Kutlu Doğum Haftası Neden Kayboldu?

Kazanımlardan geri dönüş zor olur. Verilen bir hak geri alınmaz. Kim almaya kalkarsa, nizaha hazır olmalıdır. Çünkü hak sahipleri haklarını kaybetmemek için ellerinden geleni yaparlar. Yetkililer bunu bildikleri için kazanılmış hakların geri alınmasını düşünmezler bile.

Peki, “Kutlu Doğum Haftası” kazancımıza ne oldu?

Adını “mevlit Haftasına” çevirdik ve sessiz sedasız kaybettik.

Aferin bize!


*  *  *

Oysa her nisan ayında tatlı bir telaş başlardı. Planlar yapılır, programlar sunulur, Sevgili Peygamberimiz (sav) Efendimiz tanıtılırdı. Ellerde güller, çarşı pazar, okullar, mabetler, daireler şenlenirdi. En tepeden başlayarak ülkenin en küçük birimlerine kadar demeçler verilir, kutlamalara iştirak edilirdi. Medya bir hafta bu programları haberleştirir, yorumlardı. Her yerde yemekler yapılır, ikramlar sunulur, Sevgili Peygamberimiz (sav) Efendimize selavatlar getirilirdi.

Ne oldu bunlara?


*  *  *

Düşünmeden hareket etmenin sonu budur.

Birisi kalktı, “bu Kutlu Doğum Haftası FETÖ işidir” dedi. Bir bakan bunu dinledi, Diyanetle çatışa çatışa bu kutlamaları iptal etti. Kusura bakmasın ama Recep Tayyip Erdoğan  da oturup seyretti.

Biz o zaman yazdık. “Yapmayın, bu Peygamber Efendimiz (aleyhis salatu ves selam)ın tanıtılmasında iyi bir fırsattır. Elinizden geliyorsa bırakın ülkeyi, uluslararası kutlayın. Hatta BM’de kutlayın, dünyaya kabul ettirin” dedik.

Ama olmadı. Bir kişinin inadı galip geldi. Sevgili Peygamberimiz (sav) Efendimizin tanıtılmasına vesile olan çok büyük bir organize kutlamaları kaybettik.

Ağzımıza bir parmak bal çaldılar. “Kendi haftasında kutlayacağız” dediler.

Ne oldu?

Kutlu Doğum Haftası geldi geçti, devletin haberi oldu mu?

Kemalist laikçi, Batıcı çevreler sevinçle ellerini ovuşturuyor, kıs kıs gülüyorlardır acınası halimize…

Kazanılmış bir zaferimizi ne de kolay elimizden aldılar!


*  *  *

Her Müslümana düşen görev, Allah Teâlâ’dan sonra Sevgili Peygamberimiz Efendimizi (sav) iyi tanımaktır. Tanıyınca sevgi, yardım, destek ve davasında olmak kendiliğinden gelir. Bu sebepten ötürü onun hayatını, ahlak ve karakterini, Allah Teâlâ’dan alıp bize sunduğu kitap olan Kur’an-ı Kerim’i, ona olan tefsir, yorum ve uygulamalarını, davet metodunu iyi öğrenmek ve onu model kişi olarak kendimize rehber edinmek, önder edinmektir. Din ancak böyle anlaşılır ve sevilir ve yaşanır.

Hem devlete, hem de Diyanete soralım, “Beyler, ne oldu bu amaçla yapılan bir haftalık programlara?

Bir gecelik cami programıyla bitirdiniz mi şimdi Peygamber Efendimiz (aleyhis salatu ves selam)ın haftasını?

Ak Parti iktidarına yakıştı mı bu?

 

 

 

 

Tüm Yazılar