Alevilere Sistemin Kazığı

“Alevilere Kim Zulmediyor?” yazımızda söze şöyle başlamıştık: “Sizin haklarınızı vermeyerek size zulmedenler Sünniler değil, sizin gibi onlara da zulmeden yürürlükteki bu sistemdir, bu sistemin sahipleridir. Boşu boşuna Sünnilere kızmayınız. Bilakis hak almada yardımlaşınız.” (*)

Orada bir tespit daha vardı, sanırım katılırsınız: “Türkiye’de cari sistem her kötülüğün anası olmuştur. Bunlardan biri de alevi-sünni çatışmasıdır.”

Aslında alevi sünni çatışması neden olsun ki? Hiç! Ne kadar gereksiz bir kavga!

Yüzyıllar öncesinde Kerbela’da utanç verici çok çirkin ve çok acı bir olay olmuş, Sevgili Peygamberimizin (sav) torunu Hz. Hüseyin Efendimiz ve arkadaşları hakız olarak hunharca şehit edilmişlerdir. Bu olay bütün bir İslam dünyasını yasa boğmuştur. Bu olayın baş sorumluları hep lanetle anılmış, adları bile küfür sayılmıştır.

“Yezit” ismi o zamanlar tıpkı “Hasan” gibi, “Hüseyin” gibi, “Ali, Veli” gibi çok kullanılan bir isimdi. Şimdi bir tane adı “Yezit” olan var mı Sünnilerde bile?

Dikkatinizi çekerim, bu çok önemlidir. Sünniler arasında adı “Yezit” olan bir kişi var mı?

Yok! Olamaz da!

Ama “Hasan” ve “Hüseyin” ismi en fazla kullanılan isimdir. Bu neyi gösterir?

İş bazı Alevilerin zannettiği gibi değildir. Demek “Kerbela” olayı sadece Alevileri değil, Sünnileri de yakmıştır. Rahmetli Kadir Çavuş Hocamız Kerbela ağıtını okuduğu zaman ağlamayan bir arkadaşımız kalmazdı mecliste. O da bazen sarsılarak ağlamasından kasideyi bitiremezdi… Allah onu da, bizi de o çok sevdiğimiz Kerbela şehitleriyle haşreylesin. Amin.

Alevilerle Sünniler normal şartlarda asla birbirine düşmezler. Ancak bir fitne onları birbirine düşürmek ister. Ve maalesef bir değil iki büyük fitne bugün bunun için var gücüyle çalışıyor.

Bu fitnenin ilki dinsizliktir, ateizmdir. Şimdilerde bu fitnenin içine düşenler “Alisiz Alevilik” diye bir saçmalık ürettiler. Yıllardır Marksist komünist hareketler Alevileri “arka bahçeleri” olarak kullandılar. Alevi dedeleri ve babaları elleri böğründe bu acıyı seyrettiler. Ama bugün bu gerçek anlaşılmıştır hamdolsun ve bizzat aklı başında gerçek aleviler tarafından reddedilmektedir. Çünkü bir Marksist, Komünistin veya ateistin ne Aleviliği kalmıştır, ne de Sünniliği.

İkinci fitne, sistemin fitnesidir.

Bu sistem bu ülkede yabancıdır. Halk hiçbir zaman istememiştir onu. Zorla, dayatmayla, baskı ve şiddetle gelip oturmuştur.

Bunu bu sistem de biliyor tabi. Tabansız olduğunu, halk desteğinden mahrum bulunduğunu o da biliyor. Bu “yumuşak karnını” sağlama almak için ülkede denge arıyor sürekli. Bu zamana kadar “Firavun Siyaseti” gereği insanları ilerici gerici, sağcı solcu, alevi Sünni, laik ve dinci diye hep böldü ve birbirine düşürdü. Böyle böyle ayakta kalmaya çalışıyordu. “Fitne” dediğimiz yanı da budur zaten.

Sistemin Alevilere söylemi şuydu: “Bakın biz laik Cumhuriyetle Osmanlıyı öldürdük. Yani size zulmeden Sünni devleti yok ettik. Eğer benden olursan, kıyamete kadar bu Sünnilerden kurtulursun. Biliyorsun “şeriat tehlikesi” demek, aynı zamanda “Sünni tehlikesi” demektir. Bu tehlikeye karşı sen benimle ol, ben de seni destekleyeyim, geliştirip büyüteyim. Devletin kadrolarını sana açayım. Sen yetkili ve etkili ol yönetimde.”

Dikkatinizi çekerim, bu söylemde “Alevilere mezheplerini öğreteyim, dinlerini belleteyim, ibadet ve ayinlerini istedikleri gibi yapsınlar, evlatlarını alevi inanç ve kültürüyle yetiştirsinler” var mı?

Yok!

Ne öneriyor Alevilere bu sistem?

Dinsizlik, ateizm, yani tanrı tanımazlık.

Sıkıntı buradadır işte. Biz de bunun için soruyoruz “Alevilere Kim Zulmediyor?” diye.

Şimdi aleviler de bu tanrı tanımazlığa isyan ediyorlar. Alevi inanç ve kültürüyle yaşamak istiyorlar. Bu inanç ve kültürü yaşatmak istiyorlar.

İşte bu istek Alevilerle sistemi karşı karşıya getiriyor. Sistemin foyası da burada belli oluyor. Çünkü ne alevi ne de Sünni, sistem din ve inanç istemiyor.

O yüzden biz o yazımızda alevi kardeşlerimize bunu hatırlatmıştık: “Sonuç olarak bu sistem din, mezhep ve tarikatlar karşısında daima yasaklayıcı ve yok edici olmuştur. Bundan Sünniler de nasibini almıştır, Şiiler de, aleviler de. Bektaşiler de, Nakşiler de, Kadiriler de” demiştik.

“Akıl için yol birdir” demişler. Alevi kardeşlerimiz, kendilerine kazık atan sistemin oyununa gelmemeli, Sünnilerle boşu boşuna kavga etmemelidirler. Eğer bu noktada anlaşabilirsek, yapılacak iş bellidir. İsterseniz biz o yazımızdaki teklifimizi yenileyelim:

“Öyleyse yapılacak iş, birbirimize düşmek değil, din ve vicdan özgürlüğü adına elbirliği ile bu sistemden gasbedilmiş haklarımızı geri almaktır. Aklın da, hukukun da, dinin ve tecrübenin de gereği budur.

Ey alevî kardeşlerimiz, var mısınız bu düzenden hak almak için el ele vererek beraberce mücadele etmeye?

Biz hazırız.”


(*)http://www.habervaktim.com/yazar/10087/alevilere_kim_zulmediyor.html

Tüm Yazılar