Ne Yapacağız Bu Cehaleti?

“İlim okulda öğrenilir” dediler.

Tamam, kimse itiraz etmedi. Ne güzel fikir!

Peki ama İslam neden okullarda öğretilmedi? Oysa o başlı başına bir medeniyet idi. İmanıyla, ibadetiyle, hukukuyla, görgü kuralları ile, devlet idaresi, sanat ve mimarisi ile büyük ve muazzam bir ilim dalıydı İslamî ilimler.

Peki, niye okullarda okutulmadı? Ne ilkokulda, ne üniversitede dini ilimler neden okutulmadı?

Çünkü İslam ve ona bağlı ilim dalları ilimden sayılmadı. Tam tersine hurafe sayıldı ve kurtulmak için bırakın öğretilmesini, tam tersi, ona düşmanlık öğretildi. İşin içine cumhuriyet dönemi boyunca edebiyat, tiyatro, sinema, basın yayın, radyo ve tv. De girdi.

Hep vurdular dine, hep aşağıladılar, hep alay ettiler.

Asıl din içindi o “vurun kahpeye” söylemi maalesef.

*  *  *

Sonuç?

İşte yeni nesiller onların eseri. Yaşam biçimi bakımından hıristiyan bir batılıdan farkı ne? Düşüncede, yeme içmede, giyim kuşamda, görgü kurallarında batılı bir kâfirden farkı var mı?

Adı Müslüman kalmış sadece. Zaten taklit ettiği batıda da insanların hıristiyanlık ile bağı sadece isimden ibarettir. Bizim insanımız (!) da kalp, zihniyet, duygu ve düşünce, amel ve ahlak bakımından kendi milletini çoktan terk edip gitmiş batıya. Göbek bağı kesilmiş dininden, kültüründen, medeniyetinden, milletinden, ümmetinden…

*  *  *

İçim yanıyor. Haberlerde izlerken bir acı bıçak gibi saplandı böğrüme. Sonra gazetelerden resimlere tekrar tekrar baktım.

Temiz bir sima. Başörtülü ve edepli bir eş. Gül yüzlü güleç bir bebek. Bunlar yok yere toprak altında şimdi.

*  *  *

Ne olmuş?

Haber şöyle: “Sakaryanın Erenler ilçesinde bir kişi, tartıştığı patronunu silahla öldürdükten sonra aynı silahla eşini ve kızını öldürmesinin ardından intihar etti. Zanlının intihar etmeden önce bıraktığı mektupta, ailesini kendisinden sonra perişan olmamaları için öldürdüğünü yazdığı belirtildi. Öldürülen iş yeri sahibi, anne ve kızı ile intihar eden kişinin cenazeleri toprağa verildi.”

Öfke patlaması mı?

Hayır!

Eve gelmiş. Gün boyu misafir ağırlamış. Sonra onları uğurlamış. Eşini ve yavrusunu uyutmuş. Oturup dört sayfa mektup yazmış. Bu süreçte öfke mi kalır adamda?

Düpedüz cehalet!

Ne kendini biliyor, ne aileyi biliyor, ne hayatı tanıyor, ne de ahireti.

Allah Teâlâ’nın bilgisi demek hiç yok.

İyi adammış. Kimseyi incitmezmiş. Tanıyanlar diyor ki: “mülayim ve çok efendi bir adamdı, karıncayı bile incitecek biri değildi, o yüzden hepimiz şok olduk.”

*  *  *

“Zanlının intihar etmeden önce bıraktığı mektupta, ailesini kendisinden sonra perişan olmamaları için öldürdüğünü yazdığı belirtildi.”

Rızkı kim veriyor?

Allah Teâlâ’nın merhametinden haberin var mı senin?

Senin canını veren kim? Bu hayatta varoluş amacı ne? İmtihan denen bir şey var hayatta. İman varsa sabır var, dayanma ve direnme var. Tevekkül ve itimat var. Hakkın şerleri hayır eylemesi var.

Var ama bunlar okullarda öğretilmiyor. Sosyal hayatta öğretilmiyor. Medyada öğretilmiyor. Nereden öğrenecek bu insanlar?

İnsanımızın kayboluşuna kahrolmamak elde mi?

 



Tüm Yazılar