Mehir nedir?


İslâm’da kadının malına değil, kendisine önem verilir. Hatta, verilen değerin bir alâmeti olarak kocası ona nikah kıyılırken peşin veya daha sonra verilmek üzere “mehir” verir. Mehir kocanın karısına karşı tıpkı nafakası gibi nikahtan doğan bir borcudur. Mehir nihayet kadını sevindirme ve yuvaya ısındırma sebeplerinden birisidir. Bunu abartmamak, evliliği zorlaştıracak bir vaziyete getirmemek gerekir. Bunun başka ruhî ve ahlakî sebepleri de vardır.


Mehir, nikâh akdinin rükün veya şartlarından değildir ama nikâh akdi yapılırken mehirin belirlenmesi iyi olur. Ancak bilerek veya unutularak mehir belirlenmeden nikâh kıyılırsa, geçerli olur. Bu takdirde kadın “emsal mehiri”, yani karının akraba kızlarının aldığı mehiri hak eder. Buna “mehr-i misil” denir.


Mehiri belirledikten sonra, eşlerin karşılıklı rızası ile yaptıkları indirimde veya borçtan kurtarmada bir mahzur yoktur. Ebû Hanîfeye göre, mehrin en az miktarı on dirhem gümüş veya bunun karşılığıdır. Hz. Peygamber devrinde bu kadar para yaklaşık iki kurbanlık koyun bedelidir. İmam Malike göre mehrin en az miktarı üç dirhemdir. İmam Şafiî ve Ahmed b. Hanbel, en az miktar için bir sınır koymamışlardır. Delilleri; mehir ayetinde malın azına bir sınır konulmamasıdır.


“Din muameledir”. Kadınların mehrini gönül rızası ile vaktinde vermek gerekir. Parası olduğu halde borcunu ödememek zulümdür. İnsan bu zulmü eşine reva görürse, kim bilir fırsat bulduğunda başkalarına neler yapmaz? O yüzden muameleye dikkat etmek, mehri de zamanında ödemek gerekir.



Tüm Yazılar