Yargı Bağımsızlığı

Bir Yahudi, Hz. Ali (RA)'nin Sıffın yolculuğu sırasında zırhını düşürdüğü yerde bulur, sahiplenir...Hz. Ali zırhını geri ister , yahudi vermez. Sonunda Hz. Ali ile mahkemelik olurlar.

Mahkeme başkanı kadı Süreyh'tir. Hz.Ali'ye sorar:

- Şahidin var mı?".

Hz. Ali cevap verir:
Oğlum ve hizmetçim."

Kadı:
Onlar yakının şahitlikleri geçerli olmaz " der....

Mahkeme Yahudi lehine sonuçlanır.Halife ile Yahudi'nin davasında mahkeme Yahudi'yi haklı bulmuş, haklife davayı kaybetmiştir.Ama tüm bu gelişmelere Yahudi dayanamaz ve itirafta bulunur:
Bu adalet karşısında direnemiyorum, Müslüman oluyorum ."

Devlet başkanı yolculuk ediyor, yanında sadece oğlu ve hizmetçisi var. bu ne sade yaşam biçimi. Şimdi bir devlet başkanı bir yerden bir yere acaba nasıl gidiyor? Kaç kişiyle, kaç korumayla ve kaça mal olan masrafla?

Zırhını bulan adamdan istiyor. Kendisi istiyor ve adam vermiyor. Adama ne oluyor? Hiç!... Ama çağıızda başkana hoşuna gitmeyen mektup yazdı diye anası ağlıyor vatandaşın…

Ve devlet başkanı mahkemede. Şahitleri hukuki değil ve davayı kaybediyor. Bu bizim gibi yahudiyi de şaşırtıyor tabi. Ve Müslüman oluyor.

Yahudinin şaşmasını anlıyoruz. Gereğini yapabilecek idrakte oluşunu da takdirle karşılıyoruz.

Peki ama bize ne oluyor? Bu örnekleri gördükten sonra niye şaşırıyoruz?

O da malum aslında. Bizim şaşkınlığımız, biz bunları gördükten sonra, niye bıraktık bunları da, çağdaşlaşma diye batının kafasını aldık? Araki bulasın artık bu erdemleri batı kafasıyla…

Tüm Yazılar