Mahkemeye Giden Halka Nasıl Gider?

Sizin haliniz kime benziyor biliyor musunuz?

Adamın birisi Ramazan ayında hiç oruç tutmaz, ama her gün sahur yemeyi de terk etmezmiş. Nihayet ailesinden birisi, “madem oruç tutmuyorsun, sahura niçin kalkıyorsun?” diye sormuş.

Adam pişkin pişkin cevap vermiş: “Sahura da kalkmayıp yerli gavur mu olalım?”

Sizi de “halka gitmeyelim de yerli diktatör ve faşist mi olalım?”

Öyleyse referandumdan niye kaçıyorsunuz?

Sen halkın karar vermesine karşı çıkmışsın. “Halkın verdiği kararı istemiyorum. Ona güvenmiyorum” demişsin. Tam tersi Anayasa Mahkemesi’ne gitmişsin. Meseleni orada halletmek istemişsin.

İyi, bu senin kişisel tercihin. Yanlış, ama seni bağlar. Sonucuna da sen katlanacaksın.

Ama yarın mahkeme “bu davaya bu aşamada bakamam. Süreç henüz tamamlanmadı” derse, referandum kesinleşirse, halka nasıl gideceksin?

Hangi yüzle gideceksin?

Gidip de ne diyeceksin halka?

“Sizin elinizden hakimiyet yetkisini alan eski uygulama devam etsin. Biz sizin yerinize orada karar verelim. Sizin aklınız yetmez bu işlere” mi diyeceksin?

“Yine eskisi gibi olsun. Devlet atanmış atanmışlarla sürüp gitsin. Halka hesap veren bir devlet başınızı ağrıtır. Gerçekleri bilmenin size ne faydası var. Yok yere üzülmeyin” mi diyeceksin?

Askerin sivillere hesap verir hale gelmesini ve sivil mahkemelerde yargılanmasını Anayasa Mahkemesi’nde iptal ettirmiştiniz. Halk ne güzel oğlunu askere gönderiyordu. Bu arada vatanın bir bölgesinde PKK denilen hain düşmanın döşediği mayına basarak şehit oluyordu. Gözyaşlarıyla toprağa veriliyordu. Ama ana babalar, “ne yapalım, vatan sağolsun” diyordu.

Ama bazen de sonradan öğreniyordu ki, o mayını düşman değil, kendi komutanı yerleştirmiş oraya. Ya da mayın imhasını öğretmek istemiş, eline vermiş mesela. Uzman olmayana bu verilmezmiş. Elinde patlamış da şehit olmuş. Ya da bir başka komutan ceza vermek istemiş de pimini çekerek askerin eline vermiş bombayı. Ve orada patlayan bomba ile kaç asker şehit düşmüş. Ama ana babalara “kusura bakmayın, böyle böyle oldu” denmemiş. Haklarında yargılama da olmamış. Öyle gitmiş mesele. Ama sonradan bir şekilde meydana çıkmış bu işler.

Şimdi siz halka gidecek ve şöyle mi diyeceksiniz: “Yahu öğrendin de ne oldu? Başın ağrıdı, üzüntün arttı. Biz böyle olmasın diye çabalıyoruz işte.”

Bunu mu istiyorsunuz, böyle mi diyeceksiniz?

Sahi halka güvenmiyorsun da en ufak bir kanun değişse Anayasa Mahkemesi’ne gidiyorsun, şimdi halka nasıl gideceksin?

Hangi yüzle gideceksin?

Gidip de ne diyeceksin halka?

Parti olmanın ilk şartı halka güvenmektir. Sen kime güveniyorsun? Yıllarca tek parti döneminde eğitip yetiştirdiğiniz bürokratlarınıza mı?

Onların da ömrü bitiyor işte. Emekliye ayrılıp gidiyorlar. Milli şef bakiyesi “remi ideolojiyi” “mutlak iman” kabul etmişler teker teker bitiyorlar. Siz hala demokrasiyi “kurumlar” eliyle götürmeye, halkı devre dışı bırakmaya çalışıyorsunuz.

Öyleyse halka ne diyeceksiniz yarın?

Referandumda halktan nasıl oy isteyeceksiniz?

Yoksa halka gitmeyip yine Meclis kulisinde mi oturacaksınız?



www.cemalnar.com

Tüm Yazılar