Recep Tayyip Erdoğan da Kıymetlidir Nureddin Yıldız da 1

Böyle hassas bir zamanda, tepeden tırnağa herkesin hassas olması, dikkat etmesi gereken bir zamanda hiç umulmadık bir yol kazası yaşadık. Keşke olmasaydı.

Bazı şeylerin telafisi zordur. En iyisi yapmadan önce iyi düşünmektir. Ne demişler, "iki ölç, bir biç". Ama insanız işte. Bazen dilimiz sürçer, bazen bir duygusal anımıza denk gelir, daha sonra “keşke söylemeseydim” diyeceğimiz sözler çıkar ağzımızdan. Çok konuşan bir öğretmen ve vaiz olarak zaman zaman bu durum benim de başıma gelmiştir.

Sanırım Reis’in konuşmasından sonra çoğumuz böyle düşünmüştür.


Tartışma Nereden Çıktı?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadınlara dönük bir konuşma yaparken, günlerdir malum medyanın köpürttüğü bir algı operasyonunu gündeme getirdi. Nureddin Yıldız gibi değerli bir hocanın çarpıtılmış sözlerini gerçekmiş gibi kabul ederek dedi ki:

“Bu konuda marjinallari asla dikkate almayız. Din adamı olarak ortaya çıkıp da kadınla ilgili çok farklı açıklamalarda bulunup dinimizde kesinlikle yeri olmayan bazı içtihatta bulunan kişiler ortaya çıkıyor. Anlamak mümkün değil. Bunlar ya bu asırda yaşamıyorlar, çok farklı bir dünyada yaşıyorlar. Çünkü İslamın güncellenmesinin gerektiğini bilmeyecek kadar da aciz bunlar. Siz İslamı 14 asır öncesi hükümleri ile bugün uygulayamazsınız. Beni birçok hocaefendi tefe koyacak o ayrı mesele. Rabbim bizi tefe koymasın.”

Biz bu sözleri duyunca “eyvah” dedik. Recep Tayyip Erdoğan’ın dinde reform istemeyeceğini biliyorduk. Ama bir hocayı bu kadar ayakaltı etmesi içimize battı. Dinimiz, onu savunmamızı bize emretti. Bunu Facebook’ta yaptık. Hele bir de savcıların harekete geçerek dava açmaları…

Daha önce neredeydiniz beyler?

Böyle yapmakla kendiniz kadar Reisi de töhmet altında tuttuğunuzun farkında mısınız?


Recep Tayyip Erdoğan

Recep Tayyip Erdoğan asrın yetiştirdiği müstesna bir siyasi liderdir. Ülkemizde gerçekleştirdiği sessiz devrimler ortadadır. Bırakın Türkiye’yi, bütün dünya müslümanları ona bir umut diye bakıyor. Biz onu çok seviyor ve her türlü şerlerden, fitnelerden, kötülüklerden koruması için rabbimize dua ediyoruz. İmam Hatipli olması bizim için ayrı bir onurdur. Neyse canım, o kadar çok ki, yazmaya gücümüz yetmez iyi işlerini. Bu yüzden onu seviyor ve korumaya çalışıyoruz.

Tayyip Beyi seviyoruz ama dinimizi ve hocalarımızı da seviyoruz. Dün yaşar Nuri’ler, Zekeriya Beyaz’lar ve emsali hakkında konuşmadığını, Nureddin Yıldız gibiler hakkında konuşmasa iyi olurdu. Özellikle de canlı yayında. Varsa bir rahatsızlığı, bunu iletmenin bin bir yolu vardır. İlle de gerekiyorsa bunu sözcüleri yapsa olmaz mı?

 

Konu Neden Çok Nazik?

Tayyip Beyi İmam Hatipli kimliği ile ve dik duruşuyla seviyor ve destekliyoruz ama unutmayalım, onun bir de "laik devlet başkanı" olma sıfatı var. Bunun ne manaya geldiğini bu ülkede yaşayan ve yıllarca horlanan Müslümanlar olarak hepimiz çok iyi biliriz. Bu sıfatıyla o tür fikir ve üslup ile konuşmasını hoş görmüyoruz. Tefe koymuyoruz, ama “lütfen” diyoruz.

Nitekim bir gün sonra bu gerçeği kendisi de dile getirdi. Dedi ki: “Bu konularda konuşma yetkisi benim değil. Ben Diyanet İşleri Başkanı değilim".

 Kastının dinde reform olmadığını da açık seçik söyledi: "Elbette asla değişmeyen ve değişmeyecek olan kurallar da ilkeler de vardır. Mesela İslamın son din olduğu asla değişmeyecek bir hakikattir. Bununla kimse oynayamaz. Allahın, yüce kitabımız Kuran-ı Kerimde bize açıkça ifade ettiği hükümler yani naslar asla değişmemiştir, değişmeyecek."

Tamam, biz konunun o tarafını unuttuk artık. Ama ya bu tarafı?


Nureddin Yıldız da Kıymetli


Acaba Cumhurbaşkanı Nureddin Yıldız’ı ne kadar tanıyor?

Bilemiyorum, ama tanıdığını zannederim. Çünkü, geçen seneydi galiba, Nureddin Yıldız Maraşa geldi, M. A. Ersoy konferans salonunda biz saatinde gittik, dinlemeye yer bulamadık. Dizlerim rahatsız olduğu için uzun müddet ayakta duramadım ve salonu terk etmek zorunda kaldım. Onu sanırım Ak Parti gençliği çağırmıştı. Coşkuyla dinliyorlardı.

Ben şahsen tanımam, ama ismen tanırım. Bu hoca efendi şu çok övüp gündeme getirdikleri ilahiyat mezunudur. Üstelik sıradan bir mezun da değil, çalışkan ve fedakar, işin hoş tarafı Ak Parti gençliğine emek vermiş de birisi. Ne oldu şimdi?

Doğan medyanın dolduruşuna gelenler, pişman olup helallik dilemelidirler. 2007de yapılan bir konuşmadan cımbızla çekilen ve ara yorumlarla saptırılan bazı sözlerden dolayı bir hoca efendiye linç girişimi bizi kahrederken, acaba kimleri sevindirdi?

İşte size bir örnek.


İşte Ahmet Hakan’ın yazısı:


İşte Ahmet Hakan’ın 9 Mart 2018 yazısı. Bakın nasıl da sevinmiş:

“Ve Tayyip Erdoğan Nurettin Yıldız gibilerin fişini çekiverdi!

Asansörde halvet... Battaniyeye hallenme... Ketçaptan şehvet... Kadın dövmenin incelikleri... Buluğ çağına ermemiş kızların evlenmesi... Falan...

Ve Tayyip Erdoğan Nurettin Yıldız gibilerin fişini çekiverdi. Güya İslam adına konuşan Nurettin Yıldız ve onun gibi tiplerle ilgili olarak günlerdir yazıp çiziyorum. Dediklerim şunlardır: Bu adamlar İslam’ı küçük düşürüyor. Bu adamlar İslam aleyhinde propaganda yapıyor gibiler. Bu adamlar İslam’dan soğutma ve İslam’la alay ettirme memurları gibi.

Ben böyle dedikçe... Bir güruh... “Sen Nurettin Yıldız hoca efendimize nasıl böyle dersin” falan diye üzerime geldi. Ve bingo! Bütün bu tacizlerden resmen ve alenen kurtuldum! Çünkü devreye Cumhurbaşkanı Erdoğan girdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan... Başından sonuna kadar her kelimesine yürekten katıldığım sözlerle... Nurettin Yıldız ve Nurettin Yıldız gibileri...  ıskartaya çıkardı.

Yaşasın!

Artık hiç kimse bana... “Sen Nurettin Yıldız hoca efendi hakkında nasıl böyle şeyler dersin” diyemeyecek. Çok mesudum çok.”

Ahmet Kekeç’in çok iyi bildiği o adam işte böyle dört köşe göbek atıyor. Sonra da CHP’ye akıl veriyor, “dinde reform tartışmasına girmeyin, berbat edersiniz.” Yani bırakın birbirlerini yesinler havası…


Barış İstiyorum

Bu yazı devam edecek gibi. Ama ben amacımı hemen yazayım: Barış istiyorum. Recep Tayyip Erdoğan da kıymetlidir ve seviyoruz, Nureddin Yıldız da kıymetlidir ve seviyoruz. İkisi de ümmet için çabalayan fedakar insanlardır. Araları maalesef açılmıştır. Arabulucular iki kardeşin açılan arasını bulmalılar ve hepimizi sevindirmeliler. Bu Allah Teâlâ’nın açık bir emridir.

Nasıl mı?

Delillerini ve bazı başka durumları gelecek yazıya bırakalım, zira bu yazı çok uzadı.

 


Tüm Yazılar