nefret gibi kötü duyular kalpte bulunduğu gibi imân, Allah korkusu, hilm ve takva da kalbe ait fiillerdir (Nesâî, Cihâd, 8; Müslim, İmân, 230; Tirmizi, Fiten, 26; Ahmed b. Hanbel, V, 71).

İyi bir Müslüman olmak, Allah Teâlâ ile iyi bir ilişki kurmak, ona sesimizin duyurulması, yalvarmalarımızın kabul kabul edilmesi içinde gerekli olan da yine kalbin “selim” kılınmasıdır. Yani kötü duygu ve hasletlerden uzak tutulması, iyi huylarla bezenmesidir. Bundan dolayı örneğimiz ve önderimiz Hz. Peygamber (s.a.s) dualarında Allah Teâlâdan selim bir kalb istemiş ve bunu ümmetine öğretmiştir.( Buharı, Deâvât, 33, 44; Müslim, Deâvât, 49.)

Mümine yakışan “selim bir kalp” nasıl olur?

Görelim, ama gelecek yazıda inşallah.

 

Tüm Yazılar