Minareyi Kiliseye Bağlama Sanatı

Avrupa'da, "Gerginlik Çıkarma" peşine düşen İsviçre’nin minare referandumuna tepkiler büyüyor.

Tepki gösteren isimlerden biri de Başbakan Erdoğan’dı. Erdoğan referandum aracılığıyla minarelerin yapımına yasak getiren bir kararın, Avrupa'da yükselen aşırı ırkçı ve milliyetçi dalgaların arttığını gösteren manidar bir örnek olduğunu söyledi.

Bir zamanlar İslami terör dediler, şimdi de böyle bir dalga başladı diyen Erdoğan, inanç özgürlüğüne de vurgu yaparak, yaşananların batılı ve ilkel bir anlayışın tezahürü olduğunu söyledi.

İsviçre Adalet Bakanı'nın açıklamasını da eleştiren Başbakan Erdoğan, “caminin minaresinin köktencilikle ne alakası var” dedi ve ülkemizde eserleri, ibadethaneleri restore ederken, onların bunu yapmasını büyük bir yanlış olarak yorumladı. En önemlisi de temel hak ve özgürlüklerin oylama konusu yapılamayacağını ve inanç özgürlüğünün referanduma sunulamayacağını belirtti.

Aklı başında birçok insanda Başbakan Erdoğan gibi düşünüyor.

“Kişi hangi inanca sahip olursa olsun, inançlarının gereğini yerine getirmesini yasaklayamazsın”…

Yasakla ilgili yorumlarda şaşkınlıklarımda oldu.

Mesela Mehmet Ali Birand beni şok etti. İsviçre’deki minare yasağını sert bir dille eleştiren Birand, “yazıklar olsun” dedi. Keşke bizim ülkemizdeki yasakları da aynı sertlikle eleştirebilse!

Ama kimileride vardı ki sanki derdi başka gibiydi.

Haber Türk'ün Musevi kökenli yazarı Soli Özel’de bunlardan biri… Özel’in neye inandığı beni hiç ilgilendirmiyor ancak söylemleri kabul edilir gibi değil…

Sanki derdi İsviçre’deki yasaktan çok İslam ülkelerine çamur atmak…

Türkiye'de kilise kurmalarına izin verilmeyen binlerce Hıristiyan ve cemaatin olduğu yalanını ortaya atan Özel, Pakistan'da insanların kıtır kıtır öldürüldüğünü söyledi.

Terör konusunda öngörüleri olduğu söylenen bir yazar olarak da eksiklikler olsa da mutlaka “Demokratik Açılım” desteklenmeli diyeceğine bu konuda da eleştirilerini sıraladı. Özel’in bu açıklamaları da, Türkiye refaha kavuşmasın diye, sokak çatışmalarını planlayanların ekmeğine yağ süren cinstendi.

Aslında ucuz polemiklerden hiç hoşlanmıyorum ama bazen tahammül sınırlarım patlama noktasına geliyor.

Müslüman Türkiye’de azınlıklara verilen haklar Müslümanlara bile verilmezken bu ne şimdi…

Verilmeye kalkıldığında da neler olduğunu görüyoruz. Katsayı kararıyla bayramı zehir ettiler.

Şimdi Özel’e demezler mi?

Katliam yapmayı İsrail iyi bilir. İyi yaptığını da siz iyi bilirsiniz.

2006’daki bir röportajınızda Kana ve benzeri saldırılarda çoğu çocuk sivillerin katledilmeleri karşısında “bildiğim kadarıyla Musevi inancında insan hayatı kutsaldır” demiştiniz. Derin bir acı içerisinde olduğunuzu da söylemiştiniz.

Şimdi konumuz İsviçre, nereden çıktı Türkiye?

Eğer hak savunuculuğunda samimiyseniz, Filistin’de yaşanan katliamların peşine düşsenize…

Üstelik onların bırakın yeni cami yapma hakkını, var olanlara bile girmesi çok zor…

Sanırım ne demek istediğimi anlamışsınızdır!

---------------

Şimdi İsviçre’nin tutumuna dönecek olursak minare yasağının inançları yasaklamanın bir kılıfı olduğu açıkça ortada…

AİHM’İN kararları da aslında çok açık.

Dinsel cemaatler meşrudur ve devlet bırakın ibadethaneleri yasaklamayı yapmakla yükümlüdür.

Minare cami ile birlikte yapılır.

Yani bu yasak dolayısıyla inanç kısıtlaması olup antidemokratik bir karardır.

Bu nedenle AİHM’e başvurulmalı o da bu kararı kaldırmalıdır.

ÖNÜMÜZDE Kİ GÜNLER HAREKETLİ OLACAK

2004 döneminde TSK'da kuvvet komutanı olarak görev yapan emekli Orgeneral İbrahim Fırtına, emekli Orgeneral Aytaç Yalman ve emekli Oramiral Özden Örnek’in Ergenekon soruşturması kapsamında ifade vereceği öğrenildi. Bu gelişme önümüzde ki günlerin en çok tartışılacak konularından biri olacak.

İlk önce gündeme getirilecek olanda “Neden şimdi yargılanıyorlar?” sorusu…

Bu yönde şimdiden fısıltılaşmalar başladı bile…

Anlaşılan bayram sonrası bizleri yeni sürprizler bekliyor!

SİZDE KONUŞACAK YÜZ KALDI MI?

Haksızlığın daniskasına imza attılar, birde Başbakan’a cevap yetiştiriyorlar. Yargı kararını, ''siyasi ya da ideolojik bir karar olarak nitelendirmeye hiç kimsenin hakkı yokmuş…

Danıştay Başkanı Mustafa Birden böyle buyuruyor.

Ayrıca ''Danıştay'ı ve mensuplarını, verdiği kararlar nedeniyle suçlayıcı, töhmet altında bırakıcı fikir, kanaat ve beyanları anayasal koruma altına alınan mahkemelerin bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü açısından ciddi bir sakınca olarak görüyorlarmış!

Sayın Birden bu söyledikleriniz bağımsız yargı organları için geçerli…

Bizde böyle biliyoruz!

Tüm Yazılar