Irz Ve Namus Nereye Gidiyor? II

Şimdi gelelim geçen yazıda sorduğumuz soruların cevabına ve üstünde olduğumuz konuların acı örneklerinin hikayelerini okumaya.

Önce soruyu bir hatırlayalım:

“Dinsiz bir insan için bunlar (ırz, namus) neyi ifade eder acaba?

Neden zina yapmasın mesela dinsiz bir insan?

Neden haram yemesin?”



Belki “toplumsal düzen” adına, “ceza yememe” adına denilebilir.

Peki, bu ikisinin oluşmadığı ortamlarda neden namuslu kalsın?

Bunun makul bir izahı yok.

Öyleyse dinsize göre “namuslu kalmak” adına zevk ve menfaatten vazgeçmek “ahmaklık” olur. Yani acıkan nasıl yemek yerse, susayan nasıl su içerse, cinsel açlık ve susuzluk çeken de partnerini bulur ve giderir şehvetini.

Alan razı, veren razı. Kanun yasak saymıyor.

Ona göre din olmadığına göre, ahiret ve hesap olmadığına göre, cennet ve cehennem de olmadığına göre, sorun ne?

Ona göre sorun yok!..

Var derse ve vaz geçerse ahmaktır zaten…

Peki bu toplumun bir dini var mı?

“Evet, bir dini vardır ve de o da İslam’dır”

Peki ama İslam zinayı suç sayar. Bu toplum da zinayı suç ve ayıp sayar. Peki Türk Ceza Kanunu neden suç saymaz?

Anladık, şeriat yasak, ben onu kasdetmiyorum. Ben şunu kasdediyorum; hani hukukçular, “hukukun kaynağı bir milletin dinleri, örfleri, adetleri, sevgi ve ilgileridir. Kanunlar yapılırken buradan hareket edilir” derlerdi?

Kanun yapılırken bu milletin örf ve adetlerine mi bakılıyor, yoksa Batı toplumlarındaki kanunlara mı bakılıyor?

Cevap açık, kanun yapılırken bakıyorlar, Almanya, Fransa, İngiltere, Amerika nasıl yapmış, ortasını bularak tercüme ediyorlar. Sonra da mecliste kalksın parmaklar.

Saymaya bile gerek yok. Başkan kürsüde konuşuyor; “Kabul edenler?”, “Kabul etmeyenler”, “kabul edilmiştir.”

O kadar!

İyi ama hukuk fakültelerinde okutulan o bilgi ne oluyor?

Ben söyleyeyim: bilgi dediğin de ne? Söz konusu laiklik olunca, gerisi teferruattır.

Peki netice ne?

İşte netice gazete sayfalarına düşen gerçekler. Ben size sadece “Posta Gazetesi”nden bir günlük benzer haberlerin bazısını vereyim (1/26/2010):

İlkini ilk yazıda kullanmıştık hatırlarsanız. Devam edelim:

2- Çorum'un Sungurlu ilçesinde genç bir kız, meşrubatın içine uyku ilacı koyarak ailesini uyutup, sevgilisiyle kaçtı.

3- Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, kız arkadaşı Hülya Davarcı'yı (19) boğarak öldürdükten sonra elleri ve ayaklarını koli bandıyla bağlayıp kanalizasyon kuyusuna attığı gerekçesi ile tutuklu yargılanan sanık Erhan Duran (25) ve müşteki baba Nabi Davarcı hazır bulundu.

4- Koca, 35 yaşındaki karısını önce kayınvalidesiyle kısa bir süre sonra da yine karısının en iyi arkadaşıyla aldattı.

5- Bebeğini poşette ölüme terk etti. Ankara’da evli, 3 çocuk annesi V. A. Eşi Romanya’ya çalışmaya gidince, emlakçi S. Y. İle ilişki kurdu. Hamile kalınca aldırmak istedi. S. Y. Nin verdiği 200 tl. yetmeyince evinde doğurdu ve çocuğu poşete koyarak S. Y. nin iş yerine bıraktı. Pazar günü iş yerine gelenler, çocuğu donmuş buldular…

Bu zamana kadar hukuku katlederek darbe yapıp din düşmanlığı için çalışanlar ve onların şakşakçıları bu misilli haberleri okuyup değerlendirerek iyi düşünsünler.

Bu gidişin sonu nereyedir biliyor musunuz?

Eğer yeniden dine, ırza ve namusa dönmezsek, cehenneme…

Maalesef sosyolojik bir kanun gereği kurunun yanında yaş da yanarak…


www.cemalnar.com

Tüm Yazılar