..::Cemal NAR::..
Ah Müslüman Hassasiyeti Ah!..

Biz dertliyiz kardeşim.

Biz bütün insanlığın kaygısını taşıyoruz. Bütün insanlara İslam’ı nasıl ulaştırırız, nasıl müslümanlaştırırız diye hep düşünüyor ve üzülüyoruz.

Biz, haklı veya haksız bizi eleştirenler kardeşlerimiz için de üzülüyoruz. Yazılarımızı okumadan, okusa bile üstünde düşünmeden, anlamadan, anafikrini kavramadan haksız ve insafsız eleştirenlere de üzülüyoruz. Bu sadece bizim başımıza da gelmiyor. Bir umumi belvadır bu zamanımızda.

Batman çağıla karışmış. Büyük bellisiz, küçük bellisiz olmuş. Ne ilmin kıymeti var nazarlarda, ne alimin. Başlığa bakarak eleştiri yazmak moda olmuş zaten. Bunu bizim camia yapıyor, gerisini siz düşünün.

Şunun da farkındayız: Sosyal medyada görevli FETO veya emsali grupların görevli elemanları var. Bunların amacı, alimleri, yazarları itibarsızlaştırmak. Başka kaygıları yok o zavallıların. Bunu anlamıyor değiliz çok şükür.

*  *  *

Biz hocayız. İşimiz bu ümmete şartlar ne olursa olsun, davamızı anlatmaktır. Derdimiz, davamız ise İslam’dır. Sadece İslam! Darlıkta da, bollukta da, gülerek veya ağlayarak, kolay zamanlarda da, zor zamanlarda da davet ve tebliğ, eğitim ve öğretim. İşimiz bu bizim.

İslam bilinseydi, dava anlaşılsaydı, ne işimiz vardı aziz vaktimizi sosyal medyada israf etmeye?

*  *  *

Ama ne yapalım, çoğu mücahit geçinenlerin bile ilmi ve fikri seviyesi, laik devlet için "devlet ve başındaki ulu’l emirdir, kestiği parmak acımaz" deme seviyesindedir. Çaresiz, dinden, haktan taviz vermeden, sevilme ve yerilme kaygısı taşımadan, Allah için davet ve tebliğe devam edeceğiz, bazen ağlayarak, bazen gülerek.

Gerekirse bunları haykıra haykıra çatlayarak bu dünyadan gideceğiz. Allah imanlarımızı korusun. Ayaklarımızı sıratı müstakimde sabit tutsun. Sabır ve sebat ile hakkı tavsiyeye muvaffak kılsın.

*  *  *

Biz bu dini ve bu ümmeti seviyoruz. Ondan olmanın şükrünü eda için rahatımızı feda edeceğiz. Allah Teâlâ kibre, ucbe, kendini beğenmişliğe düşürmesin. Tevazu ve mahviyyetten ayırmasın. Din için, müslümanlar için ağlama nimetinden mahrum etmesin. Kardeşlerimize merhamet etsin. İlim, amel, ihlas ve ihsan lütfetsin. Kafirlere ve zalimlere karşı zafer versin. İslam devlet ve medeniyetini yeniden kurdurarak, sancağı altında can vermek nasip etsin.

*  *  *

Biz İslam için atan bir kalbe sahibiz çok şükür. Tekrar tekrar söylüyorum; Hz. Huzeyfenin babası Bedir harbinde öldürülmüştü. Ayaklarından sürüyerek leşini kör bir kuyuya, “Kalib”e attılar. Acı acı baktı ve hüzünlendi. Sordular, cevap verdi: “Ölümüne değil, kafir gidişine üzülüyorum”.

“Ne olurdu Müslüman olsaydı?” diye üzülmek ayıp mı, fazilet mi?

Ah şu muazzam ve muhteşem hassasiyet! Neden semtimize uğramaz oldunuz?

Bu ne demek? Bu sahabeyi anlamak çok mu zor?

*  *  *

Hz. Ebu Bekir’in babası Mekke fethinden sonra Müslüman olmuştu. Saçı sakalı bembeyaz bu pîri faniyi alıp Sevgili Peygamberimiz (sav)’in  yanına getirdi. O şehadet kelimesi getirirken, Ebu Bekir ağlıyordu. Sebebini sordular.

Ne dedi biliyor musunuz?

“Ya Resulullah! Keşke babam yerine Ebu Talip Müslüman olsaydı. Çünkü siz buna daha çok sevinirdiniz…”

Bu sözden ne mana çıkar?

Oğulun babasının Müslümanlığına sevinmeyişi mi?

Bunu böyle anlamak Müslüman aklına sığar mı?

Ebu Bekir’e (ra.) “Bunu niye böyle söyledin?” diye soru sorulur mu? Bu yüzden eleştirilir mi?

Ama bugünün Müslümanları o gün yaşasaydı, kim bilir hakkında ne tivitler, mesajlar atardı!...

*  *  *

Hz. Ömer Yemende birisinin dinden döndüğünü ve öldürüldüğünü duyunca secdeye gitti ve hüngür hüngür ağladı. “Ben buna çok üzgünüm” diyordu.

Sonra kalktı ve haberi getireni sorguya çekti:

“İyice tövbeye davet ettiniz mi? derdini anlayıp iyice anlattınız mı? Bütün gerekenleri güzelce yaptınız mı?

Niçin?

Neydi bu hassasiyet, bu feryat bir mürtedin öldürülmesi karşısında?

Bu adam ölümü hak etmedi mi ki?

Ettiyse Hz. Ömer neden ağladı?

Ah hassasiyet ah, bizi garip bırakıp nereye gittin?

*  *  *

Yine o Hz. Ömer, dilenen fakir bir hıristiyana bakarak "burada da perişan, orada da perişan" diye ağlamıştı. Hz. Ömerin bir kafire bakarak ağlaması nedendi dersiniz?

Koca halife bir kafire ağlarken haksız mıydı, af buyurun akılsız mıydı?

Neydi o hassasiyet? O hüzün. O çırpınış…

*  *  *

Biz o sahabenin çocukları değil miyiz?

Söyleyin, öyle değil miyiz?

Yeryüzünde yaşanan her kötülükten hissemize bir pay düşer kaygısı bir Müslümanda olsa ve insanlık için didinip dursa, ayıp mıdır?

Alay konusu mudur?

Ey Müslümanlar, kendinize gelin lütfen.

Müslüman kimliğinizin kodlarını iyi okuyun.

İlkeli olun. Başkasına derken, biraz da siz dik durun, eğilmeyin, eyyamın önünde kuru bir yaprak gibi savrulmayın…




Tüm Yazılar