Önemli Bir Mesele

İyi idareciler, kendilerinde bulunması gereken vasıfları taşımakla beraber meşru bir yöntemle müslümanların başına seçilen ve onların işlerini İslam’ın genel çerçevesi içinde danışa danışa meşveretle çözen kişilerdir. Kendisinin ve idare ettiklerinin haklarını koruyan kimselerdir.

Kötü idareciler ise bunun tam tersidir. Yani, yönetime ehil olmadığı ve usulüne uygun seçilmediği halde, zorla veya gayr-ı meşru yollarla başa geçen, veya meşru yollarla seçilse bile sonradan azıtarak insanların hak ve hukukunu gözetmeyen, diktacı, baskıcı, zorba ve zalim idareciler.

Hiç şüphesiz, toplumun tabii önderleri olan alimlerin idarecilere karşı tavır ve tutumları, onların iyi veya kötü olmalarına göre değişecektir. Bu aynı zamanda, alimlerin de iyi veya kötü olmalarının birer alameti olacaktır.

Yani alimler, iyi idarecilere yardım edip destekledikleri, kötü idarecileri de uyardıkları, daha da olmazsa onlardan uzaklaştıkları sürece iyi kalacaklardır.

Ama  alimler, kötü idarecileri sırf dünyalıkları, şan, şöhret, makam gibi heva ve hevesleri uğruna destekledikleri, yağcılık ve dalkavukluk ederek  onlara gereken nasihatı terk ettikleri sürece de kötü kalacaklardır.  

Bu yönüyle düşünülürse, toplumun varlığını tehdit eden her türlü kötülükler, toplumun ıslah ve aydınlanmasından sorumlu olan alimlerin bozulmasından kaynaklanmaktadır.

Üstelik alimlerin bozulması, idarecilerin bozulmasını, onların bozulması da halkın bozulmasını doğurmuştur.  Halkın bozulması ise, ilâhî azabın hak edilerek devletin ve milletin yıkılmasına, yok olmasına sebep olmuştur.

Bütün bunlar göz önüne alındığında alimler ile idarecilerin ilişkileri fevkalade önem kazanmaktadır. Bu, sadece dinî ve ahlakî yönden değil, aynı zamanda hukuk, eğitim, sağlık, bayındırlık vb. gibi, hayatın her alanı için de geçerlidir.

Elindeki yetişmiş insan gücünü en iyi biçimde kullanarak değerlendirmesini bilen idarecilerin ülkesi, refahın, zenginliğin yanında barışın, güvenin, huzurun, istikrarın ve mutluluğun da ülkesidir.

İslam, insanlar arasındaki ilişkileri, bir ayetle formüle etmiştir: “İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın.”

Öyleyse, alimlerle idarecilerin ilişkilerini iki ana maddede ifade edebiliriz: İyilikte yardımlaşma, kötülükte uyarma ve uzaklaşma.

Hiç kimse alimlere vazife öğretmeye kalkışmasın veya körü körüne itaat beklentisi içinde olmasın.

Bir devlet böyle şahsiyetli ve vazifesine düşkün alimler yetiştirememişse, vay o devletin başına, veyl oradaki alim geçinenlere…

 

Tüm Yazılar