Müslüman Halim Selim ve Nazik İnsandır

Özellikle de kendilerine uyulan alimler, hocalar, vaizler, davetçiler ve mürşitler, tatlı dilli, güler yüzlü, halim selim, affedici ve kusur bağışlayıcı olmalı, insanları cezbetmeli, gönüllerini kazanarak kendilerine çekmelidirler. Özellikle de gereksiz sertlikten, kabalıktan, tok sözlülükten kaçınmalıdırlar.

Peygamberimiz örneğimizdir. Onu da öyle terbiye eden Allah Teâlâ’dr. Şu ayeti bir ere daha dikkatlice okuyalım derim:

“Sen onlara sırf Allah’ın lutfu sayesinde yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı kalpli olsaydın, hiç şüphesiz etrafından dağılır giderlerdi. Onları affet, onların bağışlanmasını dile, iş hakkında onlara danış, karar verince de Allah’a güven, doğrusu Allah kendisine güvenenleri sever.”

Kaba ve katı kalpli bir kimseler, muhataplarında korku ve nefret uyandırırlar. Bu insanların başka bazı ahlak ve faziletlere sahip olması çoğu zaman durumu değiştirmez. Maalesef insanlar kendi iyilikleri için dahi olsa sert, katı ve dobra kimseleri dinlemek istemezler veya onun arkadaşlığına pek katlanamazlar. İslâm gibi evrensel bir mesaj getiren, bunu insanlara tebliğ etmesi istenen, taşıdığı mesaj âlemlere rahmet olan insanın kendisi de mütevazı, alçak gönüllü, merhamet timsali olması lazımdır. Sadece getirdiği dinin rahmet ve nimet olması yetmiyor yani. O yüzden davet ve tebliğ için gönderilmiş olan yüce zatın da üstün bir ahlâk üzere olması gerekir.

İşte Sevgili Peygamberimiz (sav) de aynen öyle mütevazı, alçak gönüllü,  merhametli, yumuşak kalpli, tatlı dilli, güler yüzlü birisidir.  Şüphesiz bu âyet de benzeri bir çok ayetler gibi Hz. Peygamber’in büyüklüğünü, yüksek ahlâkını ve yüreğinin katı olmadığını, aksine şefkat ve merhametle dolu olduğunu gösterir. O, Allah’ın kendisine lutfettiği bu özellikleri sayesinde arkadaşlarına, özellikle Uhud Savaşı’nda emrine muhalefet ederek İslâm ordusunun yenilmesine sebep olanlara ve müslümanları imha edilme tehlikesiyle karşı karşıya getirmiş bulunanlara merhametle muamele etmiştir. Eğer onlara karşı katı davransaydı ve onları sert bir şekilde cezalandırsaydı, çevresindekiler dağılıp giderlerdi.

İslâm’ın eğitim metotlarından biri de affetmektir. Yerine göre af, cezadan daha etkili olur. Hz. Peygamber’in sahâbeye karşı yumuşak ve merhametli davranması sahâbe üzerinde büyük bir etki göstermiştir. Hz. Peygamber’in müslümanlara karşı bu şekilde merhametli davranması neticesinde birçok kimsenin müslüman olduğu da rivayet edilmiştir.

Yüce Allah ayrıca Hz. Peygamber’den bir konuda karar vermeden önce onu arkadaşlarına danışmasını, onlarla istişare sonunda kararını verince artık Allah’a güvenerek uygulamaya geçmesini emretmektedir.

Görüldüğü gibi tevazu ve merhamet, kararlı olmaya engel değildir.

  


 

Tüm Yazılar