Yer İsimleri Neden Değiştirilir?

İnsanlar gibi mekanlara da isimler verilir. Maksat tanımak, birbirinden ayırmak ve karıştırmamaktır değil mi?

Bu isimleri kim verir?

Herhalde o yerlerde yaşayanlar. Doğrusu da budur. Bu hak onların olmalı. Dağdan gelip bağdakini kovmak her yerde ayıplanır yani.

Tarih faydalı bir ilimdir. İyi anlaşılması için de, tıpkı coğrafya gibi harita üzerinde çalışılmalıdır. Haritada yerini görerek çalışmak, coğrafya şartlarını, mesafeyi, zorluk ve kolaylıkları ve daha birçok şeyleri anlamamızı kolaylaştırır.

Şimdi Anadolu’nun tarihini okuyan bir adamın halini düşününüz, ne kadar şaşıracaktır kim bilir! Hadi bizden önceki devirleri bir yana atalım, hiç olmazsa biz buralara geldikten sonra atalarımızın koyduğu isimleri korumamız gerekir. Bu aynı zamanda bir hatıradır, milletin hafızasıdır, mutluluğudur, kültürüdür.

Bunları değiştirmek, hafızamızı silmek, hatıramızı unutmak, mutluluğumuzu kaybetmek değil midir? Neden yaparız bunu?

Kimi işgüzar ırkçı kafalar, bazı yer isimlerini “Türkçe değildir” diyerek değiştirmişler. Neden?

Onlara sorarsan, ipe un sererler. “Efendim ecnebiler bu topraklarda hak iddia ederler.”

Ederlerse bu isim değişikliği bunu önler mi? Sen kafanı kuma gömersen, avcı seni görmez mi? Onların elinde harita yok mu? Kütüphanelerdekini ve arşivlerdekini de yırtacak veya yakacak mısınız?

“Efendim telaffuzu zor.”

Sana ne? Yer sahiplerinin bir şikayeti yok! Kaldı ki hiç de öyle değil. Halka “Gürpınar” demekten “Nurşin” demek daha kolaydır.

Diğer bahaneler de aynı beynamaz özrü. İşin doğrusu, ırkçı kafanın mantıksız marifeti…

Bu ülkede yer simleri 1923 yılına kadar asırlarca kullanıldı ve hiçbir tehlikesi olmadı. Özellikle de 60 ihtilalinden sonra yaygınlaştı bunlar. Yapanlara bakınız, üç beş tarih ve kültürünü bilmezlerin eseridir bunlar.

Bizim köyün adını da değiştirmişlerdi, biz uğraştık, eski adını tekrar kazandık. Bunu burada “Hartlap” başlığı ile yazmıştım. Güncelliği nedeniyle tekrar koymayı da düşünüyorum.

Evet, biz yeni ismi attık ve gerçek köy adımızı tekrar kazandık ve bir sürü faydasını da gördük. Varsın doğunun ve batının mekan isimleri değiştirilmiş insanları da kazansın, kime ne zararı var? Dedik ya, tarihte bir olay olmuş, arıyorsunuz, yerini bulamıyorsunuz. Niye? Darbeciler adını değiştirmiş diye…

Sayın Bahçeli “İstanbul’un adını kostantinapolis mi yapalım?” diyor. Pes doğrusu, bu kadar da lafı hedefinden saptırma olmaz. Milleti ahmak mı sanıyor? 1923 yılında İstanbul’un adı kostantinapolis mi idi?

Elinsaf!..


www.cemalnar.com

Tüm Yazılar