Aday Adaylarına Hatırlatma

Yerel seçim yaklaşıyor. Bulunduğumuz yerde yavaş yavaş aday adayları kendilerini arz etmeye başlıyorlar. Hatta bazıları dua talep ediyorlar.

Ben sadece onlara değil, ülkede insanlara hizmet için aday olanlara bir duygu ve usulü hatırlatacağım. Baksınlar; bunu yapabilirlerse, tamam, aday olsunlar. Yok, yapamayacaklarsa, hiç kendilerine yazık etmesinler.

Nedir o?

İnsanlara Allah için seve seve gönüllü hizmet etmek. Karşılığını Allah Teâlâ’dan beklemek. Dün insanlardan oy isterken boynunu büküp rica ettiğini unutmamak. Seçildikten sonra gurur, kibir, kendini beğenme, öfke ve tahkirden uzak durmak. Tevazuu unutmamak.

Yani seçimden evvel ne ise aynı olmak!

İşte size bu duyguların kaynağını gösteren iki örnek olay:

*  *  *0

Resulü Ekrem arkadaşları için daima fedakârlık yapardı onlarla birlikte olduğu ortamlarda en küçüğünden en büyüğüne kadar Herkese ayrı bir değer verir, onları kıymetli sayardı. Onun tevazu ve alçak gönüllü olmasına bakınız ki, yeri geldiğinde ashâb-ı kiramına kendi elleriyle su ikram ettiği bile olmuştu. Hatta şu söz ve söyleniş sebebi çok meşhurdur. Rasûlullah (s.a.v.) buyurdular ki:

“Bir kavmin efendisi, onlara hizmet edendir.” (Deylemî, Müsned, II, 324.)

Rivayet o ki; bir gün Allah Resulü (a.s.m.) ashabıyla otururken su dağıtmaktaydı. Dışarıdan gelen birisi onu (sav) tanıyamamıştı.

-Sizin efendiniz kimdir? Diye sordu. Allah Resulü de (sav.):

-“Seyyidül kavmi hadimuhum”, yani "Toplumun seyyidi/efendisi onlara hizmet edendir" buyurdular.

Zeki adam hemen su dağıtan kişinin Efendimiz (sav) olduğunu anladı.

*  *  *

Dilimize "Efendi" diye tercüme edilen "Seyyid" kelimesi Arapçada toplumun başında bulunan, lider ve önder anlamlarına gelir. Yukarıdaki rivayetle bir taraftan topluma liderlik edecek olanların hizmeti şiar edinmesi, diğer taraftan da toplumun hizmet edenleri yüceltmesi, baş tacı edinmesi, başına geçirmesi gereği vurgulanmıştır.

Liderlik için, soy sop, boy pos, mal mülk, şan şöhret değil insanlara hizmet etmek ve faydalı olmak esastır.

*  *  *

Yine bir sefer sırasında akşam olmuş, ama gün boyu su bulamayan topluluk susuzluktan bitkin düşmüştü. O geceyi de susuz getirmişlerdi. Sabah olunca artık herkes susuzluktan sızlamaya başladı. Hz Ebubekir ve Hazreti Ömer de oradaydı. Onlar topluluğu sakinleştirmek için,

-Ey insanlar, Allah Resûlü suyu önce kendisi içip sizi sonraya bırakacak değildir, dediler.

Güneş yükseldikçe susuzluk daha da artıyordu. Ashâb-ı kiramdan Ebu Katade’nin yanında bir kırbası vardı. Resulullah ondan su kırbasını istedi ve su dağıtmaya başladı. Bir yandan dağıtıyor, diğer taraftan da suyun herkese yeteceğini telkin ediyordu.

O gün 300 kişi o kaptan su içti. İçmeyen bir Allah resulü bir de Ebu Katade kaldı. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem:

-Ebu katade, sen de iç, buyurdu.

Sonra Resullullah şöyle ekledi:

-Cemaate su ikram eden en sona kalır.( Ahmed, Müsned, 5/298.)

*  *  *

Evet, ihlasla hizmet ve dünyalık kazançta kendini en sona bırakmak.

bunu yapamayanlar boşuna aday olup da cehennemi boylamasınlar!

 

 

 

Tüm Yazılar