Din Ve Devlet

İçini dışını İslam ile arındıran insanın, çevresini de arındıracağı, çevresine de arı duru davranacağı kuşkusuzdur.

Toplumun temizliğinin en temel şartı, bireyin manevî temizliğidir. Toplumun huzuru, saadeti, itminanı, bireyinkilere bağlıdır. Bireyin iç temizliğini başarmalarının gerekli alt yapılarını, imkânlarını hazırlamayan bir toplum ve yönetim, dış temizlikte ne kadar çalışsa da başarılı olamaz.

Bu yüzden adil, dengeli, huzurlu ve mutlu bir toplum oluşturmak isteyen herkesi, bireylerin iç temizliğine giden yol olan din, alabildiğine ilgilendirmelidir.

İnsanın ruhsal yönlerine dair sağlık sorunları ile ilgili olarak tıp, sosyal hayata bir düzen getirmesi açısından siyaset ve hukuk, toplumsal davranışları tanıma ve yönlendirme açısından sosyoloji, temel ihtiyaçları karşılama açısından ekonomi ve benzeri daha birçok bilim dalları, insan ve davranışları ile ilgilenmişlerse de, hiç biri insanı din kadar kuşatamaz ve terbiye ederek mutlu kılamaz. İlimler insanı dinden müstağni kılamaz.

Onun için insanını mutlu kılmak isteyen devletler ve yönetimler, bunu sağlayan birinci etken olarak dinin önünü olabildiğince açılmalı ve ondan yararlanmanın azamî imkânlarını sonuna kadar kullanılmalı ve kullandırmalıdırlar.

Amaçlanan mutlu bir toplum için en gerekli olan, hiç şüphesiz bireyleri arındıran ve olgunlaştıran dindir.

çünkü Allah’a karşı ibadet ve taatlarını, batınını ihlâsla ve zahirini ölçülere bağlılıkla ve amacını gerçekleştirecek bir bilinçle yerine getirerek iç huzurunu, kalp temizliğini yakalamış bir bireyden, evet, işte böylesine mutlu bir bireyden, mutlu bir aile meydana gelecektir.

Böyle bir aile ise toplumun mutluluğunun kaynağıdır.

Mutlu bir toplum ise, devletin huzur ve bekasının teminatıdır. Dikkat edilirse hepsinin de altında yatan temel dinamik, dindir.

Akıllı bir devlet, bireyin, dolayısıyla ailenin ve toplumun mutluluğunu sağlayan dinin öğretilmesinin ve hayata geçirilmesinin imkânını alabildiğine insanlara sunan devlettir.

Allah ile savaşma anlamına gelen din düşmanlığı ise, kendi huzur ve bekasına düşman olma anlamına geldiği için, aslında devlet mantığı ile de bağdaşmayan bir tutumdur.

çağımızda bir devletin kendini “laik” olarak tanımlaması, dinler karşısında nötr, tarafsız ve eşit mesafede durması olarak anlaşılmaktdır.

Bunun ifade ettiği gerçek, hiçbir din ve inanca karşı olmaması, düşmanca tavır almaması, zarar vermemesidir. Aynı zamanda bireyler arasında yaşanabilecek bir din çatışmasını da önlemesidir.



Tüm Yazılar