Hakkı Söylemek

Yeni bir seçime doğru pupa yelken süratle gidiyoruz. Herhalde bundan sonra bu mihverde yazıp konuşacağız.

Bu seçimle çok önemli. Bu seçimlere halkın iradesi tam yansımalı. Vesayet rejimi kaybettiği güç ve itibarını kazanmaya çalışacak ve bunun için liderleri etkileyerek kendi adamlarını seçtirmeye çalışacaklardır.

Geçen seçimlerde ortaya dökülen video bantlarındaki sesleri hatırladınız mı? Hani şu çirkin üsluplar, emir ve tehditlerle, hatta “p…..k”li küfürlerle dolu kasetlerdeki milli iradeyi hiçe sayan sesleri…

Dürüst, ilkeli siyasetçilere ihtiyacımız var. Her zaman ve zeminde doğruyu savunacak, milletin menfaatini şahsi çıkarından öncelikli sayacak, emeğe saygılı, kadir kıymet bilir, ama asla yağcılık ve dalkavukluk yapmaz, yeri gelince doğru bildiğini söyler ve savunur, hatasını görünce vazgeçer ve gösterene teşekkür eder, birlik ve dirliği korumaya çalışır, gönlü zengin, kanaatkarlığı bitmez tükenmez hazine bilir bilgi ve tecrübe yüklü ehil insanlara çok ihtiyacımız var.

Fakat bu seçim sistemi buna izin vermiyor maalesef. Bu seçimlere de yine lider ağırlıklı adaylarla gideceğiz. O yüzden hem liderlere, hem de adaylara tarihi mesuliyetler düşmektedir.

Bakalım herkes imtihanını nasıl verecek?

Şimdi biz hem onlara, hem de bütün genele bazı hatırlatmalar yapalım, elde fırsat varken. Allah Teâlâ’nın rahmetine sığınır ve bizi ilkelerimizden ayırmamasını dua ederiz.

Hiç şüphesiz zalim yöneticiler, hakkın söylenmesinden hoşlanmazlar. Hakka tapmayanların tek kutsalı vardır; güç kuvvet ve iktidar. Onun için işlerine gelmediğinde düşünce ve ifade hürriyeti tanımaz, insan haklarını hiçe sayar, yargıyı baskı altına alır ve insanları zindanlara tıkayarak inim inim inletirler. Hatta kılları kıpırdamadan idam bile edebilirler.



Ancak bütün bu kötü hareketler, Allah erlerini asla yıldıramaz, korkutamaz ve sindiremez. Hakiki Müslümanlar ve özellikle de alimler asla zalimlere meyletmez, sevgi beslemezler. Değilse, kendilerine cehennem çarpacağını çok iyi bilirler.( Hud, 113)

Evet onlar, Allah’ın azabının, insanların azabından daha şiddetli olduğunu çok iyi bilir, aleyhlerine gibi gözükse de hakkın ve hukukun gereğini yaparlar.(Ankebut, 10)

Allah Resulü (sa) şöyle buyurdu:

“Ahir zamanda zalim valiler, fasık vezirler, hain hakimler, yalancı fakihler olacaktır. Sizlerden bu zamana yetişenler, onlardan her hangi bir vazife almasın! Ne zekat toplayıcı, ne yönetici, ne de zabıta olsun.”(Rudanî, a.g.e.3 /186.(6062.); Terabani, Mu’Cemu’l- Evsat’ta ve’s sağirde leyyin bir senedle)

Şairin şu mısraları da gerçekten güzel:

Muîn-i zalimîn dünyada erbab-ı denaettir.

Köpektir zevk alan sayyad-ı bî insafa hizmetten...

Gerçek alimler ve aydınlar, idareciler haktan saptığı ve zulmettiği zaman, hakikati onların yüzlerine haykırmaktan asla çekinmezler. Elbette “Asr” suresinde ifade edildiği gibi bunun az çok bir bedeli vardır. Hatta, şehadete kadar varabilecek bir bedel...

Peygamberimiz bu uğurda şehit olanları, Hz. Hamza’ya yaklaştırmış ve şöyle buyurmuştur:

“Cihadın en faziletlisi, zalim sultan önünde hakikatı söylemektir.”( İbn-i Mace, Fiten, 20 (4011-4012) )

“Şehitlerin en faziletlisi, zalim sultana hakkı söylerken öldürülen kimselerdir.”( İbni Mace, Fiten 20, (4007-4008))

Allah’ı seven ve Allah’ın da kendisini sevdiği gerçek bir müslüman, bu uğurda kınayanın kınamasına aldırmaz ve vazifesini yapmaya çalışır.(Maide, 54)

Eğer iman zayıflığı veya başka bir sebep yüzünden bunu yapamıyorsa, hiç olmazsa onlara buğzeder, onları terk eder, surat asar, yardımcısız ve desteksiz bırakır.

Unutmamak gerekir ki bu da imanın en zayıf derecesidir.

Öyleyse gördüğü yanlışa karşı gözlerini kapayarak “isabet buyurdunuz efendim” yağcılık ve dalkavukluğunu iman ve ahlakın neresine koyacağız?

Bunu da gelecek yazımıza bırakalım mı?

Tüm Yazılar