Seçim Ve Müslüman

Hızla yeni bir seçime doğru gidiyoruz. Bu seçim zamanlama bakımından fevkalade önemlidir ülke ve insanımız için. Bu yüzden bu seçimleri isabetle yapmamız hayati önemi haizdir.

Bilindiği gibi yönetimsiz bir insan topluluğu olmaz, özellikle de İslam topluluğu hiç olamaz.

Neden mi?

Devletsiz ve yönetimsiz İslam’ın öğretilmesi, namaz, oruç, zekat, hac, cihad vs. ibadetlerin yapılması, insanlar arası ilişkilerin Allah'ın kanunları doğrultusunda düzenlenmesi, genel ahlakın, sosyal barışın, iktisadî dengenin ve adaletin sağlanması mümkün değildir.

Devletsiz ve yönetimsiz kalındığında hevaya ittiba ile fitne, fesat, zulüm ve düşmanlıklar sebebiyle bölünüp parçalanmanın, her türlü ahlaksızlığın revaç bulup yayılmasıyla yıkılıp yok olmanın önüne geçmek de mümkün değildir.

Öyleyse güzel insanların elinde gerçekleşen iyi bir idareyle her türlü iyiliklerin yerleştirildiği, kötülüklerin ortadan kaldırıldığı bir İslam toplumunun inşası mümkündür.

Böyle bir yönetimin adil ve iyi idarecileri, "sorumluluk oranında sevabın da artması" kuralına göre elbette çok büyük sevaplar kazanacaklar, takdir ve tebcile, sevgi ve saygıya, yardım ve desteğe mazhar olacaklardır.

Bu kaideyi aldığımız hadislerden birisini yazalım;

"Doğru yola davet eden kimse için, bunu öğrenip uygulayarak sevap kazanan kimsenin ecri kadar ecri vardır. Ve onun ecir kazanması da diğerinin ecrini asla azaltmaz. Sapıklığa ve dalalete davet eden kimse için de, o yola girip günah kazanan kimselerin günahı kadar ona günah yazılır. Bu da onların kazandırdıkları günahlardan bir şey eksiltmez."(İbni Mace (207), İbrahim Canan, a.g.e.19/539 (6043))

Elbette bu hadis-i şerife göre idarede vazife hakkıyla yerine getirilmez de ülkede fıskın, fücûrun, günahın, haramın, zulmün yayılmasına sebep olunursa, onun da günahı kat kat artacaktır. O da ayrı bir mesele.


İşte bu yüzden İmam Gazali’ye göre ibadetlerin en makbulu, adalet ve ihlas ile ifa edilen hilafet ve emirlik görevidir."(Fahrettin Korkmaz, Gazali'de Devlet, s.56)

Tartüşi şöyle der: "Adaletle hükmeden Müslüman bir yöneticinin bu makamı üzerinde Allah tarafından gönderilen peygamberler ve O’na çok yakın (mukarreb) meleklerden başka hiç kimse yoktur."( Said Havva, İslam’da Yönetim Ve Yönetici, s.14)

Ebu Mansur: "İnsanoğlunun ulaşabileceği en şerefli makam, peygamberliktir. Peygamberlikten sonra ise hilafettir." Der. (Said Havva, İslam’da Yönetim Ve Yönetici, s.14)

İzzüddin de şöyle der: "Yöneticiliğin, taatlar içinde Allah'a itaatın en faziletlisi olduğu hususunda Müslümanlar ittifak etmişlerdir. Adil yöneticiler de başkalarına nazaran sevapları en çok, Allah katındaki makamları en yüce olan kimselerdir. Zira Allah'ın koyduğu emir ve yasaklar, onlar vasıtasıyla uygulanır ve her türlü batıl onların eliyle yeryüzünden uzaklaştırılmağa çalışır. Zira yönetici tek bir söz söylemekte kendi hakimiyeti altındaki topraklarda binlerce zulmü uzaklaştırır. O küçücük bir söz söyler fakat büyük bir ecir kazanır. Hesap gününde adil bir yöneticinin mizanına kendi hakimiyeti altında yaşayan bütün insanların amellerinin bir benzeri konması, onun için yeterlidir. Zira İslam'ın koyduğu önemli bir kaide vardır ki o da; “bir hayra sebep olan, yapanın sevabını da elde eder."( Said Havva, İslam’da Yönetim Ve Yönetici, s.14)

Şimdi birisi kalkar da “yahu hocam, sen İslam devleti ve yöneticileri ile laik devlet ve yöneticilerini birbirine karıştırdın galiba?”derse, derim ki:

Yok yok, birbirine karıştırmadım. Ak ile kara kolay kolay birbirine karışmaz.

“Ya derdin ne?” derseniz derim ki: Bizde bir kaide var, “tamamına eremediğinin tamamı da terk edilmez.”

Yani “ya hep, ya hiç” yok yani, yapabildiğin kadar imkanları İslam için kullanmak, gücünün yettiği kadar hizmet etmek, elinden geldiği kadar şerre engel olmak ve hayra çalışmak var.

Allah Teâlâ’nın evrende “tedricilik” kanunu var. Aşama aşama ilerler Müslüman, ayakları yere sağlam basarak gider.

Eğer bazı Müslümanlar siyasetle bu topluma hizmet etmek istiyorlarsa ve buna sağlık, bilgi ve ahlak açısından kendilerini uygun görüyorlarsa, buyursun yapsınlar. Sevabı çok olur inşallah.

Ama bunu bu halka bir hizmet için değil de, kendileri namına şan ve şöhret için, mal ve makam için yapacaklara da bir çift sözümüz var: İyi düşünün, hesap vereceksiniz, ahiret var, azap var.

Tüm Yazılar