İslam İlke Ve Toplum 1

Çelik zırhlarına bürünmüş canavar Batı, kendisini koruyacak iman dolu göğsü gibi bir serhaddinde, bir zırhında delikler, yırtılmalar, parçalanmalar gibi zaaflar açılmış İslam dünyasına bütün hatlardan inanılmaz bir vahşetle saldırıyor. Vuruyor, kırıyor, ambargo uyguluyor, aç bırakıyor, öldürüyor, yakıyor yıkıyor.

Amaç, İslam’ı ebediyyen yok etmek!

Ama bu barnarın bilmediği bir şey var; İslam insanlık için biricik kurtuluş kapısıdır. O kaybedildiğinde dünya bütün bütün barbarlığa teslim olacaktır. Öyleyse cahil batı, bindiği dalı kesiyor.

İslam uygulandığında insanları içinde bulundukları karanlıklardan aydınlığa çıkarmıştı. Kimse, “niye bugün değil?” demesin. Bugün İslam’a sosyal hayatta yaşama ve yaşatma izni yok. Vahşi bir materyalizm ve laiklik, insanları kamçıyla seküler bir hayata sürüyor. Bugünün vahşetinden onlar sorumlu, İslam değil.

*  *  *

İslam ilkeler, kanunlar ve kurallar dinidir. Bunlara uyulmasını ister Müslümanlardan. Bu ilkeler, kanunlar ve kurallar insan hayatını tamamen düzenler ve ona kendine has bir yaşama biçimi sunar. O yüzden Müslüman, bir başka inanç ve ibadetten, kanun ve kurallardan, ahlak ve görgü kurallarından uzak, kendine has bir hayat tarzını yaşar ve bununla mutlu olur. Bütün bunlar sadece Müslümanlar arası değil, diğer insanlar arası ilişkilerde de barışı, huzuru, kaynaşmayı ve mutluluğun devamını sağlar.

İnsanın kendi başına yaşamadığı malumdur. O yüzden bu İslamî ilkeler, kanunlar ve kurallar gayri müslimler  ile de birlikte yaşama ve yardımlaşma yollarını öğretir. İnsan için temel ölçü, eşitliktir. Herkes Hz. Adem’in oğlu olarak dünyaya eşit gelir. Birbirlerine karşı doğuştan bir üstünlük taşımaz. Hiç bir şahsın kendisini diğer insanlardan üstün gösterecek herhangi bir sebebi yoktur. Herkesin kullukta eşit şart ve şansa sahiptir.  

Bugün insanlar arası ilişkiyi bozan en büyük etkenler, İslam’ın şiddetle yasakladığı inkâr ve ahlaklardır. Mesela ırkçılık. Mesela gurur, kibir, bencillik. Mesela sömürü. Bu haram ve ahlaksızlıklar birer hastalık gibi kişiyi hem Allah Teâlâ’nın,  hem de insanların katında küçük düşürür.

İslam insanın ölümlü bir varlık olduğu hatırlatır. Bu onu ölüm ötesine hazırlar. Sorumluluk bilinci verir. Aşırı hırstan uzak durmasını sağlar. Kur’an, başta Yahudiler olmak üzere, bu davranışlarda bulunanların acı akıbetlerini hatırlatır ve insanın ders almasını ister onlardan:  

"Yeryüzünde kibir ve azametle yürüme. Çünkü sen asla yeri yaramazsın ve boyca da dağlaraerişemezsin"( İsra, 37.)

Toplumdaki sosyal dengeyi çeşitli hükümlerle tesis etmeye çalışan İslam, insanlara ahlaki bir kural olarak yardımlaşmayı tavsiye etmiştir. Onları bu konuda teşvik etmiştir. İnsanlar aşırı lüks ve israftan sakınırlarsa, ellerindeki nimetler hep ihtiyaçlarından fazla olacaktır. Bunların diğer insanlarla sadaka, yardım, ikram, vakıf gibi çeşitli isim ve usullerle bağışlanmasını tavsiye etmiştir. Bunun tadını alan insan, bundan mutluluk duymaya başlar ve insanla bu yardımı sayesinde en kötü huylardan birisi olan cimrilikten kurtulmuş olur.

İslam bu konuda insanı öyle eğitir ki, hatta o insan, Allah için en çok sevdikleri şeyleri vermeye başlar. Çünkü gerçek iyiliğin ve sevaba kavuşmanın bunda olduğunu bilir.  Başkalarını iyiliğe, hayra, yardımlaşmaya teşvik eden kimselerin bu konuda kendilerini unutmamalarını, önce kendilerinden başlayarak örnek olmalarını hatırlatır İslam.

 

 

 

Tüm Yazılar