Artık Tamamen Bitti

24 Haziran seçiminde cumhurbaşkanı adaylığı konuşulan 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, günlerdir beklenen açıklamasını İstanbulda yapmış. Biz de merak ettik, okuduk, geleceğe dair ipuçları aradık, ortamı anlamaya çalıştık.

 

İstiyormuş

Anlaşılan “her faninin elinin tersiyle itemeyeceği makama” bir kere daha talipmiş. Bunu arzu ediyormuş. Ama uzlaşamayan muhalefet buna mani olmuş. Artık bir daha oralara erişmesi mümkün değilmiş. Bunu kabullenerek aday olmayacakmış.

Ama söyledikleri ilginç: “Bir faninin ulaşabileceği bütün makamlara ulaştım. Bu yolların hepsini yürüdüm. Ne ben ne ailem herhangi bir arzu içinde değiliz. Bütün beklentimiz memleketin huzurlu, istikrarlı geleceğin güçlü olması. Hiçbir arzum, beklentim olamaz.”

Acaba “arzu içinde değiliz” sözüne ne kadar katılabiliriz?

Ne kadar ikna edici?

Hele de “Ben de çok geniş mutabakat söz konusu olursa üstümüze düşeni yapmaktan kaçınmayacağımı söyledim.” Cümlesi orada dururken…

Bence bunlar sıkıntılı sözler. Anlaşılan arzu var, ama imkan yok. Bundan ötesi mecburen müstağni durmaktır, vaziyeti kurtarmaktır.

 

Önceden gerekti

Bana sorarsanız, “insandır, arzunun olması gayet normaldir” derim.

“Ama daha güzeli var mıydı?” derseniz, “evet, vardı” derim.

Mesela böyle bir arzu olsa bile, daha baştan, siyaseten de olsa, şöyle söyleyebilirdi:

“Recep Tayyip Bey kardeşim adaylığını açıklamışken, bana düşen, ona destek vermektir.”

Ne güzel olurdu!

Dönerdik insanlara, “Adam görün” derdik. “Dostluk görün, vefa görün, kardeşlik görün” derdik. “Bakın İslam ahlakı bir insanı ne güzel hale getirir, ne kadar olgunlaştırır, görün de ibret alın” derdik.

Bunu diyememenin üzüntüsünü yaşadım.

 

Artık istese de olamaz

Bir yerde diyor ki: “Hiçbir arzum, beklentim olamaz.  Aktif günlük siyaset içinde olmadım. Adaylığımla ilgili bir süreç artık söz konusu değil.”

Artık istesen de olamazsın sayın Gül.

Bitti maalesef. Gönüller kırıldı, aradaki muhabbet bağı koptu bir kere.

Böyle olmaması için şu sözler daha ilk günden söylenmeliydi: “AK Parti’nin kuruluşunda yer almış birisi olarak bu ilkeleri bu prensipleri destekliyorum.” 

 

İyi Kırgın

Abdullah Gül’ün şu sözlerinden iyi kırgın olduğunu anlıyoruz:

"Beka sorunlarıyla karşı karşıyayız, hamasetin ve karşılıklı hakaretlerin siyaseti esir aldığını görüyoruz. Siyasi manevraları, birçok yorumlarla meşguluz. Böyle bir ortam içinde Türkiye seçimlere gidiyor. Benim ismim de yoğun bir şekilde gündemde.”

“Beka sorunları… hamaset… karşılıklı hakaretlerin siyaseti esir alması” kurşun gibi sözler. Adesi sizce meçhul müdür?

Ya şu sözler: “Hakkımda söylenen bir çok şeyle ilgili çok konuşmak istemiyorum. Zaten seçim kampanyası, polemikler… Bunlar benim siyaset anlayışıma da pek yakışmaz. Bazen kasıtlı bazen de çeşitli manipülasyonlarla benimle ilgili şeyler söylenmiştir. AK Parti’den bazı arkadaşların da benimle ilgili konuşmalarına da şunu söylemeden geçemeyeceğim. …Benimle ilgili zaman zaman saygısızlık boyutuna ulaşan sözleri söyleyenlere de şunu söylemek isterim. Başlarını iki ellerinin arasına alıp bugün söylediklerini bir muhasebe etsinler.”

 

Bizim Duamız

Sayın Gül ile ilgili daha önce de yazmıştım. Değerinin bilinmesini, kardeşliğin bozulmamasını, kendisinin de yerinde ve zamanında konuşarak açık seçik partisinden ve dava arkadaşlarından yana tavır alması gereğinden bahsetmiştim.

Ama olmadı. Bu sefer Sayın Gül’ün yaptığını açıkça söylüyorum, ben de beğenmedim. Bu son yapılan konuşmanın hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. “Bade harabil Basra” olmuştur. Maalesef gönül bağı da iyice kopmuştur. Kendi itibarını zedelemiştir.

Ne diyelim, böyle olmamalıydı ama oldu.

Artık bize dua etmek kaldı:

“Allah’ım, Müslümanların kalplerini muhabbetin altın halkaları ile birbirine bağla. Küskünleri, kırgınları, dargınları barıştır. Kardeşler arasına sevgi ve merhamet koy. Adil arabulucular ihsan ederek hepimizi barıştır.”

Amin.

 


Tüm Yazılar