Herkese Düşen

Gün geçmiyor ki medyada bir terör olayı, bir adam öldürme, bir tinerci cinayeti, bir uyuşturucu baskını, bir kap kaç olayı, bir fuhuş çetesi, ya da ortalığı molotof kokteyli ile yangın yerine çeviren göstericilerin haberi olmasın…

Hele de şu türlü haberleri okuduğumda kanım donuyor. Öyle içim buruk düşüne kalıyorum: “Fatih’te bir ay önce ortadan kaybolan 11 yaşındaki Alpay D.’nin, bulunması için ilan veren, televizyon programlarında vatandaşlardan ağlayarak yardım isteyen ablası Sevil D.(17) tarafından bıçaklanarak öldürüldüğü anlaşıldı.”

Kız annesini öldürdü…

Baba cinnet getirerek eşini ve çocuklarını…

Genç, yengesi ile kaçtı…

Allah Allah!..

Aşağı yukarı bundan on sene önceydi değil mi “28 Şubat Postmodern Darbe” günleri? O zamanlar sıcağı sıcağına “Pişman olacaklar” diye yazmıştık.

“Hele aradan bir 20 – 30 yıl geçsin, siz din ve dindarlarla mücadele etmenin, İmam Hatipleri azaltmanın, üniversitelere gitme yollarını kapatmanın, hizmet alanlarını daraltmanın, toplumda maneviyatı yok etmenin cezasını çok çekeceksiniz ve bütün bu yaptıklarınıza pişman olacaksınız” demiştik.

“Keşke haklı olmasaydık” diye bir laf var. Keşke bu millete bu kötülükleri yapanlar yapmamış olsalardı da biz uyarmış olmasaydık.

Uyardık ama neye yarar ki?

Şimdi bazı siyasetçiler, bürokratlar, generaller “geçmişte bazı büyük hatalar yaptık” diyorlar. Ders alan olursa bu da bir marifet ama, alan var mı acaba?

Nerde!..

“28 Şubat bin yıl sürecek” diyen yiğitler nerde şimdi? Acaba övünüyorlar mı yetiştirdikleri gençlikle? Tinercilerle, kapkaççılarla, teröristlerle, hırsızlarla, yankesicilerle, sokakları ateşe verenlerle…

Diyecekler ki “biz mi yetiştirdik bunları?”

Ya kim?

Çarşambanın gelişi perşembeden belli olmaz mı?

Şimdi hala “din kültürü dersi”ne kafa takanlar var.

Anlamadılar gitti, “Din dersi” başka, “din kültürü” başka.

“Mecburi din dersi” laik ülkede olmaz imiş.

Evet, olmaz.

Ama “din kültürü” olur. Her insan bu dersi almakla her dini az çok tanır. Bununla da insanlarla ilişki kurmada yararlanır.

Bu ülkenin dini hassasiyetlerini nasıl tanır yoksa insan? Nasıl geliştirir insanî ilişkileri?

Hadi diyelim din dersi vermiyorsunuz, ahlak dersinden gıcık kapıyorsunuz, bari bir “görgü kuralları dersi” koyun, bir “sosyal terbiye dersi” koyun da yavrularımız ana baba kim, kardeş kim, akraba ne, hakları hukukları nedir, misafirlik ne demek, bir toplumda nasıl oturulur, nasıl kalkılır, yemek nasıl yenilir vs. öğrensinler yahu…

Terbiyeden bu kadar korku neden?

Bakıyorsunuz kardeş kardeşi öldürüyor. Küçücük çocuklar amansızca cinsel tacize uğruyor ve öldürülüyor. Her yerde silahlar patlıyor. Genç öğrenciler bile kendini satarak para kazanıyor ve kimse bunu ayıplamıyor.

Şu kulaklarımız bazen istemese de neler duyuyor neler…

Milli Eğitim ne demek?

Eğitimde ne kadar millilik var?

Güya muhafazakar bir parti iş başında!..

Terbiyeden neden korkuyor da okullarda dersini vermiyoruz? Millet bunu mu istiyor sizden? Milletin iradesi bu mu? Onu mu korumaya çalışıyorsunuz?

Bir mektepte din olmasın, ahlak olmasın, terbiye olmasın, millilik olmasın. Peki ama neden? Kimi memnun etmeye çalışıyorsunuz?

Yazık, çok yazık…

Öyleyse şikayetiniz de olmasın. Kanınızı donduracak her habere hazırlıklı olun öyleyse…

“Ne yapalım”ı yok! Anlıyoruz, derdiniz başınızdan aşkın. Ama bizim de en büyük derdimiz bu. Önceliklerinizi bir daha düşünün lütfen.

Hükümetle beraber muhalefet dahil, tuzu kuru bürokrasi dahil, silahlı güçler dahil, medya dahil, iş adamları, sendikalar, STK lar dahil herkes aklını başına almalı, çünkü “kurunun yanında yaş da yanar.”

Bu dinden, diyanetten, sosyal terbiyeden, ahlaktan ve faziletten kaçışa tepki vermeyenler için de, bu kötü gidişe “dur” demeyenler için de, “varsın yansınlar” demiyoruz ama elden ne gelir, elbette yanacaklardır.

Gemi batarsa, her şeyden habersiz güvertede güneşe karşı mışıl mışıl uyuyanlar da batar elbette.

Topu kimse kimseye atmasın; herkes sorumlu…


www.cemalnar.com

Tüm Yazılar