İslam İlke Ve Toplum 2

İslamın önerdiği insan örneğinde ahlaki kurallar en ufak ayrıntılara kadar öğretilmektedir. En ince ayrıntılara önem verilmektedir. Özellikle sosyal yapıdaki bütünlüğü sağlamaya yönelik prensipler, geçmiş toplumların çökmesinde etkili olan etkenler örnekleri ile sunulmuştur Kur’an ve hadislerde.  Günümüz toplumunun ihtiyaç duyduğu bütün ahlaki değerleri bu iki kaynakta bol bol bulabiliriz.

İnsanlar arası ilişkileri bozan, toplumsal barışı olumsuz etkileyen gıybet, tecessüs (ayıp arama), fitneye sebep olan laf götürüp getirme, yani koğuculuk, Kuranda şiddetle yasaklanmıştır. Kişilerin her duydukları habere, aslını araştırmadan itibar etmemeleri istenmekte, aksi halde telafisinde geç kalınmış veballerin doğabileceği haber verilmektedir. Yine Kuranda zannın çoğu günah sayılmış, tecessüs yasaklanmış ve gıybet "ölü kardeşin etinin yenmesi" olarak nitelenmiştir. Bu konuları anlatması bakımından sadece Hucurat suresi okunsa yeterlidir tüm insanlığa.

İslamın model insan olarak tanımladığı müslüman, elinden ve dilinden başkasının emin olduğu kimsedir. O, başkasının namusuna göz dikmez, fuhuş yapmaz, hayasızlıktan yüz çevirir. O bilir ki zina toplumda ahlaki çöküntünün başlıca sebebidir. Kendisine haram olan herkes onun emanetine verilmiş olması hasebiyle o, emanete ihanet etmeyen

insan olmak durumundadır. Gizli açık her türlü hayâsızlıktan ve zinadan uzak durmak mecburiyetindedir. Ayrıca zinaya sebebiyet verecek her şeyden de kaçınmak durumundadır. O, günümüzde neredeyse meşruiyet kazanan ve çeşitli basın-yayın organlarında teşhir imkânı bulan bu tür şeylerin toplumun ahlakiyatının çöküşüne sebep olduğunu düşünmektedir.

Bütün bunlar, İslamın model olarak takdim ettiği insanın vasıflarını göstermektedir. Müslüman insan, kendisini yoktan var eden Allahını tanıyan, Onun koyduğu yasaklara uyan ve emirlerini yerine getiren insandır.O, toplumda kendisi gibi diğer insanlarında hak ve hürriyetleri olduğunun farkında, bunları ihlal edecek davranışlardan kaçınmanın şuurundadır. 

Bugün sekülerizm ve laiklik bahane edilerek İslam toplumsal hayattan bütünüyle dışlanmaktadır. Bize bunu dayatanlara cesaretle şunu söylemeliyiz:

Bizim için meşruiyetin ölçüsü İslam’dır. Buna ters düşen bir inanç, ilke, yasa veya örf adet bizim için asla muteber değildir. Bu hususta azınlık çoğunluk da bir ölçü değildir. Bütün dünya karşımıza çıksa, bizi kimse İslam’dan döndüremez.

O yüzden kim bize ne teklif edecekse, önce bu ilkemizi iyi düşünmelidir.

 

Tüm Yazılar