Evet Kur’an Kafidir

Kur’an, tabiri caizse, hayatı kullanma kılavuzudur. Hani bir eşya aldığımızda içinden “Kullanma kılavuzu” çıkar da, ona göre eşyayı kullandığımızda en yüksek verimi, en uzun sürede alırız ya, aynen öyle, Kur’an da hayatımız için bir kullanma kılavuzudur.

Kur’an, gerek iman, ibadet, hukuk ve ahlak ile, gerekse ilme, düşünceye, topluma, tarihe, sanata, yönetime ve kurumlara getirdiği değerler ile kıyamete kadar inananlara mutluluk yollarını gösteren bir rehber, bir mürşit olmağa devam edecektir.

Hayatta en hakiki mürşit,  Kur’an’dır.

Çünkü Kur’an, ilim fışkıran bir kaynaktır. Eskilerin ve yenilerin, dünyanın ve ahiretin ilimleri O’ndadır. O’na bağlı olanlar dün yükselmiş, büyük devletler ve medeniyetler kurmuşlardır.

Ama aynı insanlar O’ndan ayrılınca, her şeylerini kaybetmişler, efendiyken bir nevi köleleşmişlerdir. Belli ki saadet O’ndadır. O’na inanmayanların bu günkü maddi refah ve kalkınmışlıklarının arkasında haksız kazanç vardır, zulüm vardır, işgal, yağma ve sömürü vardır, kan ve gözyaşı vardır.

Buna rağmen mutlu değillerdir. Bir türlü çözüme kavuşturamadıkları ferdî, ailevî, ictimaî binlerce sorunları vardır, buhranları vardır. Başta alkol, uyuşturucu ve fuhuş olmak üzere hayatlarını günah bataklıklarında geçiren, hayatın anlamsızlığından(!) kaçmak için ömrünü eğlencelerde, karnavallarda, yarışlarda tüketen, hırsızlığın, haksızlığın, soygunun, katilliğin, anarşi ve terörün kol gezdiği ülkelerin bitmiş tükenmiş insanları ve o insanların sistemleri ve medeniyetleri, insanlığa örnek gösterilmeğe layık değildir. Aksine onlar bugün, her zamandakinden daha fazla Kur’an’a muhtaçtırlar.

Kur’an’ı tanımayanlar, “Bütün bunları bir ciltlik bir kitap mı yapacak?” diye sorabilirler. Belki bu soru, bir çok inananın da aklından geçiyor olabilir. Çünkü hayatın çözüm bekleyen binlerce sorunu vardır. Bunlar tek tek ele alınır da çare sıralanırsa, yüzlerce cilde sığmaz. Nitekim bir hukukçunun bürosuna vardığımızda, yan yana dizilmiş onlarca, yüzlerce kanun kitapları görürüz. Oysa bunlar sadece hukuki konular. Hayatın ondan başka sağlık, eğitim, ekonomi ve daha başka nice sorunları da vardır…

Bunun en kısa cevabı şudur: Siz hiç bir ciltten fazla bir anayasa kitabı gördünüz mü?

Kur’an bir anayasadır. O yüzden bir cilt olması hayat için kâfidir.

Anayasalar, bir devletin ihtiyaç duyduğu her konuya yer verirler. Ancak bunu, temel esasları, ana prensipleri tespit şeklinde yaparlar. İşin teferruatını kanunlara, tüzüklere, yönetmeliklere bırakırlar. Bunlar ise bizde, sünnet ve ictihatla halledilir. Sünnetin ve ictihadın tanımını, dindeki yerini ve bağlayıcılığını, artık sizin araştırmanıza havale ederiz.

           

Bütün bir insanlığa gönderilen bu Kur’an, şüphesiz bu ilahi hakikatleri anlatırken kuru bir kanun kitabı gibi anlatmaz. O’nun üslubu da kendisi gibi orijinal ve olağanüstüdür. Yerine göre yerlerden ve göklerden bahseder, ilk yaratılışa ve zaman içinde iyi yaşamış veya sapıtmış kavimlere ve akıbetlerine dikkat çeker, iyiler ve kötüler için tarihten örnekler verir, değişik ilimlerden söz eder, ahireti anlatır, sonu düşündürür. Onun için anlayarak Kur’an okuyanlar O’na asla doyamazlar.

Başka kitaplara benzemez yani.



Tüm Yazılar