Çok İlginç İtiraflar

Hem de bizi yakından ilgilendiren ve çok düşündüren itiraflar.

Kimden mi?

ABD Genelkurmay Başkanı Mike Mullen’den.

Mike Mullen, ülkesinin İslam alemini tanımaya çalışmak yerine kibirli davrandığını ve İslam ülkelerine eziyet etmeyi tercih ettiğini itiraf etmiş bir askeri dergiye yazdığı makalesinde.

Tespit yeride. Ülkesine yönelik çok sert eleştirilerde bulunduğu makalesinde Mullen, ABD'nin İslam dünyasını anlamadığını ve Obama döneminde başlayan anlama çabalarının da yetersiz olduğunu yazmış.

Darısı bizim yerli Mullen’lere…

Eleştirilerinin odak noktaları şöyle:

1- Washington'un “İslam dünyası” karşısında duyduğu endişeden kurtulma adına kötü duruma düştü. Amerika'nın gerekçeler sunmak yerine, geçmişte yaptığı hataları izah etmesi gerekir. ABD'nin böbürlenme, eziyet etme ve kibirli davranma gibi hataları dolayısıyla İslam dünyasının ABD'yi hala bu şekilde gördüğünü vurgulayan Mullen, bu kötü durumunu değiştirmesi için ABD'ye büyük görevlerin düştüğünü ifade ediyor.

2- Sorun: İslam medeniyetini iyi tanıyamamak, anlayamamak, bilememektir. Amerika İslam dünyasını anlama noktasında zayıf kaldı.

Nedeni de basit: Gurur ve kibir hastalığı: “Amerika, gerekçeler sunmak yerine, geçmişte yaptığı hataların izahını yapmalı. Sorunlar, iletişim kopukluğundan kaynaklanmamaktadır. Ortaya çıkan sorunlar kesinlikle stratejik siyasi hatalar yüzünden bu seviyeye ulaşmıştır. Amerikan yönetimleri, kibirlenerek bütün dünyayı kendilerinden uzaklaştırmış ve bu sebeple her defasında kaybetmiştir. ABD'nin içinde bulunduğu durumun temelinde ise ‘kendi yaptığına kendisinin kulak asmaması' yatmaktadır.”

3- Çareyi de söylüyor Mullen; “Biz onları anlayamadık ve anlamak için de çaba göstermedik. İslam kültürünü ve medeniyetini çok iyi anlamamız gerekiyor. Aşırı propagandaları aşmak ve iyi bir ifade usulü geliştirebilmek için İslam dünyasının geleceğe yönelik hedeflerini ve çıkışlarını iyi görmemiz gerekli.”

4- Bir yanlışa daha parmak basıyor Mullen: “radikal İslamcılarla mücadele bir hatadır.”(*)

Evet, biz barış istiyorsak, buna da şükür.

Biz gerekmedikçe savaş istemeyiz ilke olarak. Ama gerekirse de şehitliği göze alır, savaşın bütün olumsuzluklarına, acılarına sabreder, dayanır ve direniriz. Kaybımız da yoktur; ölürsek şehidiz, kalırsak gazi.

Şehit,dünyadaki kulluk imtihanını başarıyla vermiş ve bir anda en büyük velayet rütbesini alarak cennete ve cemalullaha vasıl olmuş bir kahraman insandır. Artık o Allah Teâlâ’nın sevdiği ve razı olduğu bir kişidir ve her türlü mükafat onun içindir.

Gazi de öyle, izzet ve rızık içinde bir rıza hayatına kavuşmuştur. Cennet süslenmiş onu beklemektedir.

Biz, icap ediyorsa savaştan kaçmayız ve her an ona hazırız. Öyle olmayan milletler izzeti tadamazlar zaten. Zillet içinde yaşamaya mahkumdurlar. Düşmanlarına da cesaret verirler üstelik.

Bunlar malum şeylerdir. Ama asıl olan barış içinde yaşamaktır. Bunun için de düşmanlarımızın bizi iyi tanıması önemlidir. Bizi tanımayan, ürken ve korkan düşman tehlikelidir. Bu yüzden irşad, tebliğ, davet asıllı tanıtım çalışmaları her zaman faydalıdır. İşte şu ABD’li düşmanın ifadesi de bunu gösteriyor.

Benim asıl acıdığım, içimi burkan ve bu yazıyı kaleme almama sebep olan başka bir şeydir. Yukarıda “Darısı bizim yerli Mullen’lere” sözümden anlamışınızdır onu herhalde.

Evet, maalesef ülke içinde de İslam ve Müslümanlarla savaş verenler var. “Büyük Taarruz” diyerek delicesine saldıran ve “bin yıl süreceğini” ifade edenler var. Aklını, enerjisini, malını, makamını, hatta hayatını buna adayanlar var. Ben inanmıyorum o kadar idealist olduklarına, ama onlar öyle söylüyorlar.

Peki İslam’ı ne kadar biliyorlar?

Hiç!..

Mike Mullen’den özeleştiri geliyor. Peki bunlardan ne zaman gelecek?

İslam karşısındaki bu kibir, bu aşağılama nerden kaynaklanıyor? Bu Müslümanlara yapılan “gerici, yobaz, mürteci, kökten dinci, üfürükçü, örümcek kafalı, çember sakallı, çağdışı, karanlık zihniyetli vs. vs.” hakaretlerin sebebi nedir? Onları “ezip geçme, kökünü kazıma, berhava etme, etkisiz kılma” edebiyatının altında yatan cehalet ve kibirden başka bir şey midir?

Bu İslam’la ve Müslümanlarla savaşı ABD siyasetçileri, generalleri, aydınları, iş adamları yapıyor. Çünkü bilmiyorlar, hatta yanlış biliyorlar. Öyle şartlandırılmışlar. Belki doğru bilgilenme şans ve imkanları da yoktur, veya çok azdır. Kısmen mazur olabilirler mi, bilemiyorum.

Ama ya bizimkiler? Onların doğru bilgilenme şans ve imkanları yok mudur? Müslüman bir ülkede yaşarlar da nasıl mazur olabilirler?

İslam ile savaşan Gayr-ı Müslim güçler yanlışlarını ve yaptıkları zulümleri itiraf ediyorlar. “Yanlış tanıdık, kibirli davrandık, yok etmek istedik. Bunlar yanlış işlermiş. Bilmeli, anlamalı ve gerçekleri görmeliydik. Bari bundan sonra yapalım” diyorlar.

Ey yerlerin ve göklerin yaratıcısı yüce Allah’ım, ne olur, bu anlayış ve kavrayışı İslam ile savaşan yerlilerimize de ihsan eyle, aziz mübarek Ramazanda oruç ve Kur’an hürmetine!...

İslam ile savaşmanın haksız ve hukuksuzluğunu, Müslümanlara zulmetmenin yanlışlığını görsün ve vazgeçsinler de ülkemize barış gelsin, huzur gelsin, refah gelsin Allah’ım!

Yanlış yaşayıp yanlış ölerek cehennemde çatır çatır yanmasınlar!..


www.cemalnar.com



(*)http://www.habervaktim.com/haber/84919/mullen_cok_buyuk_hatalar_yaptik.html

Tüm Yazılar