Haram Yiyen Haramileri Seçmeyiniz

Mal, insan için kıymetlidir ve bir önceki yazımızda onun korunmasının dinin bir emri olduğunu işlemiştik. İnsan malı için mücadele eder. Onu helalinden kazanır, helal yollarda tüketir, onu hırsızdan, gasıptan, eşkıyadan ve emperyalistlerden korur. Gerekirse bu uğurda cihat eder, savaşır.

Maalesef bugün en önemli sorunumuz, mallarımızı emperyalist kafirlerden koruma ve kurtarma sorunumuzdur. Gizli açık eşkıyalıklarla üstümüze çullanmışlar, sadece malımızı değil, can ve din dahil, her değerimizi elimizden alarak yağmalamaya çalışıyorlar. Fakat hala daha içimizde şuursuz beyinsizler onlara “medeni / uygar milletler” diyerek hayranlıkla bakıyorlar.

Batılılaşmanın getirdiği “mankurtluk” noktasıdır işte bu.

*  *  *

İnsanlar İslam’ı okullarda öğrenemedikleri günden beri o kadar cahil kalmışlardır ki, birçok insan bazen iyi niyetle haramları işlemek isterler. Mesela birisinin yılbaşında milli piyango bileti alıp ikramiye çıkarsa hayır yollarına dağıtmak istemesi gibi.

Bu kadar büyük bir cehalet nasıl oluştu?

Sistem İslam olmadığı için.

Sadece bu kadar olsa. Belki İslam’a düşman olduğu için.

Ak Parti okulların dışı ile uğraştı ve epey de mesafe aldı. Ama ne kadar çabalıyor, orası tartışma konusu, fakat sonuçta okulun içi ile henüz doğru dürüst uğraşamadı. Hala bir “Kur’an Bilgisi” dersi yok. Halbu ki hayatla ilgili ayetler Diyanet mealinden olsun, zararı yok, üniteleştirilmeli ve konu güzel başlıklar altında işlenmeli.

Buna karşı çıkan da asla dinlenmemeli. Gerekirse bunun için referandum göze alınmalı.

*  *  *

Allah temizdir; ancak temizi kabul eder. Dinin de böyle pis paralara ihtiyacı yoktur. İyi niyet, haramı helal kılmaz. Haram asla yenmez. Yoksa onu cehennem ateşi temizler.

Fakat “zaruret” hali bunun dışındadır. Çünkü zaruretler yasakları kaldırır. Zarurette kalan ve başka çare bulamayan müslümana ölçüyü kaçırmamak üzere haram yeme veya işleme izni, ruhsatı verilmiştir. Mesela leş, akmış kan, domuz gibi haram yiyecekler, aç kalan kimse üzerine mübah olurlar. (el-Bakâra: 2/173; el-Mâide: 5/3; en-Enâm: 6/145; en-Nahl: 16/115.)

*  *  *

Şu hadis de bu konuda bir ölçüdür:

"Helâl apaçık belli, haram da apaçık bellidir. Bunların arasında, halktan birçoğunun, helâl mi, haram mı olduğunu bilmediği şüpheli şeyler vardır. Dinini ve namusunu korumak için bunları yapmayan selâmettedir. Bunlardan bazısını yapan kimse ise haram işlemeye çok yaklaşmış olur; nitekim korunun etrafında (hayvanlarını) otlatan kimse de koruya dalma tehlikesi ile burun buruna gelmiş olur. Dikkat ederseniz her hükümdarın bir korusu vardır; Allahın korusu da haram kıldığı şeylerdir." (Buhârî, K. el-Büyû, 2; Müslim, K. el-Müsâkat, 107; Tirmizî, K. el-Büyû, 1.)

Hadisten de anlaşıldığı gibi takvâ sahibi kişiler, şüpheli durumlarda o şüpheliden uzak durmaya çalışırlar. İnsanlarla olan ilişkilerinde haramdan kaçınır, haksız mal edinmenin fertlere ve topluma karşı zulüm olduğunu bilirler.

Bu yüzden hırsızlık, gasp, rüşvet, iltimas gibi açık veya hile, aldatma, yankesicilik gibi gizli yollarla başkalarının mallarını ellerinden alıp yemezler. Aksi bir durumda kişinin namazı, orucu, teşbihi onun asla dindar olduğunu ifade etmez. Çünkü “din muameledir”.

*  *  *

Yeni bir seçimin arifesindeyiz. Buradan Müslümanlara hatırlatalım; haram yiyenleri seçmeyiniz. Onlar haramilerle iş tutmaktan kaçınmazlar.

Din muameledir. Söylemler eylemlere uymuyorsa onu asla vekil seçmeyiniz. Bizim davasının eri insanlara ihtiyacımız var. Ciddiyetsiz cıvıklara değil.

Çok önemli günlerden geçtiğimizi söyleyenler, önümüze çok önemli aday koymazlarsa, ayıp ederler ve güvenlerini sarsmış olurlar.

İtibar kolay kazanılmıyor, aman dikkat.

 

 

 

 

 

Tüm Yazılar