Kısasta Hayat Vardır

Kısas hayat hakkının ve canı korumanın gereğidir.

Gerçi kısasın kendisi, cezayı hak etmiş bir hayatı yok etmedir, ama aynı zamanda haksız yere hayatı yok etmeye karşı, hayatın en büyük müeyyidesidir.

Kısas gibi caydırıcı bir hüküm, fert ve toplum hayatının garantisidir. Böylece dünya hayatımızı koruduğumuz gibi, âhiret hayatımızı da korumuş oluruz.

İşte insanı yaratanın yasası:

“Hem Tevrat’ta onlara şu hükmü de farz kıldık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş karşılıktır. Hülasa bütün yaralamalar birbirine kısas edilir. Fakat kim bu kısas hakkından feragat edip bağışlarsa bu, kendi günahları için keffaret olur. Kim Allah’ın indirdiği ahkâm ile hükmetmezse işte onlar tam zalimdirler.”(Maide, 44-45.)

*  *  *

Kısas, hayatın dokunulmazlığını temin etmek için meşrû kılınıp yasalaştırılmıştır. Yani can almak için değil, cana dokundurmamak için hükmedilip kanunlaştırılmıştır.

Onun içindir ki hak sahibi kişi kısastan vazgeçerse, kısas yapılmaz. Zira kısas, sırf insanlar için vaz’ edilmiştir. Fakat unutmayalım; tek seçenek değildir. Kasten öldürmede öldürülenin velisinin üç hakkı vardır:

Kısas.

Diyet.

Af.

*  *  *

Malum kısas, taammüden öldüren katilin yargılanıp öldürülmesidir.

Diyet ise hak sahiplerinin bir kısmının kısastan vazgeçme istekleri ile olur. Ölen erkekse diyet asr-ı saadette şu mallardan birisi olarak kabul edilmiştir:

Yüz deve veya ikiyüz sığır veya ikibin koyun keçi veya ikiyüz kat elbise veyahut da bin miskal (dinar) altındır. Kadın ise yarısıdır. Burada miktarın yarım olması, erkeğin kazanç sağlama ve ekonomik fonksiyonu göze alınarak belirlenmiştir. Yoksa kadın erkek arasında ve yaşama hakkında bir eşitsizlik yoktur.

Kimi zındıkların “İslam kadını erkeğin yarısı saymıştır” sözü, düşünmek ve anlamak istemeyen peşin hükümlü hasta beyinlerin ürünüdür ve hayatın gerçekleriyle alakası yoktur.

*  *  *

Hiç şüphesiz yaralamalarda da kısas vardır. Kısas uygulaması uygun olmadığı zaman ceza diyete çevrilir. Konunun detayı fıkıh kitaplarındadır. Burada bizim maksadımız, canı korumanın da aynen namaz, oruç, zekat gibi dinin bir emri olduğunu, kişinin dindarlığının bu tür muamelelere uygun davranmakla olabileceğini anlatmaktır.

Görüldüğü gibi İslam, sınırlarını Allah Teâlâ’nın çizdiği kanunlardır. Allah Teâlâ’ya ve Resul-i Ekrem Efendimize itaatin gereği bu kanunlarla amel etmektir. İman bunu gerektirir.

*  *  *

Peki af ne anlama gelir?

Gel de anlat anlatabilirsen. Beyni bu kadar fakirleşmiş batılı ve taklitçi batıcı insana, böyle bir fazileti ve yüceliği nasıl anlatabilirsiniz?

Seviyesi müsait değildir ki aklı havsalası alsın. O yüzden boşuna anlatmayacağız.

*  *  *

Müslüman olduğu halde yasama yetkisini Allah Teâlâ’dan alarak kullarına veren her sistem, bize göre cahiliyedir.

Ve cahiliye bizi bu akıl ve gönül fukaralığına çağırıyor.

Ondan daha başka ne beklenir ki?

 

 

 

Tüm Yazılar