Adaylar Cesur Olmalı

Yeni bir seçimin eşiğindeyiz. Milletvekilliği için “Aday adayları” belli oldu. Bundan sonra sorumluluk merkezde artık.

Bugün foyası meydana çıkmış çirkin bir vesayet rejiminde yaşıyoruz. Bu sistemin halkın iradesine göre şekillenmesi için, hukukun içinde mücadele verecek kahraman yetkililere ihtiyaç vardır.

Buradan parti genel merkezlerine çağrı yapıyorum; adaylarınızın en belirgin özelliği cesaret ve kahramanlık olsun. Para pul, şan şöhret, makam mansıp nasıl olsa olacak, bari millete hizmet edecek kadar, bunun için engelleri aşmaya cesaret edecek kadar kahraman olsunlar. Karşılarına dikilen zorbaları halktan aldıkları güçle safdışı etmeye şimdiden gözleri kessin, feri yetsin.

Bizi utandıracak teslimiyetçi korkaklara ihtiyacımız yoktur. Ne kendilerini, ne de bizi perişan etmesinler. Adaylıktan şimdiden çekilsinler.

Buna rağmen gider de gerekenleri yapmazlarsa, çok büyük vebalde olacaklardır. Dünya ahret ellerimiz yakalarını bırakmayacaktır.

Onlara örnek olarak İmam-ı Azamı gösterelim.

İslam âlimlerinin kahramanca çalışmalarının ilk örneklerinden birisi, şüphesiz ki İslam hukukunun en büyük temsilcilerinden biri olan Ebu Hanife’dir.

Yönetimin gayr-ı meşru bir biçimde Emeviler’e geçmesinden, hilafetin saltanata dönüşmesinden ve art arda gelen zalimane uygulamalardan sonra İmam, tamamen yönetimden bağımsız bir eğitim ve öğretim hareketi başlattı. Yönetimin her türlü yönlendirmesinden uzak bir hareket...

Ebu Hanife, Emevi iktidarının zulümlerini kendi varlığıyla meşrulaştırmamak için, Emevi Valisi İbn Hübeyre’nin dayanılmaz tehditlerine karşı “Vallahi, eğer benden Vasıt mescidinin kapılarını saymamı istese, şu ırmakta boğulmaya razı olurum da ona evet demeye razı olmam” der.

Ancak O’nun vefatından sonra en büyük talebesi, Hanefi mezhebinin ikinci müctehidi Ebu Yusuf, onun istemediği ve bu yüzden kırbaçlandığı, hatta zindana atıldığı, belki de ölümüne sebep olan ülkenin baş kadılığı memuriyetini, bu günün ifadesiyle bir yerde “Adalet Bakanlığı”nı kabul etmiş ve bir kısım hizmetlerde bulunmuştur.

Unutmamak gerekir ki Ebu Yusuf, kendisini adalet bakanlığına veya baş yargıçlığa taşıyan iktidarın zirvesinde oturan Ebu Cafer Mansur’un aleyhine birkaç kez hüküm verecek kadar cesur ve adil bir hukuk adamıdır.


Bu ikitutum ve davranış ayrıca düşünülmesi ve değerlendirilmesi gereken bir durumdur. Anlaşılan sosyal olaylarda bazen doğru tek olmayabiliyor. En doğru ise her zaman tartışma götürür…

Bu değerlendirmeyi sanırım ilk yapan da Ebu Yusuf’tur. Fakat yazı uzadı, biz bu değerlendirmeyi gelecek yazıya bırakalım isterseniz.

Tüm Yazılar