Zalimlerden Hesap Sorulmalı Her Zaman Her Yerde

Geçtiğimiz yıl eski ABD Başkanı George Bush'a Irak'ta gazeteci Muntazar El Zeydi “Katil” diyerek ayakkabı fırlattığında dünya ayağa kalkmıştı. Bush bu rezilliği sırıtarak savmaya çalışmıştı ama, yüzünden o ayakkabı utancının izi hiç gitmeyecek Cehenneme kadar.

“Zalimler için yaşasın Cehennem.” Ruhun şad olsun Hz. Bediüzzaman.

Habervaktim.com’dan öğrendiğimize göre “Londra'da St. Paul Katedrali'nde Irak'ta görev yaparken öldürülen 178 İngiliz askeri için önceki gün düzenlenen törene, Kraliçe II Elizabeth, İngiltere Başbakanı Gordon Brown, Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani, eski Başbakan Tony Blair, işgalde çocuklarını kaybeden aileler ile Kraliyet ailesinden ve diğer partilerden birçok kişi katıldı.

Anma töreninde Anglikan Kilisesi Başpiskoposu Dr. Rowan Williams, işgalden sorumlu olanların yanlışları nedeniyle büyük bir bedel ödediğini söylerken, törende çocuklarını kaybeden ailelerle tokalaşan eski Başbakan Tony Blair büyük bir şok yaşadı.

Eski Başbakan ve BM Ortadoğu Özel Temsilcisi Blair, oğlunu 2003 Mart ayında Irak'ta kaybeden Peter Brierley'le tokalaşmak isterken elini uzattı. Brierley ise Blair'in elini sıkmadı ve “Senin elini sıkmıyorum, onların üzerinde kan var” diyerek iki binden fazla konuk içerisinde Blair'e şok yaşattı.

Blair'in elini havada bırakan Brierley daha sonra yaptığı konuşmada ise “O bir savaş suçlusu” dedi. Aynı zamanda İngiltere'deki Savaş Karşıtı Koalisyonu'nun önde gelen isimlerinden biri olan Brierley, “Tony Blair'in bir savaş suçlusu olduğuna inanıyorum. Onunla aynı odada kalmaya dayanamıyorum. Onun elleri benim oğlumun ve ölen diğer kadın ve erkek askerlerin kanını taşıyor” şeklinde konuştu.

Oğlunu Irak'ta kaybeden İngiliz Peter Brierley tarafından eli havada bırakılan Tony Blair, daha öncesinde de törende konuşan İngiltere Anglikan Kilisesi Başpiskoposu Dr. Rowan Williams'ın işgali eleştiren sözlerinden de nasibini aldı. Williams konuşmasında, işgalin sorumlularının savaşın bedelini göremediğini belirterek, işgalin gerekçelerinin tartışmalı olduğunu söyledi.”(*)

Bu olayda ibret alınacak ne kadar noktalar var. Mesela neden bu öldürülen 178 İngiliz askeri için tören sarayda veya başbakanlıkta değil de, St. Paul Katedrali'nde yapılır? Oysa hayatlarında din ne kadar vardır ki bunların?

Batı hala kendi “dinlerini” bir afyon gibi kullanıyor. İnsanlar onunla uyuşturuluyor maalesef.

O dini dinleselerdi, savaşa baştan karşı çıkarlardı. İngiltere Anglikan Kilisesi Başpiskoposu Dr. Rowan Williams'ın işgali eleştiren sözleri yeni değildi herhalde.

Fakat biz bunu yadırgamıyoruz. Batı bu zaten. Geçmişte de haçlı seferleri din için, ahlak için değil, doğunun zenginliklerini yağmalamak için yapılmıştı. Şimdi de aynısı tekrar ediyor değil mi?

Ne demişti George Bush, savaşı başlatırken? “Bu bir haçlı savaşıdır.”

Ama ikinci gün uyandırdılar onu. “Sen böyle dersen bütün Müslümanlar karşı çıkar. Akıllı ol” dediler. O da “yanlışlıkla ağzımdan çıktı” diyerek özür diledi. Yuh olsun iki yüzlü zalimlere…

İngiltere’nin Irak’ta işi ne?

Menfaat tabi.

Peki ölenler neden kilise de anılır?

O da aldatmacası…

Daha da önemlisi, Celal Talabanî ne geziyor orada? Amerika ve İngiliz askerlerinin öldürdükleri vatandaşlarının matemini mi tutuyor yoksa orada?

Bu bana bir hikayeyi hatırlattı: Köyün birisine bir tilki dadanmış. Gece gelir, tavukları yer gidermiş. Köyün itlerinin zoruna gidermiş bu. Bir gün anlaşmışlar ve hiç uyumamış, pusuya yatmışlar ve tilkiyi yakalamışlar. Başlamışlar şurasından burasından ısırmaya. Tilki etrafına şöyle bir bakmış ve ağzını açmış demiş ki: “Yahu bu Ali’nin iti. Tamam anladık, tavuklarını yedim, ısırıyor. Şu Veli’nin iti, o da tamam. Şu bakkalın iti, o da tamam. Ama ulan demircinin iti, sana ne oluyor? Ben demircinin tavuklarını yemedim ki!”

Belki de “en karlı benim yahu, sen ne diyorsun?” diyecektir. Evet, farkındayız, ama ne pahasına? Değer mi? Amerika ve İngiltere oradan ayrılınca senin de elini sıkmayan çok izzetli ve şerefli insanlarla karşılaşacaksın ülkende, şimdiden hazır ol bence!

O İngiliz babaya da azıcık helal olsun. Aslında daha baştan savaş karşıtı imiş ama, yine de evladını karşı olduğu o savaşa göndermemeliydi. Bu bilinçte birisi için bir hatadır bu ve acısını çekmiş işte. “Daha önce aklın neredeydi?” diyemeyeceğiz, zira savaş karşıtı imiş, ama mücadelesinde etkin olmamış. Bu da ona ve benzerlerine bir ders olsun.

Hem de sadece kendi evlatlarının acısını çekmesinler. Bir de evlatlarının öldürdüklerinin, ırzına geçtiklerinin, işkence ettiklerinin, yakıp yıktıklarının… da acısını çeksinler.

Bunu yapabilirlerse azıcık değil, tam helal olsun onlara!

İngiltere demokratik ve laik bir ülke mi?

“Evet” diyorsanız soracağım, “Peki öyleyse İngiltere Anglikan Kilisesi Başpiskoposu işgali eleştiren o sözleri nasıl söyleyebiliyor? Bu laikliğe aykırı olmuyor mu? Savaş ve barış ne de olsa dünya ve devlet işi.”

Demek bu laikliğe aykırı bir eylem değilmiş ki kimse sorun etmemiş. “Sen işine bak papaz efendi, burası laik bir ülke” diyen olmamış…

Anladınız elbette lafı nereye getireceğimi: “Aynı işi bizim Diyanet Başkanı yapabilir mi?”

Yapamaz!

Neden?

Burası laik bir ülke!..

Yapsa ne olur?

Yer yerinden oynar!

Mesela Genel Kurmay Bildiri yayınlar, …taylar demeç verir, yargı üstüne yürür, basın ayağa kalkar, partiler bağırır çağırır, dernekler, sendikalar, üniversitelerden kınamalar gırla gider.

Peki bu iki davranıştan birinde yanlışlık varsa acaba hangisinde? İngiltere’ninkinde mi, yoksa bizimkinde mi?

Ve sen eli kanlı lanetli Tony Blair, istediğin kadar sırıt, sen bir savaş suçlususun, zülüfün her yerde böyle düşecektir.

Senin için tek bir kurtuluş imkanı var. O da Müslüman olmak. Çünkü birisi Müslüman olursa, geçmiş küfür hayatındaki yaşadıklarından sorumlu olmaz. Yepyeni ve tertemiz bir sayfa açılır ona.

Tony Blair, Müslüman ol, kurtul.


www.cemalnar.com


(*)http://www.habervaktim.com/haber/90266/blair_neye_ugradigini_sasirdi.html

Tüm Yazılar