28 Şubat Bin Yıl Unutulmaz

“Post Modern darbe” olarak nitelendirilen 28 Şubat 1997deki Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısının üzerinden 21 yıl geçmiş. Bize daha dün gibi taze.

İlginçtir, twitter hesabından paylaşımda bulunan Abdullah Gül, şunları söylemiş:

“Bugün 28 Şubatın üzerinden yirmi yıl geçti. O zamanki olağanüstü dönemde brifinglerle yönlendirilen ve adil yargılama ilkesinden uzaklaşan mahkemeler birçok kişiye çok ölçüsüz cezalar verdiler. Bunlardan 600’e yakını hala mahkum. Mahkemeler yeniden yargılanma yolunu bu kişilere açarsa haksızlıkların geç de olsa telafisine imkan vermiş olurlar”.

Bu kadar yıldır 600 kişi, İslami davalardan yatıyor. Bu ayıp hepimizin. Çünkü yargı, millet adına, yani bizim adımıza iş yaptığını söylüyor. Onun için diyorum, “Bu ayıp hepimizin” diye. Bu kardeşlerimiz açısından bu zalim ve alçak sürecin biran önce gerçekten sonlandırılması gerekir.

Hoş, bize göre iş olsun diye söylenmiştir bu “yargı, millet adına, iş yapıyor” sözü. Çünkü bu hukuk sisteminde, bu yasama ve yargıda millet yok kardeşim. Belki Fransızlar var, Almanlar var, İngilizler var, Amerikalılar var, ama bu aziz millet yok. Çünkü oralardan tercüme edilip alındı bu hukuk. Adının başına “Türk” koymakla elin gavurunun malı nereden Türk’ün oluyor? Bu hukukta bu müslüman milletin ne dini, ne örfü, ne de tarihi var. Öyleyse neden milletin oluyormuş, nereden millet adına iş yapıyormuş? Boş laf!

Öyle olsa bir gün olsun razı olur muyuz dini faaliyet yaptığından dolayı kardeşlerimizin zindanda çürümelerine?

O günleri canlı yaşadık. Bir İmam Hatip Öğretmeni olarak ne acılar çektik. Kimyamız bozuldu. Bedenimiz hastalıklarla sarsıldı. Tansiyonumuz fırladı, şekerimiz yükseldi. Yok yere yargılandık, mahkumiyet cezası aldık. Bir gün daha ceza alsak, yatacak ve işten kovulacaktık. Yıllarca her gün meslekten kovulma beklentisi içinde yaşadık. En son yaşadıklarımız üstüne düşündük, istişare ettik. Genç denecek yaşımızda emekli olmak zorunda kaldık.

Okullarımız boşaldı. Binaları kaptırmamak için dağlardan, vadilerden topladığımız öğrencilerimizle oyalandık durduk. Mesleğimiz aşkımızdı, bıktık usandık. Biz yine de ucuz kurtulduk hamdolsun. Binlerce kardeşimiz içeride işkencelerden geçti, zindanlarda yattı çürüdü. Baksanıza, aradan geçen bunca yıla rağmen hala içeride çile çekenler var.

28 Şubat Post Modern Darbesini yapanlar cezasını çekmedi. Çekmeli ama. Bu darbenin asker sivil bütün içinde yer alanlar cezalarını bulmalı. Mağdur edilenlere yasal tazminatları ödenmeli. İtibarları iade edilmeli.

Ve bu günler unutulmamalı, bin yıl da sürse birer ders ve ibret olarak her yıl anılmalı. Yeni darbelere karşı uyanık olunmalı, tetikte beklenmeli.

Bu zalim ve alçak darbenin bütün mağdurlarını selamlıyorum. Sabr-ı cemillerinin mükafatlarının bol olmasına dua ediyorum. Kaderin bir cilvesi, bir 28 Şubat günü vefat eden bu Post Modern Darbesinin en büyük mağdurlarından muhterem Necmettin Erbakan’ı da rahmetle anıyorum.

 

 

Tüm Yazılar